Hazreti Ömer muhkem bir kaleye benzerdi

Halit Çil’in 'Ömer’ini Arayan Yüzyıl' kitabı, Müslüman bir komutanın/liderin nasıl olması gerektiğini iletişim, belagat, hitabet, güç anlayışı, yönetim stratejisi, vizyon ve misyon ekseninde anlatıyor. Hatice Ebrar Akbulut yazdı..

Hazreti Ömer muhkem bir kaleye benzerdi

Tarih ardımızda kalan yıllardan, arşivlere gömülen belgelerden ibaret değildir. Bugünümüz ve geleceğimiz de tarihin ta kendisidir. Bugün yaşadıklarımızın temeline baktığımızda, yaşadıklarımızın mihrakında geçmişimizdeki kalıntıları görüyoruz. Mekân ve çağ değişim geçirmesine rağmen, insanın yaşadıkları değişmiyor. Bu zaviyeden bakınca, tarihin insanlığın yaşıyla yaşıt, insanlığın yaşadıklarıyla dolu, insanlığın ilerlemesi ve gerilemesi kadar hareketli bir yapıda olduğunu görüyoruz.

Tarihin bu devingen albümüne giren her şahsiyet, her konu, her mekân, kısacası yaşanmış olan her olay ve yaşamış olan her şahsiyet, gözlerimizi odaklamaya çalıştığımız geleceğe bir yatırımdır. Geçmişimizde mündemiç olan her şeyi, geleceğimize dair önceden hazırlanmış bir taslak olarak görebiliriz. Geçmişin izleri, her zaman ön fikir edinme, varsayımda bulunma, karar verme ve uygulamaya koyma aşamasında bize yardımcı olur. Tüm şekvalarımızdan kurtulmanın tek yolu olarak bize düşen, tarihi yeni bir yaklaşımla, yeni bir aşk ve idealle okumak olmalı. Böyle yaptığımızda, tarihin tozlu sayfalarına gömmüş olmayız hiçbir şahsiyeti ve olayı. Biz farkında olmasak bile, bugünümüze damla damla düşen tarihî şahsiyetlerimizin kubbede bıraktıkları hoş sadâyı duyabilir ve anlayabiliriz.

Tarihimize yaptığımız muamele ile birlikte kavramlarımız, sözcüklerimiz, cümlelerimiz, şiirlerimiz, şarkılarımız birer birer kayboldu ya da yozlaştı. Adalet, liderlik, yargı, basiret, feraset, ilim, cesaret, bilgelik, vakarlı olmak gibi birçok sözcüğümüz değişen zamanla birlikte -yerinde bir tabirse- hışmımıza uğradı. Bugünkü tabloya bakmak, pürmelalimizi anlamak için yeterli. Hasretini çektiğimiz bir adalet mekanizması var. Adaletin iktidara gelmesini istiyoruz. Adaleti sağlamak adına yerleştirilen sistemlerin artmasına karşın adaletin işlerliği hızla azalıyor. Adaletin sağlayacağı huzur, sükûnet ve kardeşliğin yerine adavet nüksediyor.

Adalet deyince Ömer, Ömer deyince adalet… İnsanın ‘Nerede Ömerler?’ diye haykırası geliyor. Ömerlerimiz nerede, çağın Ömerleri Ömer olmayacaklarsa ne olmayı seçiyor, neden Ömerlerin sayısı azalıyor, Ömerlerini aramaya çıkanlar var mı ya da Ömerler var da ses mi çıkarmıyor? Bu çağ besbelli Ömer’ini hasretle arıyor. Bu çağ yoksun ve yorgun düşmüş besbelli. Kalbi Ömer Ömer diye atıyor da, yorgunluğundan onu da duyamıyor. Ne aradığını bilmezmiş gibi hareket ediyor bu çağ.

Kitapta lider ve yönetici arasındaki bariz farklılıklar vurgulanıyor

21. yüzyılın insanı tarihteki birçok şahsiyetin öncülüğüne muhtaç, burası kuşkusuz bir gerçek. Halit Çil’in kaleminden çıkan “Ömer’ini Arayan Yüzyıl” kitabı, öncülerimize tutunmak ve sarılmak adına güzel bir işlev yükleniyor. Kitapta Hz. Ömer’in salt kılıç çekişi ve savaşması anlatılmamış. Genelde halifeleri anlatan kitaplar, onların yaptıkları savaşları anlatmaktan öteye gitmiyor. Fakat Ömer’ini Arayan Yüzyıl, Müslüman bir komutanın/liderin nasıl olması gerektiğini iletişim, belagat, hitabet, güç anlayışı, yönetim stratejisi, vizyon ve misyon ekseninde anlatıyor. Bu anlatım yapılırken, liderlik yaklaşım teorileri de okuyucuya sunuluyor. Hz. Ömer’in ahlâkî nitelikleri belirli başlıklar altında sunuluyor ve bu sunumların arasında Hz. Ömer’in yaşamından örnekler de veriliyor.

