Halkla beraber iken de daima Hak'ladır o veliler

Ethem Cebecioğlu'nun Hacı Bayram Veli isimli biyografi çalışması, bu büyük mutasavvıfın hayatına ve yaşadığı dönemde Anadolu’daki siyasi, içtimai ve iktisadi durumuna dair bilgiler veriyor. Metin Uygun yazdı.

Halkla beraber iken de daima Hak'ladır o veliler

Tasavvuf tarihimizin en seçkin simalarından birisi Hacı Bayram Veli (D.1348-1350/Ö.1429) Hazretleridir. O, aynı zamanda tasavvuf tarihimizin en aksiyoner önderlerindendir. Hacı Bayram Veli, hem ilme ve hem de tasavvufa önem vermiştir. Bu özelliği onun dinine ve halkına daha verimli ve nitelikli hizmet etmesini sağlamıştır. O uzlete çekilmemiş, bilakis halkla beraber iken daima ‘Hak’la olmuştur. El emeğine büyük önem vermiş, geçimini ziraatle, toprakla meşgul olarak temin etmiştir. Başta müritlerine, daha sonra da halka bu yönde tavsiyelerde bulunmuştur. İnsanları el emeğiyle, çalışarak, toprakla, sanatla geçimlerini temin etmeleri hususunda yönlendirmiştir.

Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu, Hacı Bayram Veli isimli biyografi çalışmasında, bu büyük mutasavvıfın yaşadığı dönemde Anadolu’daki siyasi, içtimai ve iktisadi durum, dini hayat, 13. ve 14. yüzyılda Anadolu’da tasavvuf konularını, Hacı Bayram Veli Hazretlerinin hayatının daha iyi anlaşılabilmesi için, kitabın giriş kısmında etraflı bir şekilde inceler. Kitabın birinci bölümünde, Hacı Bayram Veli Hazretlerinin çocukluk ve gençlik yılları, şeyhine intisabı, eserleri, vefatı, halifeleri, Bayramiyye Tarikatı konuları ele alınır. İkinci bölüm, Hacı Bayram Veli’nin tasavvuf anlayışı, sohbet, fakr, muhabbetullah, sülûk, halvet, mürid, şeyh, sünnete bağlılık, nefs, dil gibi konular işlenir. Kitabın ilk baskısı Kültür Bakanlığı Yayınları tarafından 1991 yılında yapılmış. Kitap daha sonra Diyanet Vakfı Yayınları tarafından 2006 yılında tekrar yayınlanmış.

Müsbet ve dini ilimleri okumuş, felsefeden anlayan bir sufi

Hacı Bayram Veli, Oğuz boylarının yoğun biçimde yerleştiği Ankara-Sinop-Bursa üçgeninde yer alan Solfasıl köyünde doğmuştur. Bunun da Hacı Bayram Veli’nin Oğuz Türklerinden olduğu ihtimalini kuvvetlendirdiği belirtilir eserde. Ankara, Ahiliğin merkezi konumundadır. Ticari hayat hareketlidir. Solfasıl Köyü de Ankara’nın beş kilometre kuzeyindedir. Doğduğu yer hususunda ittifak halinde olan kaynaklarda, doğum yılı konusunda ihtilaf olduğunu açıklar Ethem Cebecioğlu. Kaynaklar 1352, 1353, 1339 tarihlerini verir. Durum böyle olunca doğumunun 1348-1350 seneleri dolaylarında olduğunun düşünülebileceğini söyler yazar. Hacı Bayram Veli’nin babası Koyunluca Ahmet’tir. Dedesi ise Mahmut’tur. Solfasıl Köyünde bulunan babasının çiftçilikle veya hayvancılıkla uğraştığı tahmin edilir.

