Her çeşmeden su içme, miden bulanır

Popüler kültürün gözümüze sokmaya çalıştığı tasavvufa dair olduğu iddiasındaki kitaplar, sufiler ve yolları hakkında yeterli bilgiyi aktarmaktan çok uzaklar. Sufiler hakkında doğru bilgiler edinmek için sahih bilgiler ihtiva eden tabakat kitapları yeniden hatırlanmalı. Ahmed Sadreddin bazı tabakat kitaplarını derledi..

Her çeşmeden su içme, miden bulanır

Tasavvuf yoluna meyledenler için, bu yolun büyüklerinin hallerini anlatan menkıbelerin toplandığı tabakat ve tezkireler güzel bir örneklik teşkil ederler. Bu kitapları okuduğu takdirde kişi dervişliği, kulaktan dolma yarı hayali bir âlem olarak değil, önyargılardan ve eksik görüşlerden temizlenmiş ve doğru bir şekilde kavrayacaktır.

İslam tarihi boyunca büyük mutasavvıfların hayatlarını konu alan bir çok tabakat telif edilmiş. İslam edebiyatında bu alandaki ilk eser olarak İmam Zeynü'l Abîdin Hazretlerinin es-Sahife fi'z-Zühd adlı eseri gösterilir. Bu eser, Bağdatlı âlim el-Kûlî'nin el-Kâfi fî İlmi'd-din adlı eserinin içinde bir bölüm olarak bugünlere kadar ulaşabilmiş. el-Kâfi fî İlmi'd-din üzerine Türkçe'deM. Cemal Sofuoğlu, "Hadis Tenkidi Yönünden el-Kâfî Üzerine Bir İnceleme" ismiyle bir doçentlik çalışması yapmış.

Sufi, hem abid, hem zahiddir

İmam Zeynü'l Abidin Hazretlerinin yaşadığı dönemlerde tasavvuf, bugünkü adıyla değil de zühd olarak anılır. İsimler farklı olsa bile mana aynıdır. Bu dönemde çeşitli farklı isimlendirmelerle anılan büyük zevatın içinde bulunduğu haller tasavvuf, kendileri de devrinin mutasavvıflarıdır. Abid, zahid ve müttaki gibi değişik isimlerle anılan bu büyük zatların sahib olduğu hususiyetler, her dönemin mutasavvıflarında da olmazsa olmaz hasletlerdir.

Bu dönemde yazılan tabakat bir diğer eser ise Abdullah b. Mubarek’in Kitabu’z-Zühd ve’r-Rekâik adlı eseridir. Kitap 1992 yılında M.Adil Teymur tarafından Türkçe'ye çevrilmiş ve Seha Yayınları tarafından basılmış.

Hicrî üçüncü asırda telif edilen Esed b. Musa el-Ümavî’nin Kitabu’z-Zühd'ü de, zühd hayatını yaşayan büyük zevatın hal tercemeleri ile birlikte bu zatların menkıbelerini de içerir. Bu eser henüz Türkçe'ye kazandırılmamış. 

Bu devirde yaşayan büyük edib el-Câhız da, edebiyata dair kaleme aldığı el-Beyan ve’t-Tebyîn adlı eserinde zühd konusuna ait özel bir bölüm kaleme almış. el-Beyân ve’t-Tebyîn’in çeşitli nüshaları zamanımıza kadar gelmiş, bunlardan İstanbul kütüphanelerinde bulunanlar Ramazan Şeşen tarafından tavsif edilmiş. Kitabın bazı bölümleri Almanca ve Fransızca'ya çevrilmiş ve hakkında Arapça'da ve Avrupa dillerinde çeşitli araştırmalar yapılmış.

İlk dönemlerde telif edilen bir diğer tabakat ise, Ebu Saîd b. Arabî'nin Tabakatu’n-Nussak isimli eseri. Kitabın malesef izi kaybedilmiş, günümüze kadar ulaşamamış. Kendisinden yıllar sonra Ebu Nu’aym, Hilyetu’l-Evliya ve Tabakatu'l Asfiya isimli eserini yazarken bu eserden büyük ölçüde faydalandığını ifade eder.

Ebu Nu’aym'ınHilyetu’l-Evliya ve Tabakatu'l Asfiya ise, 800 zahid, abid ve sufiyi tanıtır. Müellif, esere Cennetle Müjdelenen On Sahabiden biri olan Hz. Ebu Bekir'le başlar ve yanısıra 46 sahabiden bahseder. Asr-ı saadetteki sufiler olarak nitelendirebileceğimiz ashab-ı suffadan da 86 sahabenin biyografisini verirken, hanım sahabilerden de 29 tanesini zikreder. Eser ilk olarak 10 cilt olarak, 1932 - 1938 tarihlerinde Mısır'da yayınlanır. Türkçe'ye henüz çevrilmemiş.

