Hazreti Ali Döneminde Yaşananlara İki Kitaptan Mukayeseli Bir Bakış

Hz. Ali ile Muaviye arasında iktidar sebebiyle çıkan ve günümüze kadar etkileri gelen savaşın hikayesini Mustafa Günal’ın ''Hz. Ali Dönemi ve İç Siyaseti'' ve Adnan Demircan’ın ''Ali-Muaviye Kavgası'' kitaplarından kıyaslayarak okumak oldukça verimli oldu. Sedat Palut yazdı.

Hazreti Ali Döneminde Yaşananlara İki Kitaptan Mukayeseli Bir Bakış

Hz. Ali dönemi İslam tarihinde ayrılıkların başlangıcı olmuştur. Hz. Ayşe ile yapılan Cemel Savaşı ve sonrasında Muaviye ile yaşanan Sıffın Savaşı, Hakem olayları bu ayrılıkları derinleştirmiştir. Kardeş kanının döküldüğü bu savaşlar İslam dünyasında kapanmaz bir yara açmış, bugünden geçmişe bakıldığında insanın yüzünde iz bırakan hüznün adresi olmuştur.

Peki, ne oldu da Hz Ali ile Muaviye karşı karşıya geldi? Bu konuda yazılmış iki önemli kaynak var. Birincisi Mustafa Günal’ın yazdığı Hz. Ali dönemini içeren “Hz. Ali Dönemi ve İç Siyaseti” adlı kitap… Kitap, İnsan Yayınları’ndan çıkmış. Diğer kitap, Prof. Dr. Adnan Demircan’ın yazdığı “Ali-Muaviye Kavgası” adını taşıyor. Bu kitap ise Beyan Yayınları arasından çıkmış.

Hz. Ali, Peygamber Efendimizin (sav) hayatında olduğu gibi Peygamberimizin vefatından sonra da İslam dünyasının önemli figürlerinden birisi olmuştur. Mustafa Günal, Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali’nin Hz. Ebubekir’e hemen biat etmediğini belirtiyor. Demircan ise Hz. Ali’nin çabuk kırılan bir kişiliğe sahip olduğunu, bu süreçte kendisinin halife olması gerektiğini düşündüğünü ifade ediyor. Fakat bunu muhalefet etmek olarak yorumlamamak gerekiyor ki, Hz. Ali çocuklarından birisinin adını Ebubekir koymuştur. Demircan, Hz. Ebubekir döneminde Hz. Ali’nin siyasetten uzak durduğunu açıklıyor. Hz. Ömer döneminde, Hz. Ömer Suriye’ye gittiğinde Medine’ye Hz. Ali’yi vekil bırakmıştır. Hz. Ömer’in vefatından sonra ise Hz. Ali iki adaydan birisi olmuştur.

Hz. Ali döneminin üç problemi

Hz. Osman’ın halife seçilmesinin ardından, “Hz. Ali, Hz. Osman döneminde de yönetimden uzak kaldı. Hz. Ömer zaman zaman kendisine danışarak değer verdiğini hissettiriyordu. Fakat Hz. Osman dönemindeki uygulamalar Hz. Ali’nin Halife’yi sık sık eleştirmesine ve aralarına soğukluk girmesine neden oldu.” (Demircan, S. 42) Hz. Ali, Hz. Osman’ın halifelik makamına getirilmesinin ardından onun yaptıklarını yakından takip etmiş, akrabalarını devlet dairelerine taşımalarının ardından onu yönetim konusunda uyarmıştır. Fakat buna rağmen Hz. Ali’nin, Hz. Osman’ı koruyup kolladığını görüyoruz.

Mustafa Günal, Hz. Ali döneminin üç problemi olduğuna değinmektedir: Biat etmeyenler, valilerin tayini ve Hz. Osman’ın katilleri.

Demircan, Hz. Ali’nin iktidara gelinceye kadar yaklaşık 25 sene siyasetten uzak kaldığını, bu sebeple gelişmelere hâkim olamadığını vurguluyor. (Demircan, S. 47) Hz. Ali’nin halife seçilmesi döneminde, Hz. Osman döneminde Şam valisi olan Muaviye, Hz. Ali’ye biat etmemiştir. “O, Şam halkını, propaganda yoluyla, Hz. Osman’ı Hz. Ali’nin öldürdüğüne inandırmıştı. İnsanlara, bu işin intikamının alınmasını isteyen tahrik edici konuşmalar yaptı.” (Günal, S.75) Hz. Ali ise bu dönemde Muaviye’ye mektuplar göndererek onu itaat etmeye çağırmıştır.

