Haluk Dursun anı defterlerini okura açtı

Haluk Dursun, önceleri sadece kendileri için yazdığı anılarını 'İncir Çekirdeği- Hereke’den Çıktım Yola' adıyla kitaplaştırmış. Mustafa Uçurum yazdı.

Haluk Dursun anı defterlerini okura açtı

“Anılar defterinde gül yaprağı” demiş şair. Anıların hayatımızda o kadar çok yeri var ki, gül yaprağı gibi özenle saklayarak gözümüz gibi bakarız anılarımıza. Çünkü bizim geçmişle olan sıkı bağlarımızın en sağlam delili anılarımızdır. Acı ve hüzünle yoğrulmuş olsa da, yıllar sonra dönüp hatırladığımızda anılar içimizin kıpırdamasına, gözlerimizin içinin gülmesine sebep olur.

Anılar defteri tutmak

Bir zamanlar anı defteri tutmak adettendi. İnsanlar yaşadıklarını belki unutma kaygısıyla belki de tarihe bir not olsun diye not ederdi. Özellikle defter tutarak yaparlardı bu güzelliği. Anı defteri. Arada sırada dönüp okuyarak yazdıklarını derin iç geçirmeler, o güzel günleri yâd etmeler eşliğinde okurlardı.

Ülkemizin tanınmış tarih hocalarından Prof. Dr. Haluk Dursun da defter tutanlardanmış. Hem de bir Tevfik Fikret göndermesiyle defterlerine, “Haluk’un Defteri” ismini vererek. Çocukluğundan beri tuttuğu “Haluk’un Defteri” ana başlığını koyduğu defterlerinin adı “Hereke Defteri”, “İstanbul Defteri”, “Anadolu Defteri”, “Osmanlı Defteri”, “Avrupa Defteri”, “Orta Asya Defteri”. Haluk Dursun bunların birçoğunu kitaplaştırmış. En özel olanı kendine saklamış ama gün gelmiş onlar da gün yüzüne çıkmak zorunda kalmış. Böylelikle “İncir Çekirdeği” ortaya çıkmış.

Okur-yazar bir toplum olduğumuz söylenemez. Okumakla ilgili sorunlarımıza son zamanlarda yazmak da tam anlamıyla eklendi. Hazıra konmayı seven bir ruh haliyle yazılmış olanları takibi daha çok tercih eder olduk. Ne yazık ki okuması ve yazması olmayan bir toplumun da düşüncesi de olamıyor. Defter tutmak gibi bir güzelliği de ne yazık ki terk edeli epey zaman oldu. Bize kalan, bu soylu eylemi gerçekleştirenlerin satılarına tutunmaktır.

Hereke rehberi gibi

Haluk Dursun’un “İncir Çekirdeği” kitabı, şehir rehberi gibi bir çalışma olmuş. Yer yer şehrengiz tadında metinlere de rastladığımız çalışma, incir çekirdeğini de titizlikle dolduruyor. İçinde bol nükte barındıran metinlerle Haluk Hoca, kitabını okuyanlara tebessüm ettirmek istemiş.

Kitabın başındaki bir vurguya da bütün kitap boyunca titizlikle uyuyor. Kitapta ne tarih ne de siyaset var. Sadece ve sadece Haluk Dursun’un Hereke ile olan muhabbeti, orada mekânlar, kişiler, yetişen meyveler kısacası Heereke’ye ve Haluk Dursun’a ait her şey bu kitapta mevcut. Hoca içtenliğinden hiç taviz vermiyor. Yemek tarifi de yapıyor, komşu bahçelerden aşırdığı incirlerin hikâyesini de anlatıyor.

Hereke’ye hiç gitmeyen biri bile bu kitabı okuduktan sonra Hereke’yi görmüş kadar oluyor. Betimlemeler öylesine yerli yerindeki bu kitabı okuyup Hereke’ye gitsek kaybolmadan yolumuzu rahatlıkla bulabiliriz. En güzel incir ağaçlarının yerini bile elimizle koymuş gibi bulmamız mümkündür.

Hayata dair her şey var

Anlaşılan o ki Haluk Dursun, yoğun iş temposundan, ülke gündeminden, tarihin karanlık odalarından ve Topkapı Sarayı’nın ihtişamından bir nebze olsun uzaklaşmak için anılarıyla baş başa kalmak istemiş. Bundan da ziyadesiyle memnun olduğu satırlar arasında bile hissediliyor. Neredeyse her bölümde ince bir nükte cümleler arasından gülümsüyor okuyucuya. Neredeyse yazıların başlıklarının hepsinde bu neşeli tavır var. “Ayılar Nasıl Kafayı Bulur?”, “Deli misin Depik misin?”, “Battı Balık Yan Gider”, “Otlardan Habersiz Otlar…

Yeri geldiğinde kendisiyle bile alay etmeyi ihmal etmiyor hoca. Ununu eleyip eleğini asmanın rahatlığıyla olsa gerek, anlatımlarında son derece rahat olan Haluk Hoca, her ayrıntıyı en ince detayına kadar anlatıyor. Otlara olan düşkünlüğünden bahsediyor. Otlardan yaptığı yemeklerin tarifini bile veriyor. Armut türlerinden, meşhur armutlardan da örnekler veriyor. Damak zevkinden ipuçlarını da paylaşmayı ihmal etmiyor.

Yedi bölümden oluşan kitabın her bölümü ayrı bir dünyadan sesleniyor okuyucuya. Son bölüm ise kitaba son noktayı koyacak mahiyette bir yazıya ayrılmış. Doç. Dr. Ali Satan’ın Haluk Dursun için kaleme aldığı bir yazı ile nihayete eriyor kitap. Yazının başlığı bile hocayı özetlemeye yetiyor: “Modern Çağda bir Çelebi.”

Yazmak bir yolculuğa çıkmaktır. Uzaktan yakına, şimdiden geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmak için anıların arasında kalmış tebessümleri toplamak bile yeterlidir. Geçmiş tebessüm ettiriyorsa ne mutlu yaşanan günlere. Haluk Hoca’yı tanıyan tanır. Şimdiki neşeli halini neye borçlu olduğunu anlamak için “İncir Çekirdeği”ni okumak gerekir. Hereke’den çıktım yola selam verdim sağa sola diyerek İstanbul’a uzanmanın daha bir anlam kazanacağı satırlar okurunu bekliyor.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 12:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13