Bu hususta hicretin 3. yılının sonlarına doğru kaleme alınan Ebu Bekr Muhammed b. Davud ez-Zahid’in Ahbaru’s-Sufiyye ve’z-Zühd isimli eseri de bu alanda yazılmış önemli bir kitaptır fakat bu eserin de henüz Türkçe'de baskısı bulunmamakta.

Bir çok tabakat eseri yazılmış

İlk dönemlerde henüz sûfi yahut mutasavvıf olarak anılmayan zahidler hakkında “Kitabu’l-Ahbar” ve “Edebiyyûn” nevinden olan kitaplarda da kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Tasavvufun bir sistem olarak zuhur etmesinin ardından sufiye tabakatına ve tasavvufa ait bir çok eser yazılmış.

Kelabâzî, et-Ta’arruf li mezhebi ehli’t-Tasavvuf adlı eserinin 2, 3 ve 4. bölümlerinde sufilerin sadece isimlerinden bahsetmiş. Kitabın neşrini “Doğuş Devrinde Tasavvuf” ismiyle Süleyman Uludağ Hoca yapmış ve eser 1979'da basılmış.

Sülemî'nin Tabakatu’s-Sufiyye isimli kitabı ise, sûfilerin hayat hikayelerini anlatan ve hâl tercümelerini veren ilk kitap olarak biliniyor. Sülemî, bu eserde sufileri beş tabakaya ayırmış; ilk dört tabakada yirmişer, 5. tabakada ise yirmi üç sufinin hayatını ve tasavvufî görüşlerini nakletmiş. Müellif, sûfileri zaman ve önem sırasına göre tabakalara ayırmış ve eserinde 103 sûfiden bahsetmiş. Kitap, Süleyman Ateş tarafından "Tasavvufun Ana İlkeleri, Sülemi'nin Risaleleri" ismi ile 1981 yılında Yeni Ufuklar Neşriyat tarafından yayınlanmış.

İlk zahid olarak Hz. Ebu Bekir'den bahsedilir

Sûfi şahsiyetleri konu eden bir diğer eser ise Kuşeyrî'nin er-Risale fi İlmi’t-Tasavvuf adlı kitabı. 1979 yılında Süleyman Uludağ'ın çevirisiyle Dergah Yayınları'ndan çıkan eserin asıl gayesi sûfilerden ziyade, onların hâl, hareket ve sözleri itibariyle şeriata ve zahirî hükümlere bağlılıklarını ifade eden yönlerini dile getirmek...

Hucvîrî ise Keşfu’l-Muhcûb, adlı eserinde sahabeden başlayarak sufilerin ve zahidlerin hayat hikayelerini kısa kısa nakleder ve bahsi geçen zatla ilgili akide, ahlak ve hususiyetleri vermeye çalışır. İngilizce, Arapça ve Urduca'ya tercüme edilen eser, Süleyman Uludağ'ın çevirisiyle Dergah Yayınları tarafından geçtiğimiz yıllarda neşredildi.

Herevî'nin Tabakatu’s-Sufiyye'si ise Farsça’ya tercüme edilmiş ilk sufi tabakat kitabı olarak bilinir. Sülemî’nin aynı isimdeki eserinin genişletilmiş bir tercümesi imiş. Tabakatu's-sûfiyye, Mehdi Tevhidi Pür tarafından 1917 yılında Tahran'da yayınlanmışsa da Türkçe'de bir baskısına rastlayamadım.

İbnu’l-Hamîs Ebu Abdullah Hüseyin b. Nasır’ın, Menakibu’l-Ebrar ve Mehasinu’l-Ahyar isimli eserinden de sufi tabakatları arasında önemli yeri olan bir eser olarak bahsedilir, fakat herhangi baskısının varlığından haberdar değilim.

Feridüddin Attar'ın Tezkiretu’l-Evliya'sı da sufi tabakatlarının mühim eserlerinden olarak anılır. Uygur Türkçesine ve kısmen de Anadolu Türkçesine tercüme edilen Tezkiratu'l-Evliya, 97 sufinin hal tercümesini ihtivâ eder. Kitap Fransızca’ya tercüme edilmiş. Bu eseri de yine ülkemizin tasavvuf edebiyatına büyük katkıları olan Süleyman Uludağ 1984 yılında çevirmiş ve kitabın son baskılarından birini Semerkand Yayınları 2013 yılında yapmış.

Abdullah b. Es’ad el-Yâfi’î'nin Ravzu’r-Reyahîn fî Menakibi’s-Salihîn adlı eserinde de meşhur sufilerin menkıbeleri ve hal tercemelerinden bahsolunur. Kaânî-i Ahmed tarafından 16. yüzyılda tercüme edilen eserin yakın dönemlerde bir baskısı bulunmuyor.

Abdurrahman Molla Câmî de bir sufi tabakat örneği olan "Nefehatu’l-Üns min Hazarati’l-Kuds" adlı eserinde 582 erkek, 34 kadın olmak üzere 616 sufinin hayatlarını anlatır. Eser Lâmi'i Çelebi, Abdülkadir Akçiçek ve Süleyman Uludağ tarafından dilimize kazandırılmış ve muhtelif yayınevleri tarafından defalarca baskısı yapılmış.

