banner17

Her insan 'boncuk' oynayamaz!

Aliya İzzetbegoviç'in övgü dolu sözlerine mazhar olan bir kitap Boncuk Oyunu. Savaşa savaşa us ve ruh devinimleriyle okuyorsunuz kitabı.

Her insan 'boncuk' oynayamaz!

Aliya İzzetbegoviç’in övgü dolu sözlerine mazhar olan bir kitap Boncuk Oyunu. Savaşa savaşa us ve ruh devinimleriyle okuyorsunuz kitabı. Temelden ve tümüyle “Köle olmayacağız” diyerek çok zorlu bir yola girmişsiniz gibi. Fakat ‘Bî-baht olan’lardansanız semâdan değil ‘dürr ü güher’ top mermisi yağsa gene de başınıza ‘bir katre’nin düşmeyeceği kesin.

Kitap ne anlatıyor okuyucuya

Boncuk Oyunu, Hermann Hesse’nin II. Dünya Savaşı yıllarında, çağının eğitim anlayışını eleştirmek için yazdığı bir eser. Eserde, Kastalya tarikatının alt basamaklarından başlayarak, Magister Ludi mertebesine kadar yetişen Josef Knecht’in aldığı eğitim; aldığı eğitimin hakkını vermek için bağlı olduğu kurumdan ayrılması ve amacına ulaşmasının öyküsü anlatılmaktadır.

Hermann Hesse, Boncuk OyunuEğitim çağındaki çalışkan, zeki, yetenekli çocuklar ülkedeki okullardan seçilerek, Kastalya’da iyi bir eğitimden geçerler. Zamanının ‘föyton çağı’ anlayışına karşı, halka ulaşmayarak elit insanlar yetiştirmeye çalışan, ütopik Kastalya aydınları ve öğrencileri, temeli müzik ve matematik olan Boncuk Oyunu’yla toplumu yükseltmek için usa ve meditasyona dayalı bir oyun oynamaktadırlar. Dış dünyadan bağımsız olarak yetiştirilerek aklın üstünlüğünü kabul eden bu yatılı öğrencilerin karşısında, düşünce dünyası toplumla içli dışlı olan hafta sonu evine giden öğrenciler vardır. Bu yatılı öğrencilerden Josef Knecht, bir zamanlar us üstünlüğünü savunmasına karşın ilerde karşılaştıklarıyla artık birleştirici bir düşünce dünyasının hayalini kurar. Öğrenci olarak girdiği kuruma genç denilebilecek yaşta bir Magister Ludi olarak dahil olmuştur. Boncuk Oyunu’nu daha iyi tanımaya başlar. Çok sesli bir konçertonun özlemiyle; eğitim aldığı kurumun her insan gibi bir sonunun olduğunu ve bunun yaklaştığını görerek oradan ayrılır. Çocukluk arkadaşı Plinio’nun oğlu Tito’nun aydınlanmasına kendini adar. Kendi eğilimlerine göre bir bilim adamı yetiştirme arzusundadır. Yalnız bunu başaramadan ölür. Yüzme bilmeyen Knecht, dersin ilk günü öğrencisinin ardından atladığı gölde boğularak ölür. Vurdumduymaz Tito’nun bu olaydan sonra aydınlanmasıyla öğretmen Josef Knecht bir bakıma istediğine kavuşmuştur.

Tarih tekrar eder mi?

Geride kalmış çağlarda işlenen hataların tekrar ettiği aşikâr. Her devirde kurulan sistem, çağının şartları nazarında kendini şekillendirir; doğan sistem, tarihin akışıyla gelişir, son merhaleye geldiğinde ise çöküş gerçekleşir. Boncuk Oyunu üstatlarının bu çöküşü fark edemeyişi, Josef gibi doğuştan lider birinin, Kastalya’nın molozları altında kalmak yerine, toplum adına, arayışlar içine girmesini gerektirir. Bireysel ahlak anlayışını temsil eden Knecht, kurumunun bağnazlığına baş kaldırmış; sadece kurumunun değil, mistik dünya görüşüne karşı olanların tutuculuğuna karşı, birleştirici bir ahenk anlayışıyla cevap verir. Ruhu uyandıran yaşantı, onu yüceltirken içten gelen çağrılarla, evrensel ruhu bina eder. Her bir çağrının bağlarından kurtulmasıydı, esas olan. Yükselen ruhun her zaman daha ileriye gidebilmesi için bu gereklidir.

