Hayatın İpuçları: Zor Konuların Yalın Anlatımı

Sabri Ülker Vakfı Yayınları’ndan çıkan kitapta genel anlamda; Murat Ülker’in iş yaşamında yaşadığı tecrübeler, modern dünyanın gelişen teknolojilerinin iş yaşamına etkisi, yönetim stratejisine dair ipuçları ve geliştirdiği mottolar yer alıyor.

Hayatın İpuçları: Zor Konuların Yalın Anlatımı

“Arkadaşlarım bilirler, birçok ‘Murat’ vardır muhatap oldukları; eş, baba, dayı, delikanlı, idareci/amir, sanayici, Türk vb. gibi… Hatta bunların dahi değişik tipleri vardır; cesur, atak, yerine göre vurdumduymaz, yerine göre sarkastik özellikleri olan… Sanki siz öyle değil misiniz?” ifadeleriyle sözlerine başlıyor Murat Ülker.
Uzun soluklu profesyonel iş yaşamının yanı sıra, sivil hayatını; sanat, estetik, ruhsal ve psikolojik serencamını da ihtivaya kattığı bir metinler bileşkesi duruyor önümüzde. Hayatın İpuçları: Zor Konuların Yalın Anlatımı  ile Ülker’i Yıldız Holding çatısı altında, babası Sabri Ülker’in açtığı yoldan ilerleyerek ve onun ilkelerine sadık kalarak, 4 kıtada 4 milyardan fazla tüketici nüfusunun yaşadığı alanda faaliyet gösteren ve 65 binden fazla çalışanı olan global bir şirkete dönüştüren başarılı iş insanı Murat Ülker’in, yöneticilikten kurumsal iletişim ve pazarlamaya, bilim ve teknolojiden sağlık ve beslenmeye kadar çeşitli alanlardaki görüşlerini okuyabileceğimiz bir imkan buluyoruz böylece.


 

“İstediğiniz kadar paranız olsun, hayatı günde 24 saatten 1 salise fazla yaşamak, daha fazla zaman kazanmak mümkün değil. Bu nedenle zamanı yönetmek, yapılacakları önceliklendirmek ve planlamak zaman içinde kazandığım bir alışkanlık. Hem kişisel hem aile hem de iş hayatımı mümkün olduğunca önceden planlıyor ve ona göre yaşıyorum.” diyor başka bir yerde. Bu söylemin kitabın üzerinde oturduğu ana arterlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Sonsuz ihtiyaçların tanımlandığı bir disiplinde aslında “İhtiyacımız olan nedir ve hangi temel esaslara dayanarak yol almalıyız?”ın cevabını arıyor.

Sabri Ülker Vakfı Yayınları’ndan çıkan kitapta genel anlamda; Murat Ülker’in iş yaşamı tecrübeleri, modern dünyanın gelişen teknolojilerinin iş yaşamına etkisi, yönetim stratejisine dair ipuçları ve geliştirdiği mottolar yer alıyor. Öte yandan iş hayatında kurumsal iletişimin yanında geliştirilmesi gereken sıcak/dostane üslubun kritik önemi üzerinde duruluyor. Takip edilmesini salık verdiği pazarlama tekniklerinin yanı sıra özellikle gıda sektörüne ilişkin sağlıklı beslenmenin ana kaidelerinin altı çiziliyor. Ülker’in pazarlama başarısının sırrının aslında merkeze “insan”ı koyması, onun fiziksel ve ruhsal sağlığını öncelemiş olmasıyla yakından ilişkisi olduğunu görüyoruz böylece. Kendi edinimi olan “tıpta ve sağlıkta balon bilgiler”den tutun da bilim ve siyaset arasında ciddi bir tartışma alanı yaratmış olan “Corona” vakıasının hakikatine dair bir bakış açısına bile rastlıyoruz. Kimyasalların ve katkı maddelerinin ele geçirdiği gıda sektörünün bir istisnası olarak Ülker Grup’un sağlıklı ve genetik kodlarımızla uyumlu bir beslenme modeline ilişkin geliştirdiği varyasyonlar, kitabın ilerleyen bölümlerinde içimizi rahatlatıyor.

Tüm medeniyetlerin üstüne çıkarak yer kürenin dizginlerini bütünüyle ele geçirmiş olan bilim ve teknolojinin ilahlık iddiasında olduğu yeni dünya düzeninde, sınırların ortadan kalktığı; milli ve forklorik unsurların, farklı renk, kültür ve toprakla ilintili niteliklerin tamamiyle marijinalize olduğunu gözlemliyoruz. Oysa kadim bir hakikat olarak bilinir ki sanattan mimariye, gastronomiden, musikiye belirleyici olan ana unsur; coğrafyadır. Kültürlerin neşet ettiği toprağa has kimlikler zamanla serpilip gelişerek kendi sınırlarını aşar ve nihayet evrensel bir dile ulaşır. Son tahlilde yani nehirlerin birleşip denize hatta okyanusa döküldüğü o noktada dahi kendi kimliğini, rengini muhafaza etmek esastır. Ancak “Teknoloji” başlığında ele alındığı gibi analogdan dijitale geçilirken hız ve haz çağının bütün deformasyonları sürece yansımış durumdadır. Geometrik dizinle gelişimine devam eden inovatif atılımlar, yapay zeka çağına depar atarak geçme serüvenini hızlandırmış ve bu çağ açıp kapatma mevzuu sonuçları öngörülemeyecek bir noktaya gelmiştir. Bilim kurgu filmlerinin artık gerçek birer proje tasnifinde konuşulup planlandığı zamanları yaşıyoruz. Bu açıdan kitapta; teknolojiyi ve değişimi yönetmeye dair birçok pencere açıldığını görüyoruz. Yapay zekanın adı üstünde “yapay ve suni” unsurlarının altı çizilerek bütün bu kargaşanın ve enformasyon kirliliğinin ortasında insanın fıtratını korumasının bir varlık mücadelesine dönüştüğüne şahit oluyoruz. İnsanlığın varolduğu zamandan bugüne ve nihayet sonuna doğru akıp giden serüveninde, sürekli bir değişim ve sirkülasyondan elinde avcunda kalacak olan yine “insanlığını muhafaza edebilmek” olacaktır çünkü.

Sonuç olarak okuduğu makale ve kitaplardan ya da katıldığı konferanslardan yola çıkarak kendi gözlem, tecrübe ve fikirleriyle zenginleştirdiği yazılarında Murat Ülker, hem başarılı olmasını sağlayan ilke ve prensiplerin ipucunu veriyor hem de geleceğe dair pek çok öngörüde bulunuyor.
 

Covid-19 sürecinde yazılan bu metinlerde, salgının çalışma hayatında yarattığı radikal değişimlerle birlikte şirketlerin yapması gereken dijital ve çevreci dönüşümlerin olanakları sorgulanıyor. Yöneticilere, çalışanlara ve gençlere iş ve özel hayatın sırları veriliyor. Kitapta bunların yanı sıra Murat Ülker’in otobiyografik anlatılarını, toplumsal ve kültürel meselelerle ilgili görüşlerini ve kamuoyuna da yansıyan bazı tartışmalardaki tutumu da dikkatlerimize sunuluyor. Çok sık karşılaşmadığımız bir şekilde, tecrübeli ve başarılı bir iş insanının kendi bloğunda (muratulker.com) yayımladığı yazılardan derlenen bu kitabın her kesimden okuyucunun ilgisini çekeceğini düşünüyoruz.
 

Yayın Tarihi: 17 Ağustos 2021 Salı 11:00 Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2021, 15:17
banner25
YORUM EKLE

banner26