Halil Halit, Cezayir'i Bir Fransız Şehri Zannetmiş

Cezayir Hatıratı, Halil Halit’in, Cambridge Üniversitesi’nin Şarkiyatçılar Kongresi için gönderdiği delegelerden biri olarak Cezayir’e varması ile başlayan ve Cezayir’den ayrılması ile son bulan eseridir. A. Agah Kaya yazdı.

Halil Halit, Cezayir'i Bir Fransız Şehri Zannetmiş

https://www.ktpkitabevi.com/urun/cezayir-hatirti-9789944195034Cezayir Hatıratı, Halil Halit’in, Cambridge Üniversitesi’nin Şarkiyatçılar Kongresi için gönderdiği delegelerden biri olarak Cezayir’e varması ile başlayan ve Cezayir’den ayrılması ile son bulan eseridir. İlk durağı Philipp şehrinden son durağı Cezayir’e kadar Arapların durumunu ve Fransızların Araplara karşı olan tutumunu en dikkat çekici yönleriyle anlatmıştır Halil Halit bu eserinde. “İslam topraklarında mutluluk getirdiklerinden söz eden uygar Fransızların bu konudaki sahtekârlıklarını, Cezayir’e girip gördükten sonra anlamalıyız” diyor Halil Halit hatıratında.

Batı’nın uygar devleti Fransa’nın, Cezayir’de uyguladığı sömürüyü, şahit olduklarıyla anlatan Halit, memleketin sahibi olan Arapların çarşıda debbağlık ve saraçlıktan başka mesleklerinin olmadığını belirtiyor. Cezayir’in doğal bitki örtüsünün ve arazisinin güzelliğinden bahsederken de, bu arazilere zorla el konulup Fransız göçmenlere dağıtıldığını anlatıyor. Fransızların getirdiği medeniyetin(!) bedeli topraksız, fakir ve ikinci sınıf insan olmak olsa gerek.

Cezayir’i bir Fransız şehri zannetmiş

Halil Halit, her gezdiği şehirde mutlaka bir Osmanlı eseri, bir ata mirası aramıştır. Fakat Cezayir’de bir baruthane, bir saray ve kale kalıntılarından başka bir şey bulamamıştır. Bu eksiklik, Avrupa basınının söylediğinin aksine, Osmanlı’nın imar faaliyetlerinin azlığından değil, Fransızların barbarlığından kaynaklanıyordu.

Halit, Cezayir’e ilk girişinde şehri bir Fransız şehri zannetmiştir. Binaları, insanları, hatta yazılarıyla nasıl bir kültür emperyalizmine maruz kaldığını anlatır. Fakat tüm bu değişime rağmen Fransızların, fakir ve ahlaktan yoksun Arap mahallelerini kendi haline bırakmaları ve turistleri özellikle bu mahallelerde gezdirmeleri çok dikkat çekicidir.

Şarkiyatçılar kongresindeki tek Osmanlı

Halil Halit, tüm kongre zamanı boyunca ve özellikle konuşmalarda, Batılı delegelerin Osmanlı ve Müslümanlara olan nefretine dikkat çeker. Öyle ki, ülke siyasetinde izledikleri yol gibi, memurların da kendi aralarındaki rekabetten hep Müslümanların zararlı çıktığını anlatır.

Yazar, gerektiğinde Batılı devletler gibi Osmanlı Devleti’ni ve acziyet içindeki Müslümanları da eleştirir. Örneğin, şarkiyatçılar kongresindeki tek Osmanlı’nın kendisi olması, Osmanlı’nın delege göndermemesi, Halil Halit’in eleştirdiği noktalardan biridir. Batılı delegelerin ise, İslam’ı eleştirmelerine ve her Müslüman delegeye “pis Türkler” demesine sessiz kalmamıştır.

A.Agâh Kaya

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 17:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Eren
Eren - 2 yıl Önce

Allah razı olsun kardeşim, güzel bir çalışma olmuş.

banner19

banner13