Çocukluk yıllarındaki tahsil hayatıyla ilgili tam ve net bir bilgi yoktur. O dönemin medreselerinde okutulan kaynaklardan ve Hacı Bayram Veli’nin iki halifesi Ahmet Bican ve Akşemseddin’in eserlerinden bu konuya dair ipuçları elde etmeye çalışılır eserde. O dönem medreselerde, hendese, mantık, belagat, kelam, fıkıh, usul-i fıkıh, akaid, hadis, tefsir ilimleriyle beraber tasavvufla ilgili ilimlerinde okutulduğu tesbit edilir. “O devir medrese mezunu kişilerin kültür alt yapısını teşkil eden ilmi seviyeyi Hacı Bayram Veli’nin de haiz olduğunu kabul ediyoruz” der yazar. Kısaca Hacı Bayram Veli, müsbet ve dini ilimleri okumuş, felsefeden anlayan bir sufidir.

Ankara’da Kara Medrese’de ve Bursa’da Çelebi Sultan Mehmet Medresesi’nde müderrislik yapar. O dönemde Kayseri, Sivas, Erzurum, Konya, Niğde, Aksaray, Tire, Aydın, Amasya gibi önemli yerlerde üst seviyede eğitim veren medreseler vardır. O devrin medreseleri günümüzün üniversiteleri mesabesindedir. Ders veren müderrisler de bugünkü profesör konumundadır. Tasavvufla tanışmadan önce belli bir müddet medreselerde müderrislik yapan Hacı Bayram Veli, kaynaklarda belirtildiğine göre 1400 senesinde Ebu Hamit Aksarayi (Somuncu Baba) Hazretlerine intisap eder. Ebu Hamit’in yanından hiç ayrılmaz. Bursa Ulu Cami’nin açılışında Cuma namazını kıldırıp hutbe okuyarak şöhreti açığa çıkan Ebu Hamit Aksarayi, bu hadiseden sonra Bursa’yı terk eder. Bu esnada yanında Hacı Bayram Veli de vardır. Önce Şam’a, sonra da Hacca giderler. Dönüşlerinde Aksaray’a yerleşirler. Hacı Bayram Veli, şeyhi ölünceye kadar onun yanından ayrılmaz. On sekiz sene şeyhinin hizmetinde bulunur. Şeyhinin ölümünden sonra, şeyh olarak Ankara’ya döner ve yerleşir.

Dünyayı terk yerine, onu imara ve ıslaha yönelmiştir

Şeyh Hacı Bayram Veli Hazretleri Ankara’ya yerleştikten sonra hemen manevi terbiye görevine başlar. Bu görevi hakkıyla yerine getirebilmek için zaviye yaptırır. Hacı Bayram Veli Hazretlerinin hem kendi hayatında uyguladığı, hem de müritlerine önemle tavsiye ettiği en önemli husus, alın teri ve el emeğiyle geçinmeleridir. Ziraate ve toprağa özel önem atfeder. Müritlerini bu uğraşlarla geçimlerini temin etmeleri yönünde teşvik eder. Kendisi de yaşlı halinde ziraat işiyle uğraşır, bizzat çalışarak çevresine ve müritlerine örnek olur.

Esasında halkın toprağa bağlanarak yerleşik hayata geçmesi devletin de üzerinde durduğu bir husustu. İşte bunu iyi kavrayan büyük mutasavvıf, bu yönde gayret ederek devletine de hizmet ediyordu. Halkla iç içedir. Halk içindeyken ‘Hak’la beraberdir. Onun tasavvuf anlayışı bu şekildedir. Dünyayı terk yerine, onu imara ve ıslaha yönelmiştir. Yazar, onun bu yanıyla devrinin çok ilerisinde bir görüşte olduğunu savunur. Kırsal kesime de hitap etmiş, ziraat işlerinde, hasat mevsiminde imece usulünü uygulayarak, imecenin bugün dahi uygulanmasını sağlamış ve bu usulün ilk uygulayıcısı olmuştur.

