Haris el-Muhasibi, İmam Gazali’yi en çok etkileyen kişilerden biriydi

Cüneyd-i Bağdadi’nin Muhasibi’nin elinde şekillendiği ve İmam Gazali’yi en çok etkileyen şahsiyetlerden olduğu biliniyor. Ahlak ve Arınma adlı eseri, Muhasibi’nin art arda gelen hikmetli nasihatlerinden oluşuyor. Mustafa Körkün Tarhanacı yazdı.

Haris el-Muhasibi, İmam Gazali’yi en çok etkileyen kişilerden biriydi

İkinci yüz yıl tasavvufunun en mühim isimlerindendir Haris b. Esed, Ebu Abdullah künyeli, meşhur ismiyle Haris el-Muhasibi. Nefis muhasebesi hususundaki titizliği sebebiyle bu lakapla anılıyor. Cüneyd-i Bağdadi’nin Muhasibi’nin elinde şekillendiği ve İmam Gazali’yi en çok etkileyen şahsiyetlerden olduğu biliniyor. Müellifin günümüze ulaşabilen 22 eseri var.

Ahlak ve Arınma adlı eser, Muhasibi’nin art arda gelen hikmetli nasihatlerinden oluşuyor. Kalbi ilgilendiren, bozan ve düzelten en temel mevzulara değiniyor. Hak olanı, orta yolu gösteriyor; tartışmaya, detaylara ve izahata pek girmiyor. Mütercimin dipnotlardaki izahatları zaman zaman duyulan bu eksikliği önemli ölçüde telafi ediyor. Fetvanın kalbe sorulması, tedbiri terkeyleme, kasr-ı emel, fakr gibi mevzularda verilen açıklamalar gayet tatmin edici.

Eserde Muhasibi’nin ilminden, irfanından, tecrübesinden, tefekküründen süzülen nasihatler sıralanıyor. Amel sahasında bir anda hepsine yüklenmek zor ama seçerek bir yerden başlamak lazım. Kimini ilke, kimini hedef kılmak ama söylenenler üzerinde mutlaka tefekkür etmek gerekiyor.

Kalbe atılan nur

İnsanı kendine, nefsine döndüren, yapacağı muhasebe ve amel ile Allah’a kalben yaklaştırma hedefinde bir kitap. İnsanın kalbi Rabbine karşı haşyet içinde değilse, birtakım yüksek düşünceleri ve büyük işleri ne kadar değerli olabilir? Allah göğsünü açmadı, tasdiki kalbe ulaşmadıysa o aciz insan için şu dünyada daha acil ve önemli ne olabilir? İmam Gazali de el-Münkız Mined dalal adlı eserinde “kalbindeki şüphe hastalığından ancak Allah’ın kalbine attığı bir nurla kurtulduğunu” belirtir. Gazali’nin Muhasibi’yi çok önemsediğini ve çokça tetkik ettiğini biliyoruz. İmam Gazali’nin bu nur için önerdiği yol Hz. Peygamberi (as) taklit ile kalbi arındırma, bu yolla tahkike ulaşmadır. Yani kalbi azıcık dahi İslam’a açılan kişinin yapması gereken nefsi temizleyerek hal ehli olup hakikat bilgisine ulaşma gayretidir. Kitap ve sünnet bu yolun merkezi ve kaynağıdır (Bkz. Hucurat 14. ayet). Kitap ve sünnet ile amel etmek cehalet karanlığından kurtarıp ilim nuruna ve yakînin ferahlığına eriştirir (Bakara, 257). Bu yolda sabır, öfkeden kaçma ve elbette zikrullah mühim araçlardır. Muhasibi, işte bu yolun merkezine nefis muhasebesini koyuyor.