Şaranî'nin Levakihu’l-Envar fî Tabakati’l-Ahyar isimli eseri de bir sufi tabakatı olarak anılır. Eser İslam dünyasında daha çok Tabakatu’l-Kübra diye meşhur olmuş. Sufi ve zahidlerin anlatılmasına sahabeden başlayan ve Türkçe'ye çevrilen eserde, 400 kadar sufinin hal tercümesi verilmiş. Türkçe'ye Abdülkadir Akçiçek tarafından terceme edilmiş ve bugüne kadar da muhtelif baskıları yapıldı.

Safiyyuddîn Ali de Reşahâtu Ani’l-Hayat'ında, tasavvuf yolunun ulularının hayatlarını ve menkıbelerini yazmış. Trabzonlu Mehmet Marûf, bu eseri Türkçe’ye kazandırmış, fakat yakın dönemlerinde bir baskısı bulunmamakta.

el-Münavî'nin kaleme aldığı El-Kevakibu’d-Durriyye fî Teracîmi’s-Sâdâti’s-Sufiyye, zahid ve sufilerin anlatılmasına Rasulullah’dan (s.a) başlar. Kısmen alfabetik bir isim tasnifiyle yazılan eser, sufiler hakkında güzel ve veciz bilgiler içerir. Mısır'da 1938 yılında basılan eser, henüz Türkçe yayınlanmadı.

Dârâşikuh'un Sefînetu’l-Evliya'sı ve Gulam Server Müftî'nin, Hazînetü’l-Asfiya'sı da sufilerden bahseden tabakatların önemlilerinden olarak anılır. Ancak iki eser de henüz Türkçe yayınlamadı.

Osmanzade Hüseyin Vassâf Efendi'nin, Sefîne-i Evliya-i Ebrar ve Şerh-i Esmair-i Esrar adlı eseri de, cumhuriyetle birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar gelen meşayıhın tercüme-i hâllerini vermesi ve son devir tasavvuf tarihi açısından son derece önemli bir eser olarak kabul edilir. Ali Yılmaz ve Prof. Dr. Mehmet Akkuş'un yayına hazırladığı eseri, kültür hafızamıza büyük önem veren Kitabevi Yayınları neşretti.

Sadık Vicdanî’nin Tomar-i Turuk-i Aliyye’si ile Ahmed Hilmi’nin Hadîkatu’l-Evliya isimli eserleri de sufilerin hayatını ve hallerini konu alan Türkçe eserlerdir ve her ikisi de basılmıştır.

Bursalı Mehmed Tahir de Osmanlı Müellifleri isimli eserinin 'meşayıh' bölümünde 300 kadar mutasavvıf ve eserlerinden bahseder. A. Fikri Yavuz ve İsmail Özen'in sadeleştirmesi ile Meral Yayınları tarafından, Dr. Mustafa Tatçı'nın hazırladığı bir diğer baskısıyla da Bizim Büro Basımevi tarafından yayınladı.

Haririzade Muhammed Kemaluddîn'in kaleme aldığı Tibyanu Vesâili’l-Hakaik fi Beyan-i Selasili’t-Tarâik, üç büyük ciltten meydana gelir ve tarikatlar ansiklopedisi niteliğinde bir eserdir. Yaklaşık iki yüz kadar tarikatı tanıtan eser, bu konuda başvuru kaynağı niteliğinde ve pek kıymetli bir telif olarak anılır. Eser üzerine Yakup Çiçek, 1983'te “Harîrîzâde Mehmet Kemaleddin, Hayatı, Eserleri ve Tıbyânu Vesâili'l-Hakâik fî Beyâni Selâsili't-Tarâik'in Muhtevası ve Kaynakları” adlı bir doktora tezi kaleme almış.

Tasavvuf yolunun büyüklerinin yaşantılarının ve örnek teşkil edecek hallerinin nakledildiği bu değerli eserler, popüler kültürün tasavvuf eseri olarak gösterdiği, liyakatsız kişilerin vehimlerinden ibaret olan eserlerden bizi koruyacak kalkanlar, nefsimizin sırtımızdan hançerlemesine karşı sırtımızı dayayabileceğimiz istinad duvarıdır. Tasavvuf hakkında kitabi bilgi için başvurulması gereken bu büyük eserler, malesef hakettikleri ilgiden uzaklar. Yeniden hatırlamak niyazı ile...

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 09:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tespih
tespih - 5 yıl Önce

bu kitaplar kadın programlarında dile gelinmeyince maalesef diğer ticari kitaplar satılıyor

Nimet
Nimet - 10 ay Önce

Bu kitaplar daha çok anlatılsa,tanıtılsa,açıklansa şimdiki anlayışa göre insanlar daha çok faydalansa okullarda daha çok yer verilse günümüz gençleri için geleceğimiz için ne iyi olurdu.Teşekkürler vesselam.

banner19

banner13