Her Cümlesi Bir Yaradan Sızıp Gelen Kitap

Mustafa Ekici’nin 'Sana Benzemek' kitabı yaralarımıza dokunuyor. İnsana canlılığını hissettiren, her daim kanayan ve üzerinde insan olmaklığımızı tecrübe ettiğimiz, derin bir var olma bilinci ile bizi sarıp sarmalayan yaralarımıza... Muaz Ergü yazdı.

Her Cümlesi Bir Yaradan Sızıp Gelen Kitap

Sana Benzemek”, Mustafa Ekici’nin kitabı. Öykü, şiir, portre yazısı, deneme gibi edebi türlerin bir aradalığından müteşekkil… Samimi, insanın zihnine ve yüreğine dokunan cümleler… Çokça hüznün ve kederin eşlik ettiği bir iç yolculuğu, içe yolculuk… Yaralarımıza dokunuyor kelimeler, varlık yaramıza… İnsana canlılığını hissettiren, her daim kanayan ve üzerinde insan olmaklığımızı tecrübe ettiğimiz, derin bir var olma bilinci ile bizi sarıp sarmalayan yaralarımızdan… Var olmak zaten bir yaranın en kanayan yerinde, göbeğinde yaşamaktan başka ne ki?..

Çocukluğumuza, ilk gençlikteki yürek çarpıntılarımıza, hatıralara, unutamadığımız çocukluk siluetlerine, kaçışlarımıza ve geri dönüşlerimize doğru bir yolculuğa çağırıyor hepimizi “Sana Benzemek”… Naif, kırılgan, ürkek çocukluğa… Bitip tükenmek bilmeyen bir kedere dönüşen beklemelere… Diz boyu hatta ev boyu yağan karların beyazlığını ve de temizliğini çağırıyor sonsuzca kirlenmiş ve kirletilmiş bugünlere. Ancak kışla anlama kavuşan baharları… Sekine’yi buluyoruz sonra beyhude bir bekleyişte. Çocukluğumuzu, kırgınlığımızı, kırılganlığımızı, suskunluğumuzu, sükûtumuzu… Her gün yanından gelip geçtiğimiz, dikkatimizi çekmeyen bir taşın ruhu olduğunu öğretiyor yazar bizlere. Bir taşın ruhuna dokunuyoruz. Bir duvardaki taşın gizlediği duygu yığınına, sayısız göze, fısıldayan dudaklara…

Batılı Beyaz Adam nasıl adamlıktan çıktı?

Ruhumuzun türküleri ses veriyor kitabın ilerleyen sayfalarında. Tutunup her birine sonsuzluğa kanat vurduğumuz türküler… Bazen yüreğimizde hüzün yüklü rüzgârlar estiren bozlaklar, gözlerine ay damlayan ceylanların koşturduğu uzun havalar, bazen upuzun kederleri sesleyen dengbejler, bulutlardan yağmur gibi yağan mayalar… Mustafa Ekici, ruhunu hayata adapte etmek gayesiyle dinlediği türkülerin anatomisini çiziyor adeta. ‘Karadır Kaşların Ferman Yazdırır’ türküsüyle aşkın, özlemin, ayrılığın şehrine giriyor. Elinde ilk defa sahip olduğu plastik bebeğin sevinciyle gözleri ışıldayan köylü kızın utangaçlığını hatırlatıyor. Bizi hatırlatıyor, bize.

“Sana Benzemek” kitabındaki yazılar sadece içe yolculuktan, çocukluğun ülkesine seyahatten ve hatıraların hüzünlü iklimine dönüşten ibaret değil. Var oluş sancısının yarasıyla kanamaktan da… Modern Batı’yla, özgürlüğün ve demokrasinin kalbi olmakla övünen Batı’yla da hesaplaşıyor. Değil mi ki bugünkü insani trajedilerinin, yoklukların, yoksunlukların, ölümlerin, işkencelerin, kaosların, yıkımların büyük oranda müsebbibi olan Batıyı ve onun dünyanın başına bela ettiği değersizlikleri sorgulamak elzem. Ekici bu sorgulamayı üst perdeden yapıyor ve “Sana saygı duymuyorum” diyerek itirazını yükseltiyor. Batılı Beyaz Adamın nasıl adamlıktan çıktığını ve medeniyet dediği barbarlığı hangi kanın ve hırsızlığın üzerinden yükselttiğine dikkat çekiyor. Rishi’den söz ediyor… Yani Batılı Beyaz Adamın sadece yüz yıl önce kauçuk ve fildişi için, yani para ve güç için katlettiği 20/25 milyon Kongolu insandan… Bugün Avrupa medeniyetinin üssü olarak gösterilen Belçika’nın yaptığı tarihin en büyük soykırımlarından birini anlatıyor. Kongo’ya medeniyet götürmek için Kongoluların nasıl katledildiğini… Yağmaları, kolonileri…

Amerika’daki akrabalarını ziyarete giden 14 yaşındaki Emmett Louis Till’in sırf ıslık çaldı diye evden alınıp polis tarafından işkenceyle nasıl katledildiğini de anlatıyor acıyla. Saatlerce dövülen, gözü çıkarılan, yüzünün derisi yüzülen ve 32 kiloluk bir ağırlıkla nehre atılan 14 yaşındaki bir çocuğun kahreden katlini… Ruanda’yı, Srebrenitsa’yı, Irak’ı, Suriye’yi, Cezayir’i, Trablusgarp’ı, Afrika’yı, Amerika’daki Kızılderilileri de unutmuyor.

Evet, bu yıl Mart ayında Yarın Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan “Sana Benzemek”, birbirinden samimi, sarsıcı yazılardan oluşuyor. Her cümle, her harf bir yaradan, bir sızıdan sızıp geliyor. Bir ruha bürünmüş cümleler. Ruhumuza dokunuyor ol sebepten.

Muaz Ergü

Yayın Tarihi: 27 Nisan 2016 Çarşamba 13:37 Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 18:26
banner25
YORUM EKLE

banner26