Halka, siyasete, Türkiye'ye lirik bir açıdan baktı

Murat Sözer, 'Darılma Bana' kitabındaki şiirlerde İsmet Özel’in sesinden kendi sesine, Hakan Arslanbenzer’in düşüncelerinden kendi düşüncelerine yol bulmuş. Ömer Yalçınova yazdı.

Halka, siyasete, Türkiye'ye lirik bir açıdan baktı

Murat Sözer ilk şiir dosyasını önümüze koyduğunda sanırım yıl 2009’du. O dosyada olup da Darılma Bana’da olmayan şiirler var mı hatırlamıyorum. Vardır diye tahmin ediyorum, çünkü Darılma Bana’daki birçok şiir 2009’da henüz yazılmamıştı. Belli ki Murat Sözer ilk dosyasındaki bazı şiirleri çıkarmış, yerine yenilerini eklemiş. Gerçi Murat Sözer’in işi belli olmaz. Onda hele ki söz konusu olan şiirse müthiş bir özgüven vardır. Belki de o dosyadaki şiirlerin tamamı Darılma Bana’ya girmiştir, ama üzerinde daha çok çalışılarak, değişiklikler yapılarak. Fakat şu bir gerçek: Eğer 2009’da Murat Sözer’in bir şiir kitabı yayımlansaydı, Darılma Bana kadar iyi, başarılı ve güçlü olmayacaktı.

Darılma Bana iyi bir şiir kitabı. Şairine ait bir şiirden söz ettirecek kadar başarılı. Yani artık bir Murat Sözer şiirinden söz edebiliriz. Bununla Murat Sözer’e büyük bir iltimas geçtiğimiz söylenebilir. Öyle ya, bir şair ilk kitabıyla nasıl böyle bir hakka sahip olur? Oysa onun şiirlerinde henüz ustalarının sesi yankılanır. Yankılanır, evet, Murat Sözer’in şiirinde de ustalarını yakalamak mümkün. Fakat kendi sesini duymak da mümkün. Murat Sözer, ustalarının şiirine takılmamış olduğu için şiirinden söz ediyoruz. Yine de ikinci şiir kitabını beklemek lazım. Bizimkisi bir umut, Murat Sözer şiirine dönük bir temenni, yakalanmış güçlü bir sesin susmaması, yarım bırakılmaması gerektiğine dair bir teyit.

İsmet Özel etkisini iyi kullananlardan biri

Peki Murat Sözer sesini nasıl bu kadar hızlı bir şekilde buldu? Ondaki özgüven, yükselen ses, canlı görüntüler, rahat söyleyiş, sağlam tasvirler, hızlıca sonuca ulaşmak nereden geliyor? Bizce Murat Sözer şiiri denilince iki şiirden daha söz etmek gerekir. Birincisi İsmet Özel, ikincisi Hakan Arslanbenzer şiirinden. Murat, İsmet Özel şiirinden fazlasıyla etkilenmiştir. Buna etki değil de uğraşmak diyelim. O, İsmet Özel şiiriyle uzun süre uğraşmıştır. Darılma Bana’nın ilk şiirinden son şiirine kadar bu uğraş devam eder. “Ben Murat Sözer, renkli, gözlü, zalim”. Bu mısra “Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında”nın aynısıdır. Ses, söyleyiş, eda aynıdır. İkisi de on bir hecelidir. Bunu Murat bilerek yapar. Bir nevi üzerine aldığı etkiye karşı meydan okur. Bakın ben kiminle uğraşıyorum, herkes bunu görsün, bilsin, saklamıyorum demeye getirir. Ustasına büyük bir selam çakar. Fakat orada kalmaz. “Bana İsmet Özel’in sesini ‘mahvedecek bir uzuv lazım’” der. Aslında o da farkındadır, İsmet Özel’den aldığı etki, “ses”ten ibarettir ve orada kalmamalıdır. Yani o, İsmet Özel’in söyleyişinden, mısra kuruşundan, şiir çatışından, şiire başlayıp bitirişinden etkilenmiştir. Onda İsmet Özel düşüncesine pek rastlanmaz. O da aynı İsmet Özel gibi melodiye, ahenge, sese çok önem verir.

