Hayata ölüm mesafesinden bakmak

Muzaffer Serkan Aydın sesini bulmuş bir şair olarak Türk şiirindeki yerini ilk kitabıyla işaret etmiş bulunuyor. Beyzanur Turcihan yazdı.

Hayata ölüm mesafesinden bakmak

“gördüğümüz şeyleri gördük mü gerçekten”

Muzaffer Serkan Aydın’ın Gerçek Rüya isimli şiir kitabı geçtiğimiz Ekim ayında 2. baskısını yaptı. Şiir kitaplarının yeni baskı yapmasının zor olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Böyle haberler şairin üzerine, şiiri üzerine tekrar düşünmeye sebep olarak görülmelidir. Şair ilk kitabıyla yüksek çıtadan söylemiştir sözünü. Çıtanın yüksekliği ise şairin “Gerçek Rüya”yla yakaladığı üsluptan kaynaklanmaktadır.

Muzaffer Serkan Aydın şiiri dendiğinde kelimelerin sıkı bir elekten geçtiğini söylemeliyiz öncelikle. Hiçbir kelime öylesine değildir şairin muhayyilesinde. Şiirine karakter kazandıran ve onu şair yapan ilk ve en önemli teknik budur. Kelime seçiminin sağladığı kuvvetle Serkan Aydın’ın şiiri berrak, tehlikeli ve yaralı bıçaktır:

“evet ben: yarı yolda bıraktığım o adam.

öldüğünü unuttukça intihara kalkışan.”

Bugün modern şiir geçmişe göre çok daha katmanlıdır. Katmandan kastımız, şiiri belirleyen unsurların genişlemesidir. Bu bağlamda elbette şair bu kelime seçimini iyi yaptığı kadar bunu anlamla uyum içinde söyler. Sadece kelime seçimi iyi olsa bile anlama sirayet etmedikçe iyi şiirden söz etmemiz mümkün değildir. Şairin anlam çerçevesini de yine kelime seçimine bakarak açıklamak gerekir. Serkan Aydın, “gerçek”, “rüya” ve “ölüm” kelimelerini şiirinde diğer kelimelerinden çok daha fazla kullanır. Bu da bize şiirinin anlam dünyasından bir takım ipuçları verir. Yani şair, bu kelimeleri başka kelimelere tercih etmiştir. Bu onun bir üslup sahibi olduğunun göstergesidir. Diğer şairlerden ayırmayı kolaylaştırır ve onu bir adım önde tutar, üsluba sahip oluşuyla.

Peki, bu kelimelerle bize şair ne anlatmak ister? Okurun her zaman şiirden çıkardığı ya da yaklaşmaya çalıştığı anlam varsayımlar üzerinedir. Benim buradaki varsayımım, “gerçek”, “rüya”, “ölüm” kelimeleri şairin yaşam belirtileridir. Bunları kaybetmekten korkar, bunlar varsa şaire göre anlam vardır. “Gerçek” salt gerçek değildir, kitabın isminden de anladığımız ve “…korkma, gerçek, gerçek değil…” diyerek bize gerçeğin kendi dünyasındaki tanımını yapar Şair. Saat 7.65’te seslenir bize. Burada gerçeklik iki katmanlıdır. Ölüm gelecek olursak, ölüm “gerçek rüya”dır. Eksikliği tamamlayan şeydir: “aksini düşün, sudaki aksini düşün./ her şey güzeldir belki gördüğümüzden.” Gerçek gerçek değildir, rüya da sadece rüya değildir. Yaşamın tek gerçeği ölümdür ve şair yaşamı ölümle ölçer: “nasılsa ölecek olmanın sakinliği..” Serkan Aydın, ucunda ölüm olmayan hiçbir şeyi şiire dahil etmez ama her yaşanılan hikayenin sonunda ölüm vardır ona göre. Bunun sebebi ise şairin her kelimesi gibi ölümün de tek katmanlı bir anlama sahip olmayışıdır.

Kendi sesini bulmuş bir şair

Diğer taraftan şair bugünün insanı olduğunu da göstermelidir bize. Serkan Aydın bunu yine kelimelerle ve günümüzde kullanılan kalıplarla yapar. Ya da her gün içinden geçtiğimiz şeyleri, şahit olduklarımızı, zamanın eleştirisini içselleştirerek koyar önümüze:

“kırmızı ışıkta geçiyor

 Aklımdan neler, bir bilsen..”

****

“gömülmek için yerin altından çıkarılan madenci

 görse halimi, en çok da o gülerdi.”

****

“şöfor mahallinde kadın

  görmüş gibi tedirgin..

****

“sabah denen o sahte din..”

****

“tanrı ve devleti herkes gizli sever,

beni sevdiğini söyleyebilirsin.”

****

“estetiksiz bir memur babam ama nasıl da gergin..”

Buradan şairin nasıl bir sesi olduğuna gelirsek. Konuşmayla paralel giden bir şiirdir Serkan Aydın’ın şiiri. Ama ne konuşmadır ne de konuşmadan bağımsızdır. Bu kadar ölümün içinde uzaktan bir sesleniş denilebilir belki. Bir miktar öfkeyi de barındırır içinde. Acının öfkesidir bu, salt acıyı vermez Şair. Daha çok acının onda uyandırdığı şeylerle perdeler onu. Kimi yerde bu acı siteme de dönüşür fakat şunu demeyi yine de ihmal etmez Serkan Aydın:

“tüm başına gelenlere temiz nevresim..”

Tüm bunların toplamında diyebiliriz ki, Muzaffer Serkan Aydın sesini bulmuş bir şair olarak Türk şiirindeki yerini ilk kitabıyla işaret etmiş bulunuyor. Zamanın eleştirisini içinde barındırmasıyla, hiçbir çapağa izin vermeyen kelime seçimiyle, uzaktan seslenişi ve hayata ölüm mesafesinden bakışıyla bize gerçek bir rüya sunuyor.

Yayın Tarihi: 08 Aralık 2019 Pazar 11:00 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2019, 11:02
banner25
YORUM EKLE

banner26