Onun diğer orijinal bir tarafı da içtimai yardımlaşmaya büyük önem vermiş olmasıdır. Yazarın bu hususta önemli bir tespiti şöyledir: “Günümüz Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi çeşitli organizasyonlarının bundan beş buçuk asır önce Hacı Bayram Veli tarafından bir ölçüde gerçekleştirilmesi, çok önemli bir vakıayı temsil eder.” Zenginlerle fakirler arasında köprü görevi üstlenmiş. Fakirlerin iktisadi ve içtimai güvenliğinin tesisi için bizzat çalışmış, müritlerini de bu yönde teşvik ederek onları da bu şekilde çalışmaya sevk etmiştir. Zenginlerden mal ve para toplayarak fakir ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmış, sosyal barışın temini için büyük çaba göstermiştir. Müritlerini de bu yönde teşvik ederek aynı zamanda onları manen terbiye etmiş, kibirlerini, enaniyetlerini, nefislerini bu yolla kırmaya çalışmıştır. Tarikatı halk arasında büyük kabule mazhar olan Hacı Bayram Veli, tasavvufu dünyevi ve maddi çıkarları için kullanmaya çalışanlara da engel olmuştur. Peygamber Efendimizin sünnetine çok sıkı bir şekilde bağlıdır. Bu hususu yazar, ilmi vesikalarla ve menkıbelerle ortaya koyar eserinde.

Bayramilik Tarikatı, Hacı Bayram’dan sonra Akşemseddin’in kurduğu Şemsiyye-i Bayramiyye, Ömer Sikkini’nin tesis ettiği Melamiyye-i Bayramiyye isimli iki ana kol vasıtasıyla devam etmiş. Sonra çeşitli yan kollar ve şubeler de eklenmiş tarikata. Melamiyye-i Bayramiyye kolundan yürüyenler tarihte bazı üzücü olayların vuku bulmasına sebep olmuşlar. Bu koldan yürüyenlerden bazıalrı vahdet-i vücut telakkilerini sağda solda çekinmeden anlatınca Ebussuud Efendi’nin fetvasıyla idam edilmiş. Tabii bazı haksızlıklar da meydana gelmiş. Bu müessif olaylardan sonra bu koldan gidenler zamanla kendilerini gizlemişler ve bu durum günümüze kadar devam etmiş. Yazar, tespit edebildiği Melami şeyhleriyle görüşmek istemiş, fakat bu isteğine olumlu cevap alamamış.

Hacı Bayram Veli önce müderris, sonra sufidir

Diğer kollarda bu durumun tersinin görüldüğünü ifade eder Cebecioğlu. Mesela Akşemseddin ile Fatih’in, Baba Yusuf Seferhisari ile İkinci Beyazıt’ın, Aziz Mahmut Hüdai ile Üçüncü Murat’ın ilişkileri iyidir. Bayramiliğin siyasi etkinliği tarih boyunca sürmüş.

Hacı Bayram Veli Hazretleri ilme büyük önem vermiş, müderrisliği, ilim adamlığı, sufiliğinden önce gelmiştir hep. Yetiştirdiği halifelerinde de aynı hal, özellik bulunur. Akşemseddin, Yazıcıoğlu Ahmet Bican, Yazıcıoğlu Muhammet, Eşrefoğlu Rumi, Germiyanoğlu Şeyhi bunların en tanınmışlarıdır.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda tasavvuf erbabı, hem devlete, hem de halka büyük hizmetlerde bulunmuşlar, tarihin kendilerine yüklediği misyonu, görevi bihakkın, eksiksiz olarak yerine getirmişlerdir. Hacı Bayram Veli Hazretleri de, bunların en önde gelenlerindendir. Ethem Cebecioğlu’nun, Hacı Bayram Veli’nin maddi ve manevi hizmetleriyle ilgili olarak Mehmet Ali Ayni’den naklettiği şu ifadeler, herhalde bu büyük Türk evliyasını çok güzel anlatıyor: “Ey koca Türk evliyası! Sana rahmet olsun. Medeniyet sahasında teali ve terakki içün bize, faidesi meşru, semeresi emin, tabiat-ı memleketin şeraiti umumiyyesine muvafık nasıl feyyaz bir yol göstermişsin.”

Metin Uygun yazdı

Yayın Tarihi: 22 Ekim 2022 Cumartesi 10:00 Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2022, 11:33
YORUM EKLE

banner19

banner36