Murat Sözer şiirinde ahenk sorununa neredeyse hiç rastlanmaz. O, İsmet Özel etkisini bu şekilde iyi kullananlardan biridir. Mısra kurma, ses yakalama, onunla belirli bir ezgiyi mırıldanma dışında İsmet Özel’den aldığı ikinci etki; imgedir. Murat Sözer de en az İsmet Özel kadar objektifini iyi kullanan bir şairdir. Belki Murat Sözer’inkilere imge denilemez. Çünkü Murat, görüntüyü olduğu gibi şiire aktarır. Onun üzerinden bir şeyler anlatma, söyleme kaygısında değildir. Görüntü ne ise, odur. Başka bir şeyin işareti, sembolü değildir. İsmet Özel ise çok farklı anlamlar ihtiva eden, diğer ifadeyle kendini aşan imgeler kurar. Bunlar kendinden daha büyük bir şeyi anlatır veya söyler. Fakat iki şair de görüntülerden olabildiğince fazla yararlanır. Şiirleri neredeyse yalnızca yargı ve görüntülerden oluşur. Son sözü söyleyip şiirin sonunu bağlarlar. İki şairin şiirinde de sinematografik etkiden söz edebiliriz. Görüntüler hareketlidir ve ardı ardına sıralanır. İkisi de ardı ardına flaş patlatır. Görüntüler okuyucunun gözünde hemen canlanır.

Popülizm bu kitabın en güçlü damarı

Fakat Murat Sözer, İsmet Özel’in sesini nasıl mahvedecektir? Onu mahvetmeye yarayacak uzvu nereden bulacaktır? Bu uzvu Murat Sözer, Hakan Arslanbenzer şiirinde bulur. Hakan Arslanbenzer’in zaten söyleyişinden ziyade düşüncesinden etkilenmiştir. “İşçi”, “halk”, “intikam”, “konuşmak”, “savaşmak”… ve genel itibariyle “popülizm” Murat Sözer’in, Hakan Arslanbenzer’den aldığı düşüncelerdir. Aldığı demeyelim, kendini bulduğu düşüncelerdir. Çünkü bir ara “Popülist olunmaz, popülist doğulur” gibi şeyler de konuşurduk arkadaşlarla. Murat Sözer’de doğuştan bir popülizm vardır. Bunun ortaya çıkarılması, sistematik hale getirilmesi, siyasi bir tavır olarak benimsenmesi, kültürel yönlerinin vurgulanması, bir tavır olarak belirginleştirilmesi Hakan Arslanbenzer sayesinde olur. Murat akıllı bir insan. Akıllı derken, kendini ve çevresini iyi tetkik edebilen bir insan demek istiyoruz. Kendini nerede, kimde, nasıl bulacağını bilir ve orada durup geliştirir. Zaten İsmet Özel sesiyle dolu “Ses” şiirinde İsmet Özel’in sesini mahvetmekten söz etmesi başka bir şeyle açıklanamaz. Bilinçlidir yani, ne yaptığının farkındadır, ne istediğini de bilir. Onun popülist düşünceyi hemen kavraması ve benimsemesi, daha sonra da bu düşüncenin en güzel şiirlerden birkaçını yazması bununla ilgilidir. Murat Sözer popülist düşünce dairesinden Darılma Bana’da çıkmamıştır. Çıkmaması da gerekirdi, çünkü popülizm kitabın en güçlü damarıdır.

