Hayat bir seferdir: İnsana, kitaba, kendine

Beytullah Mısır’ın yeni çıkan kitabı “Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikâyesi” ile dünyanın debdebesinden biraz olsun uzaklaşıp uzak diyarlara yolculuğun keyfine varabilirsiniz. Büşra Taşdemir yazdı.

Hayat bir seferdir: İnsana, kitaba, kendine

Beytullah Mısır’ın yeni çıkan kitabı “Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikâyesi” ile dünyanın debdebesinden biraz olsun uzaklaşıp uzak diyarlara yolculuğun keyfine varabilirsiniz. Nitekim yazar kaleme aldığı eserinde kullandığı akıcı üslubuyla hem tebessüm ettirip hem de hüzünlendirerek okuyucuyu etkileyici bir atmosfer ile baş başa bırakmaktadır.

Yeni bir olguyu, nesneyi, bilimi yahut herhangi bir şeyi bulup keşfetme isteği ilk insandan günümüze kadar var olagelmiştir. Bu istek şüphesiz insanoğlu son nefesini teslim edinceye kadar da sürecektir. Çünkü insan yaratılış gereği kendini diğer insanlardan farklı görmeye meyyal ve bir o kadar da biricik olduğunu düşünmektedir. Bu yüzdendir ki insan yapacağı işlerde de sıra-dışı olması gerektiğini kendisine telkin etmektedir. İşte tam da bu noktada kimi insan kendisinde o potansiyeli görüp yapmak istediklerini hayata geçirmek için çabalarken kimisi de yolun başında kendisini yetersiz addedip hiçbir iş için kollarını sıvayamamaktadır. Bir Kitapçı Çırağının Olağanüstü Hikâyesi adlı kitapta ana karakterimiz yeni bir bilim dalı kurmayı hayal etmiş ve bu düşünceyle çıktığı yolda yaşadıkları kaleme alınmıştır.

Hikâye birinci tekil şahsın ağzıyla aktarılmaktadır. Bundan dolayı kitabı elinize ilk aldığınız andan itibaren kitapçı çırağının düşünceleri ve yaşam öyküsüyle baş başa kalırsınız. Karakterler; kitapçı çırağı, hayal arkadaşı olan Burhan, kitap ustası Eşref amca ve yolculuk esnasında tanıştığı Hamidullah’tır. Hikâyenin asıl amacı kitapçı çırağı ve hayat hikâyesi gibi anlaşılıyor ancak ilerleyen sayfalarda üzerinde durulan nokta, yolculuk ve “insanın ne kadar giderse gitsin, varacağı noktanın yine kendisi olduğudur”. 

Bir kitap bir mektup

Hikâyenin ana karakteri, yeni bir bilim dalı kurma düşüncesiyle çıktığı yolda hayat arkadaşının ani vefatı ile kendisini bir çıkmazın içinde bulur. Zihnine yağan soruları bertaraf edemediği gibi ne yapacağını da bilemez bir hâldeyken zihnini bir şeylerle meşgul etmek adına Eşref isimli bir amcanın kitapçı dükkânında çırak olarak part-time işe başlar. İşte bu kitapçıda kitabın tarihi ve yapısı ile ilgili bilgiler öğrenir. Aynı zamanda çay molalarında Eşref amcayla yaptıkları sıcak sohbetler manevi olarak içini ısıtır. Derken zaman içerisinde Eşref amca vefat eder ve yakınları Eşref amcanın vasiyeti gereği kendisine Eşref-i Mahlûkat isimli bir kitap ve mühürlü bir zarf verir. Kendisine vasiyet edilen şey; kitabın sayfalarında yazılı bulunan mekânlara giderek bir sonraki sayfada bulunan yazıları sesli bir şekilde okumasıdır. Sürükleyici olan ise önceki yere gidip yazılanları okumadan bir sonraki adıma geçilmemesi gerektiğidir. İşte hikâye burada daha ilginç bir hâl almaya başlar ve kitapçı çırağımızın esrarengiz yolculuğu başlar.

Eşref-i Mahlûkat’ın rehberliğinde yolculuğa başlayan karakterimiz, doğunun birbirinden zengin tarihe sahip şehirlerini, mekânları ve insanlarını yaptığı betimlemeler ile gözünüzde canlandırmaktadır. Aynı zamanda öyküleme anlatım tekniği ile sık sık açıklamaya yer verilmiştir. Böylece ana karakter olan kitapçı çırağının olaylar hakkındaki duygu, düşünce ve durumu anlaşılmaktadır. Son olarak, Beytullah Mısır’ın bu ilk eseri sonradan kaleme alacağı eserlerin -en azından üslup açısından- sağlam bir teminatı olarak görünmektedir.

“Evlat, iyi kitapları sev ama en iyi kitapta diril. Geçmişi keşfet, gününe hayat ver ve yarını inşa et.”

Büşra Taşdemir

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2020, 14:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26