Her gün yeni bir başlangıçtır

Zeze hüzünlü ama bir o kadar da macera dolu hikâyesinde bizlere birçok ders veriyor. Hayatta; eksik kaldığımız duygularımızla, korkularımızla ve katlanmak zorunda olduğumuz insanlarla nasıl mücadele edebileceğimizi öğretiyor, bizlere. Deniz Demirdağ yazdı.

Her gün yeni bir başlangıçtır

Jose Mauro De VasconcelosGüneşi Uyandıralım kitabında da Zeze karakterinin serüvenlerini, içsel ve dış dünyadaki maceralarını, izlenimlerini, çocukluk yıllarını ve hayallerini aktarıyor okurlarına. Bu roman Vasconcelos’un çocukluğunun özeti olmasının yanı sıra çocukluk yıllarındaki duygularından ve hayal dünyasından önemli kesitler sunmaktadır.

Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinde yaşayan fakir bir ailenin oğlu Zeze, çok geniş bir hayal gücüne sahiptir. Bu yeni serüvende hayalleri, haylazlıkları ve hüznü gibi Zeze’de büyümüştür artık. Ailesi onu iyi bir eğitim alması ve iyi bir hayat sürmesi için zengin bir aileye evlatlık olarak vermiştir. Ama Zeze burada da aradığı sıcaklığı bulamamıştır.

Tek dostu şeker portakalını kaybetmesinin yanı sıra ailesinden koparılma acısı da eklenmiştir artık omuzlarına. Karşımızda daha büyümüş bir Zeze var ancak daha olgun bir Zeze yok… Yaşadığı onca hüzne ve acı kayıplara rağmen çocuksu ruhunu kaybetmemiştir. Cezalarla örülen bir hayatı olsa da hala hayallerinde kendine başka dünyalar kurmaktan ve maceradan maceraya koşmaktan vazgeçmemektedir.

“Daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. Yüreğimizde doğan güneşten... Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimizi de uyandırmak için göğsümüzde uyandırdığımız güneşten.”

Zeze’nin yeni dünyasında şeker portakalı yerine artık bir kurbağası ve Maurice Chevalier vardır. Zeze filmde gördüğü Maurice Chevalier’ın babası olmasına karar vermiştir. Kalbine yerleşen ve onunla sürekli konuşan kurbağası Adam ile birlikte ise hayatı öğrenmeye başlar.

“Her şeyi biliyorum, Zeze. Bunun için geldim. Yüreğinde yaşayacak ve seni koruyacağım. Bana inanmıyor musun?

Evet, inanıyorum. Hayatımda bir kere benimle yeryüzünün en güzel şarkılarını söyleyen bir kuşum oldu yüreğimde.

Şimdi nerede?

Uçtu. Gitti.”

Zeze bu yeni serüveninde aşk duygusuyla tanışacaktır. Yeri hiçbir zaman doldurulamayacak olan, yüreğine sokulup yerleşen kurbağasının yerine yabancı olduğu duygular yerleşecektir. Aşkı ve aşkın getirdiği acıları ve ayrılıkları ilk defa bu eserde tadacaktır. Yeterince büyüdüğü ve artık delikanlılık çağına girdiği gün Adam, Zeze’nin kalbinden artık gitmek zorundadır. Bu ayrılık, kahramanımız Zeze’yi yaralayan fakat olgunlaştıran acılardan biridir. Zeze, artık bir delikanlıdır ve yola, dostları ve sevdikleri olmadan devam etmek zorundadır. Zeze’nin yaşadıkları, hayata dair kayıp ve kazançları şu cümleler ile yer buluyor paragraflar arasında;

“Senin ki Zeze, hüzünlü bir güneş. Yağmur yerine gözyaşlarıyla çevrili bir güneş. Olanca yeteneğini ve gücünü keşfetmemiş bir güneş. Senin tüm anlarını henüz güzelleştirmemiş bir güneş. Küçük bir parça da mızmız bir güneş.”

Gidip güneşi uyandıralım

Zeze bu hüzünlü ama bir o kadar da macera dolu hikâyesinde bizlere birçok ders veriyor. Hayatta; eksik kaldığımız duygularımızla, korkularımızla ve katlanmak zorunda olduğumuz insanlarla nasıl mücadele edebileceğimizi öğretiyor, bizlere. Küçük kalbi ve büyük hayal dünyası ile bizleri derinden sarsarak yaşından büyük tecrübelerini aktarıyor okura. O yüzden Şeker Portakalı’ da serinin ikinci kitabı olan “Güneşi Uyandıralım” da sadece birer çocuk kitabı olarak değil; yetişkinlerin çocukların dünyasını anlamak ve yorumlamak için başvurabilecekleri bir kılavuz niteliği taşıyor. O zaman biz de Zeze’nin ortak olduğumuz bu hüznü ve yaşantısından kendimiz için bir pay seçerek, eşlik edelim yolculuğuna. Her günün öğrenmek adına yeni bir başlangıç olduğunu ve Zeze’nin serüveninden öğrenilmiş ve öğrenilecek çok şey olduğunu bilerek eşlik edelim.

Deniz Demirdağ, “Her Gün Yeni Bir Başlangıç”, Kitabın Ortası dergisi, Temmuz 2018, sayı 17.

Güncelleme Tarihi: 14 Ocak 2020, 16:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26