Peki Murat Sözer, Hakan Arslanbenzer’in söyleyişinden, mısra kuruşundan hiç mi etkilenmedi? Aslında etkiden kastımız şudur: “yani kimlerse çelebi, çalışkan ve hâluk”. Bu, Murat Sözer’in ilk yazdığı şiirlerden biri olan “Ezgi”de geçiyor. Ve İsmet Özel’in “nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala” mısraıyla aynı şekilde kurulmuştur. Kelimeler farklı; ses, ahenk, söyleyiş aynı. Buna etki diyoruz, çünkü etki fark edilmeyen şeydir. Şair, farkında olmadan başka bir şairin etkisinde şiirini yazmıştır. Murat Sözer sonradan bu etkinin farkına varır ve onunla mücadele etmeye başlar. Murat, Arslanbenzer şiirinden bu şekilde etkilenmemiştir. Onun bazı mısraları Arslanbenzer mısraına benzer. Fakat bütünüyle bir benzerlik değildir bu. Belki Arslanbenzer’in rahat, kendince söyleyişinden etkilenmiş, kendince söyleyişin peşine düşmüştür. Özgünlüğü yakalama noktasında bir etkiden söz edebiliriz. Fakat bu, yukarıda belirttiğimiz İsmet Özel’in etkisine benzemez.

Halka, siyasete, Türkiye’ye lirik bir açıdan baktı

Murat, Arslanbenzer şiirinden mısra alır. Şiirine o takdir edişi ekler. Olduğu şekliyle alır hem de. Örneğin; “Orada hiçbir kadın uyuyamıyordur şimdi/ Buradaki esma gibi;/ Kuzular somunlar süt dişleri arasında”. “Alışılmışın İçinde” adlı şiirde geçen bu mısralar, neredeyse Arslanbenzer’in “Esmaül Esma” şiirinden olduğu gibi alıntıdır. Fakat bu belirtilmez şiirde. Belirtilmemesinin sebebi alıntı olduğunu saklamak değildir. Sonuçta Murat “Kız” isimli şiirinde “bir de şiirine namus başlığı atabilen kaç şair var aranızda” der. “Namus”, Hakan Arslanbenzer’in şiiridir. Ve dikkat edilirse, yine düşünce olarak etkilenilmiştir. Şiirin ismini namus diye koymak, Murat’ta önemli, cesaret gerektiren bir düşüncedir. Murat’ın bu şekilde düşüncesine, şiirine sık sık Arslanbenzer’in mısra ve düşüncelerini taşıması, ona ayrı bir alan açmıştır. Bu alan, kendi sesini ve düşüncesini bulmasına yardım etmiştir. Daha doğrusu rahat hareket edebileceği, özgün söyleyişinin peşinde koşabileceği, bol bol nefesleneceği, hata yapacağı ve hatasından dersler çıkarabileceği, renkli söyleyişler yakalayabileceği bir alan.

Darılma Bana, Murat Sözer şiirinden söz etmemizi sağlayan bir kitap. Murat, İsmet Özel’in sesinden kendi sesine, Hakan Arslanbenzer’in düşüncelerinden kendi düşüncelerine yol bulmuştur. Popülist düşünce içinde kendine özel bir alan açabilmiş midir? Arslanbenzer’in düşüncelerine ek düşünceler üretebilmiş midir? Henüz bu sorulara olumlu bir cevap verilemez. Fakat şu söylenebilir: Murat Sözer, Arslanbenzer’in açtığı popülizm kulvarında en iyi şekilde ilerleyen şairlerden biri olmuştur. Tek farkla! Darılma Bana’daki neredeyse bütün şiirler siyasidir. Fakat lirik bir bakış açısıyla yazılmıştır. Neo-epik şiirin gerektirdiği mesafe alış, soğukkanlılık ve kavga, Darılma Bana’daki şiirlerde yoktur. Murat halka, siyasete, Türkiye’ye lirik bir açıdan bakar. Onun kan donduracak görüntüleri mısra haline getirirken yakaladığı sıcaklık ve tarafgirlik bu lirizmden kaynaklanır. Arslanbenzer’in şiiri ise bu tür lirizmi ilk mısraında değilse bile ilerleyen mısralarında kapı dışarı eder.

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 17:29
YORUM EKLE
YORUMLAR
Celal Murat
Celal Murat - 4 yıl Önce

Herkes neoepik şiir yazabilir ama herkes lirik şiir yazamaz. Bu yüzden popülizm avamdır, lümpendir, oryantalisttir, ancak sanat değildir.

elif betül
elif betül - 4 yıl Önce

önce ziya osman saba'nın, sonra da murat sözer'in şiirleriyle ilgili ömer yalçınova'dan nefis iki yazı okuduk. sevdik.

banner19