Hz. Ali’nin karşısına çıkmaya cesaret edemedi

Hz. Ali ile Hz. Ayşe arasında ilk kardeş kanının dökülmesinin ardından Muaviye propagandalarına devam etmiş, Hz. Ali’nin gönderdiği elçileri üç ay yanında esir tutmuştur. Bu dönemde iki grup arasında sorunlara çözüm olmayan karşılıklı mektuplar gönderildiğini görüyoruz. Günal, bir valinin, halifesine karşı isyanda haksız durumdaymış gibi görünmesine rağmen diplomatik yolları verimli kullandığına, hitap gücüyle insanları etkilediğine dikkat çekiyor. İki unsur arasındaki çekişme savaşın habercisiyken Hz. Ali yeniden Muaviye’ye elçi gönderir. Lakin bundan da sonuç çıkmaz. Hz. Ali son olarak şunu söyler: “Onlar sizinle savaşa girmedikçe sakın onlara saldırmayınız. Vallahi sizin elinizde delilleriniz vardır. Onlara önce saldırmamanız da diğer bir delil olacaktır. Eğer onları mağlup ederseniz sakın kaçan adamı öldürmeyiniz. Yaralı bir kimseye zarar vermeyiniz. Hiç kimsenin avret yerini açmayın. Öldürülen kimsenin uzuvlarını kesmeyin. Hiç kimsenin evine girmeyin ve mallarına el uzatmayın. Sakın bir kadını korkutup heyecanlandırmayın.” (Günal, S.153) Bu savaş sürecinde Muaviye, psikolojik üstünlüğü ele almıştır. Hz. Ali’nin komutanlarından Halid B. Mu’temer’i kendisine Irak valiliği verilmesi karşılığında saflarına katmıştır.

Savaşın rengi kendini gösterdiğinde Hz. Ali, Muaviye’ye “Benimle senin aranda insanlar niye böyle birbirlerini öldürüyorlar? Haydi gel seninle karşılıklı bu işi halledelim. Kim diğerini öldürürse bütün işler ona kalsın,” diye mübarezeye çağırmıştır. (Günal, S.160) Muaviye ise Hz. Ali’nin karşısına çıkan herkesi öldürdüğünü bildiğinden buna cesaret edememiştir.

Kur’an’ın mızrakların uçlarına yerleştirilmesi suretiyle savaşa nihayet verildiğinde hayatını kaybedenlerin sayısı şöyle idi: “Muaviye 120.000, Hz. Ali ise 90.000 bin kişiden müteşekkil orduya sahipti. Her iki taraftan ölenlerin sayısı 70.000 kişi olup 45.000’i Muaviye ordusundan, 25.000’i de Hz. Ali’nin ordusundan idi.” (Günal, S.169) Demircan, Hz. Ömer’in oğlu Ubeydullah’ın bu savaşta Muaviye’nin ordusunda yer aldığını da hatırlatıyor.

Hakem olayı ve sonrası

Hakem olayında Muaviye’nin hakemi Amr b. El-As planladığından daha farklı konuştu kitleler önünde: “Onun arkadaşını hal ettiğini duydunuz; ben de onun arkadaşını bu işten azlediyorum. Muaviye’yi ise halife olarak tesbit ediyorum, demişti. Ebu Musa bu duruma hem şaşırmış hem de kızmış, ‘Aldattın ve günaha girdin’ diye çıkışmıştır.” (Günal, S.178) Şam valiliği sürecinde kendisini iyi yetiştiren, siyasetin dolambaçlarında başarıyla yol kat eden Muaviye hakem olayından isteğini almıştı. Günal, her iki tarafı kıyasladığında Muaviye taraftarlarının birbirine daha bağlı olduğunu, bunun da süreci hızlandırdığını söylüyor. Demircan da savaş sürecinde Hz. Ali’nin ordusunda Hz. Osman’ın katillerini barındırdığını, bunun onu zor durumda bıraktığını belirtiyor. Demircan ayrıca kitabın sonundaki yorumunda Hz. Ali’nin Hz. Osman’ın katillerini bulmak için yeterince çaba göstermediğini de belirtiyor.

Sıffın Savaşı ile başlayan Hz. Ali-Muaviye (Haşimi-Emevi) mücadelesi, Emevilerin idareyi ele geçirmesiyle Emevi-Şii mücadelesine dönüşmüş, aynı şekilde Hariciler de ayrı bir mezhep olarak tarih sahnesinde uzun süre kalmıştır.” (Günal, S.194)

Hz. Ali ile Muaviye arasında iktidar sebebiyle çıkan ve günümüze kadar etkileri gelen savaşın hikayesini bu iki kitaptan kıyaslayarak okumak oldukça verimli oldu. Tavsiye ederim.

Mustafa Günal, Hz. Ali Dönemi ve İç Siyaseti, İnsan Yayınları

Adnan Demircan, Ali-Muaviye Kavgası, Beyan Yayınları

Sedat Palut

sedat.palut@gmail.com

Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2018, 17:36
YORUM EKLE

banner19

banner13