Kendini, birbirine görünürde dost, iki düşman dünyadan kurtaran Josef, akıl-duygu dengesine ulaşır. Her insan gibi bir liderde hayatın şekillendirmesine maruz kalır. Ama onun normal insanlardan farkı vardır. Aklını kullanarak vicdanının sesini dinler. Öğretilen değerlerin karşısına başka bir değerle çıkar. Bu değerleri toplumun huzurunu bozmak için değil gerektiğinde topluma faydalı olabilmek için kullanır. Her şeyin hakkı olduğunu bilmek, her şeyin hakkını verebilmek: tutku atmosferinde kuşatıcı koruyuculuk edebilmektir. Bazen kişi istemese de bu gerçekleşecektir.

Hermann Hesseİki ayrı karakter ve kaderle sınav 

Kitapta iki farklı düşüncenin savunucuları vardır. Tegularius: tamamen toplumdan kopuk yaşayan bir Kastalyalı’dır. Designori ise, hayatın karmaşasına atılan bir karakterdir. Bir düşüncenin en uç noktaları verilmiştir. Her iki kişinin de Knecht’in şekillenmesinde etkisi büyüktür. Kurallara -yanlışları göremeyecek derecede- bağlı Tegularius, en uysal vatandaş tipine; Designori ise sürekli baş kaldıran uçarı bir tipe örnektir. Kader, birisini salık verilmeye mecbur köle yapar; birisine ise söylediklerine karşı çıkan, düşündüklerini uygulatamadığı bir evlat verir.

Zenginliğin, mutluluğun bir toplumun ortak paydası olması nasıl tabii bir hâl ise; eziyetin, sıkıntının, cefanın da ortak payda olması öyle tabii bir haldir. İşte lider, oluşumda soyut bir çizgiden öte, alt üst ilişkisini süzen bir katman olmalıdır. Kişilerin sindiremeyeceği şeyi sindirilebilir hale getirmektir onun görevi.

Sökülen taşlar taşı tutanın üstüne devrilir 

“Her taş, varlık nedenini yalnızca yapının bütününden alır.” Her yapı, sökülen her taşın eksikliğiyle taşı tutanın üstüne devrilir. Parçadan bütünü oluşturmak ise bir nev’i tasavvuftaki vahdet-i vücûd anlayışıyla örtüşür. Zaten Hermann Hesse’nin Doğu seyahatleriyle düşünce dünyası gelişmiş, bu düşünceleri de eserlerine yansımıştır. Daha girişte sizi karşılayan ‘Doğu Seyyahlarına’ selamlaması bu kanıyı doğrular nitelikte. Kitabın birçok yerinde bu gibi çağrışımlar bulmak mümkün.

Kitapta, ruh eğitimleri birçok yerde karşımıza çıkar. Derin düşünme (meditasyon), Boncuk Oyunu için bir hayli önemlidir. Seremoniye, simgeler yoluyla derin manalar yüklemek Boncuk Oyunu kıstaslarından biri haline gelmiştir. ‘Küçülmede başarı’, ‘sebat’ın esenliğe kavuşturduğu, çoğulda bütünü görme gibi imgelemler dikkati çekmektedir. İnzivaya çekilmek isteyen Knecht için konunun, eylemin bir önemi yoktur. Bunlar sadece düşünebilmek için, mutluluğu tadabilmek için bir bahane olacaktır. Öğrendiğimizi yahut yaşadığımızı sandığımız şu dünyada, üslup daha önemlidir.

Yönetimi eğri bir devlet, şefi olmayan orkestra gibidir

Vahşi toplumların, yıkılmakta olan devletlerin, huzurdan yoksun milletlerin müziği, dirlik ve düzenlik içindeki bir çağın müziğinden daha arı-temiz olabilir mi? Yönetimi eğri bir devletin, şefi olmayan bir orkestradan ne farkı var? Ya da bir kemanı her zaman her yerde bir tanbura göre üstün gören bir sanatçı olabilir mi? İnsan yanlış yollara sapabilir, hata edebilir, -doğru- yasaları çiğneyebilir, bütünü birbirinden ayırabilir; ama yine de bundan kurtularak, pişmanlıkla tekrar doğru yola girmelidir.

Küçük bir çocuktan farkı olmayan insanların elinden dünyayı almak gerekiyor. Bir ninniyle uyutulmalı yahut büyütülmesi gerekiyor. Kanın, savaşın, menfaatin önüne geçebilecek bir anne aranıyor!

 

 

Abdurrahman Ekin okudu, yorumladı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 11:34
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nidayi Sevim
Nidayi Sevim - 8 yıl Önce

Etkileyici bir yorum. Elinize sağlık...

Nuri
Nuri - 8 yıl Önce

Kuşa, kuş/at nereye kadar?

banner8

banner20