Halit Çil, liderlik ve kişisel gelişim alanında Müslümanlara fazlasıyla vazife düştüğünü ifade ediyor. Kendisi de, bir tez çalışması olan Ömer’ini Arayan Yüzyıl kitabını, bu perspektifle kaleme almış: “Batı kaynaklı olarak ortaya çıkıp gelişen ve günümüzde oldukça önemsenen liderlik ve kişisel gelişim alanında Müslüman aydınların daha çok söz söylemeleri gerekiyor. Çünkü bu kavramlar özü itibarıyla İslâm dininde onun samimi uygulayıcılarında var. Bu kitabın temel gayelerinden birisi, bu kavramların beslenme kanallarını dinimize çevirmek, Hz. Ömer gibi mükemmel örnekleri ortaya çıkaran sistemi bu yönleriyle de tanıtmaktır.”

Kitabın isim babası, kendisinden öğrendiğim bilgiye göre yazar Metin Karabaşoğlu. Kitapta lider ve yönetici arasındaki bariz farklılıklar vurgulanıyor. Kısa vadeli ve taklitçi bir yöneticinin karşısına, uzun vadeli düşünen, gözü hep ufka bakan, taklit yerine icat eden bir lider koyuluyor. Buradaki mesaj, Müslüman kimsenin sıradan ve kopyacı olan bir yöneticiden ziyade, orijinal ve gelişime sürekli açık olan bir lider olması gerektiğidir. Liderlik teorileri ışığında Hz. Ömer’in liderliğini inceleyen Çil, Hz. Ömer’in liderliği konusunda özetle şu çıkarımları yapar: “Dönüşümcü liderdir, vizyoner liderdir, karizmatik liderdir, stratejik liderdir, katılımcı, davranışsal, durumsal liderdir.”

Hz. Ömer, örnek almamız gereken o sayısız şahsiyetlerden biri

Ömer’ini Arayan Yüzyıl, hayat hikâyesi anlatan, yalnızca tarih bilgisi veren bir kitap olmanın aksine, alternatif yaklaşımlarla neler yapılabilir sorusuna yanıt arıyor. Hz. Ömer üzerinden başka öncülerimizi nasıl anlamalı ve anlatmalıyız konusunda cevaplar veren, okuyucuya Hz. Ömer’de toplanan yekûn hasletlerin nasıl okunması ve anlaşılması gerektiği konusunda kodlar sunan, Hz. Ömer’in liderliğinden bugünün dünyasının hangi dersleri alması gerektiği sorusunu soran bu kitap, her öncü şahsiyetin çağını aştığını ve başka çağlara uzandığını anlatıyor: “Hz. Ömer, kısa zaman diliminde gerçekleştirilen icraat, reform ve gelişmelerle çağını aşıp, kendisinden sonraki yılları da etkilemiştir.”

Çeşitli zulümlerin, akla gelmeyen işkencelerin yaşandığı bu çağda, adaletsizlik, eşitsizlik had safhada. Güç anlayışı giderek ezmek anlamına gelmeye başladı. Ezebiliyorsan güçlüsün imajı, ezilen insanları her anlamda değersizleştirdi. Çılgınca menfaat medeniyeti inşa etmeye başladık. İslâm’a mensup olanların kişi sayısıyla övündük, ama nitelik kısmına hiç bakmadık. Hz. Ömer’in yamalı elbisesini anlattık ve anlatırken ağladık. Ama ağlaşmanın manasız olduğunu, icraatın uygulamaya konulması gerektiğini hep göz ardı ettik. Yamalı elbisedeki maksadın paylaşmak, başkalarına vermek olduğunu anlamamakta direndik. Fethin akla dayanan bir strateji olduğuna değil, güce dayanan bir teçhizat zenginliği olduğuna inandık. Üç kıtaya da merhametin, adaletin, İslâm’ın yayılabileceği hayalini kurmadık. Kendi topraklarımızın ve sınırlarımızın sıhhatini düşündük. Başka coğrafyaların Müslüman oluşuna değil, sınırlarımıza komşu olup olmayışına baktık. Sınırlarımız zarar göremezdi bu bakışa göre, ama İslâm coğrafyaları talan edilebilirdi. Biz buna seyirci kalmaya katlanabilirdik.

Bütün kişisel gelişim kitaplarını okuduk, ama hâlâ rol modellerimiz kimler, kişiliğimizi nasıl geliştirebiliriz noktasında ciddî sıkıntılar yaşıyoruz. Gerek etrafımızda gerek tarihimizde sayısız örnekler dururken üstelik… Hz. Ömer, örnek almamız gereken o sayısız şahsiyetlerden biri. Her yönüyle okumalı ve okuduklarımızı üzerimize alınmalıyız. Abdullah b. Mes’ud’un şu sözleri anlatmak istediklerimize şerh düşer nitelikte: “Ömer muhkem bir kaleye benzerdi, insanlar girer ve çıkmazlardı. Ömer öldükten sonra kalede gedik açıldı, insanlar oradan çıktılar ve tekrar girmediler.” Açılan o gedik hızla büyüyor ve biz hızla uzaklaşıyoruz saadetten…

Ömer’ini Arayan Yüzyıl, hâlen Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde görev yapmakta olan İslâm Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halit Çil’in anlatımıyla, Nesil Yayınları'ndan çıktı. Hz. Ömer’den bize kalan ne olmalı sorusuna, aradığımız yanıtları bulabileceğimiz bu kitabı okumalı ve okutmalıyız. Her yeni bir işe okumaktan başlamak en etkili yoldur.

Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2018, 11:40
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13