Derin meseleler

Kitapta tasavvufun tartışmalı mevzulara nadiren denk geliyorsunuz, ağırlıkla nefisle mücadelede gerekli yol azığı üzerinde duruluyor. Örneğin “tedbiri terketmek” konusu bahsedilirken mütercimin dipnotlarında “vasat” sufilerin neyi kastettiği en uygun şekilde izah ediliyor. Elbette sebebe sarılmak gerekir, fakat aldığımız her tedbir cüzi ve zayıftır, görüp bildiğimiz sebepler sonuç için her daim yetersizdir, bin faktörden kim bilir kaçına dokunabiliyoruz! O halde sebeplere sarılalım fakat kalben değil, kalben sarılmamız gereken ilahi takdir ve iradedir. Cüzi tedbirlere yapışmak ve güvenmek ciddi hata olur. Her şeyin üstünde bin hatta milyon sebebin ve tedbirin sahibi Yüce Allah’a tam güvenmek gerekir. Bu meyanda her sonuca da razı olmak haktır.

Dünya işleri ile iştigal şarttır fakat kaygısı dünya olanın sonu perişan olur. Dünya ile dini kazanıp dünya telaşından kalbi uzak tutmak gerekir. Kimin en büyük kaygısı dünya olursa Allah korusun ahiretini kaybeder.

Bir başka örnek de “fakr” kavramıdır. Sufiler bunu manevi fakirlik, yani kendini hiçbir şeye malik görmeme anlamında kullanır. Tüm varlıklar, mal, mülk ve zaferler Allah’ın lütfudur. Bunların hiçbirine gönülden sarılıp köle olmamak, sadece her şeyin tek sahibi Yüce Allah’a kalbi bağlamak gerekir. Böylece maddi anlamdaki fakirlik ve zenginlik müminin kalbinde aynı seviyeye gelir. Maddiyatla, varlıkla, çoklukla, ilimle, akılla, hatta güzel hitabetle övünmeler biter.

Nefisle mücadelede amel ve günah

Nur ancak amelle artar. Kim öğüt verir de kendisi yapmazsa hüsrana uğrar. Kul hangi amelle Allah’a kavuşmayı istiyorsa en çok ona yapışmalıdır. Her işte Allah’tan yardım dilemek, başkalarındaki hoş olmayan işleri kendi ahlakından uzaklaştırmak gerekir. Derin anlayış takva ve amele bağlıdır, kuru bilginin kimseye faydası olmaz. Bir yerde oturduk mu hemen şikâyete başlıyoruz. Şikâyette ve eleştiride uzman hale geldik. Oysa yapmamız gereken dernek vakıf çalışmalarında amele odaklanmaktır. İslami düşüncenin gelişimi önünde amelden uzak fantastik yorum ve hayaller de bir engel teşkil etmektedir. Derinlik, hikmet, irfan ve İslami kültürün canlanması amele bağlıdır. Akıl, ilim, takva ve amel birlikte yürümedikten sonra “İslami aydın ya da mütefekkir” gözüyle baktığımız şahsiyetlerde dahi hamlıklar ortaya çıkmaktadır. Amelsiz düşünceler tevazu yerine kibri koymakta, süslü eleştiriler bir süre sonra kendini tekrar eden sığlıkları ifşa etmektedir. Medeniyet kurayım derken kendi kendini küçülten, düşüren enaniyetler bir virüs gibi yayılmaktadır. Dinde ancak “sıdk” gazaptan kurtarır, sıdk sahibi de malını ve canını ahiret için satar, bu hale erişmek için amel ile gayret gerekir.

Dil, göz, kulak, el, ayak ve zihin kalbin kapılarıdır. Tüm bu kapıları zarar verici her şeyden korumak;  şüpheli şeylerden, küçük büyük günahta ısrar etmekten uzak durmak gerekir. Günah gafleti arttırır, kasvete iter, Allah’tan uzaklaştırıp ateşe sebep olur. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin müthiş tespitiyle şeytani ve nefsi düşünce kalbe geldiğinde defetmezsen karara, niyete, fiile ve âdete dönüşür (Bkz. A’raf 200).

Bütün bunlar nefisle mücadeleyi ahlakın merkezine koyar. İnsan ancak nefsiyle yaptığı mücadele kadar ebedi kurtuluşa aday olur. Muhasibi eserinde bu hususun yolunu yöntemini hikmetli bir şekilde işlemiştir. Allah zat-ı alinden razı olsun, güzide eserlerini sadaka-i cariye mertebesinde kabul edip kalbine ve kabrine şırıl şırıl akan nurani huzur pınarları eylesin, bizleri de feyzinden faydalandırsın inşaallah.          

               

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2020, 13:33
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26