banner17

Hatıra değil, bir incelikli hayat bildirisi

Ahmet Yüksel Özemre’nin 'Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı' adlı eseri, okuduğunuzda size bir esnafın insan hayatında nasıl bir etki bıraktığını da gösteriyor.

Hatıra değil, bir incelikli hayat bildirisi

Ahmet Yüksel Özemre’nin Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı adlı eseri, okuduğunuzda size sadece o zamanda yaşananları değil, bir esnafın insan hayatında nasıl bir etki bıraktığını da gösteriyor. Sadece envai çeşitte malzemeyi satan değil; ilim, irfan, muhabbet, sanat, dostluk, maneviyat iklimleriyle de örneklik teşkil eden bir dükkânı tanıtıyor bize.

Üstadlar bu dükkandan nasiplenmiş

Şimdilerde böyle dükkânlar, esnaflar yok ama bize olması gerektiğini hatırlatıyor bu eser. Attar dükkânına uğrayan tüm insanlar, oranın feyzinden etkilenmiyor değillerdir sanırım. Kitabı okuduğunuzda, o dükkânı hiç görmemiş, o dükkâna hiç gitmemiş olsanız da sizin de o feyzi alabileceğinizi düşünüyorum. Gerek kitapta dükkânın resimlerinin oluşuyla, gerek yazarın anlatımıyla sanki o dönemde yaşıyorsunuz, ya da yaşamak istiyorsunuz.

Tanınmış kişilerin bu dükkânın irfan sohbetinden nasipdâr olduğunu öğrendiğinizde şaşırabilirisiniz benim gibi. Mesela ben neyzen olma yolunda ilerlediğim bugünlerde üstad neyzen Niyazi Sayın’ın bu dükkânın müdavimlerinden olduğunu öğrendiğimde ve onun o yıllara ait resmini gördüğümde çok etkilendim. Özellikle neyzenin Özemre’ye bu dükkân için, “Yükselciğim; biz bu dükkândan geçmemiş olsaydık, şimdi yedi dükkân süprüntüsünden beter olurduk”  dediğini anlattığı sayfadan ayrılamamıştım.

Bu eser sadece anı kitabı değil

Bu nasıl bir dükkân ki sadece alışveriş için uğranmıyor; sadece “parama bakarım, aman,  alın da gidin” muhabbeti olmuyor; her gelene bin hürmet gösteriliyor, sadece istenilen malzeme verilmiyor da saatlerce hiç bıkmadan alınan eşyaların nasıl kullanılacağı anlatılıyor? Bu nasıl bir esnaflık anlayışıdır? Hiç görmediğim, göremeyeceğim, şahit olmadığımız, olamayacağımız tarzda sanırım. Zira yaşadığımız kapitalist çağda esnaflar ancak malını satmaya ve gelecek olan paraya bakmaktalar. Müşteri, aldığı maldan zarar görmüş kime ne!

Ama o attar dükkânı öyle mi? O küçücük dükkânda çok çeşitli malzemenin satılması yanında insanlara, “ahlaklı insan, ahlaklı esnaf nasıl olunur”, bizzat yaşanarak gösterilmiş; deyim yerindeyse bu “tedrisat”tan hiç bıkılmamış, hiç hoşnutsuzluk duyulmamış, haram lokma elde etmemek için titiz davranılmış! Bu dönemde de uygulanması gereken davranışlar gösterilmiş. Bu eser o yüzden sadece anı kitabı değil; esnafa, müşteriye, aslında tüm insanlığa örnek davranışları göstermesi bakımından da örnek bir eserdir.

Takriz nedir, bu kitapla öğrendim

Eser sadece bir esnafın ve onun müşterilerinin hayatını anlatmıyor bize; olması gereken, devam etmesi gereken bir ahlakî hayat tarzı, bir süzülmüş zevklerle bezeli gündelik hayat prototipi de sunuyor. Eserdeki dil de çok şey öğretiyor bize. Örneğin takriz! Ben ilk defa bu kitapta gördüm ve çok hoşuma gitti. Takriz, eskiden bir kitabın başına, müellifin arzusu ile konunun yabancısı olmayan bir başkası tarafından yazılan takdim yazısına verilen isimmiş. Ne güzel ki, 1950’lere kadar olan bu gelenek, bu eserle karşımıza çıkıyor.Kapitalizmin hâkim olduğu bir dünyada, böyle bir dükkanın olması ütopik görünse de böyle dükkânlar, böyle esnaflar vardır eminim hâlâ… Keşke nasip olsa da biz de karşılaşsak, biz de Neyzen Niyazi Sayın’ın dediği gibi “yedi dükkân süprüntüsü” olmaktan kurtulmuş olsak... Üsküdar’daki attar dükkânı şu an faaliyet gösterseydi, oraya gitmek isterdim, belki biz de o muhabbetten bir dem alabilirdik.

Kubbealtı Yayınları’nın neşrettiği Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı, okunması, anlattıklarıyla örnek alınması gereken bir eser. Mutlaka kütüphanenizde bulunması gerektiğine inanıyorum.

Elif Sonsuz yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2019, 14:12
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20