Haksal öyküsü benöyküseldir, bencil değildir

Mehmet Özger üçüncü kitabıyla okurları yeniden selamlıyor: 'Ali Haydar Haksal Öykücülüğü ve Romancılığı'. İsmail Demirel bu kitaba değindi.

Haksal öyküsü benöyküseldir, bencil değildir

https://www.ktpkitabevi.com/urun/ali-haydar-haksal-ykclg-ve-romanciligi-9789758179305Yedi İklim dergisindeki şiir, inceleme, eleştirel metinleri ve daha önce yayınladığı Türk Romanında 12 Eylül adlı oylumlu çalışmasından tanıdığımız Mehmet Özger, yine bir inceleme ve araştırma eseriyle karşımızda: Ali Haydar Haksal’ın Öykücülüğü ve Romancılığı (Nisan-2015, Yedi İklim Yayınları). Muş Alpaslan Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı bölümünde öğretim üyesi olan Özger’le daha önce sitemizde bir söyleşi gerçekleştirmiştik.

Bu tarz çalışmaların sayısı artmalı

Özger, kitabı kaleme alış nedeni olarak, Haksal hakkında yeteri kadar çalışmanın yapılmamış olmasını ileri sürüyor. Özger tesbitinde haksız değil. 2011 yılında Yedi İklim dergisinde Ali Haydar Haksal Özel Sayısı çıkartmak için kollarımızı sıvadığımızda Yunus Emre Özsaray ile birlikte, gördüğümüz manzara, bir kaç kalemin dışında Haksal öyküsü üzerine önemli çalışmaların yapılmadığıydı. Hazırladığımız özel sayıyla birlikte eksikleriyle beraber bir Haksal portresinin ortaya çıkmasında bizim de bir katkımız olmuştu.

Aslında edebiyatımızdaki tembellikten ve eleştirmen yokluğundan kaynaklanan suskunluk sadece Haksal için değil, öykücülükle uğraşan, öyküye emek veren diğer sanatçılarımız için de geçerli. Hemen hatırlamaya çalışalım. Öykücülüğü hakkında müstakil kitap kalem alınmış olan sanatçılarımızı. Rasim Özdenören ve Mustafa Kutlu var önümüzde. Başka da kimse yok. Dolayısıyla Haksal hakkında kitaplık çapta bir çalışma yapılmamış olmasını, bizim camianın geleneksel tembelliği ve eleştirmen yokluğu olarak nitelemek mümkün. Örneğin Haksal öykücülüğü kadar bir hacme ulaşmasa bile onun kadar değerli ve yine onun gibi öykü dünyamızın önemli kalemlerinden Durali Yılmaz, Sadık Yalsızuçanlar, Cihan Aktaş, Cemal Şakar gibi sanatçılar hakkında da henüz müstakil kitaplar yayınlanmadı. Umarız Özger’in kitabı, bu tarz çalışmalara önayak olur.

Sanatçının genç bir okur olarak portresi

250 sayfadan oluşan kitap, giriş, “Haksal’ın öykücülüğü”, “Haksal’ın romancılığı”, sonuç ve mülakat olmak üzere beş bölümden oluşuyor. Kitabın giriş bölümü Haksal’ın okuma serüvenine ve yazma faaliyetlerine odaklanmış. Bu bölüm özellikle genç edebiyatçılar için önemli anekdotlar ve dersler içeriyor. Zira Anadolu’da taşrada imam hatip lisesinde okuyan bir öğrencinin el yordamıyla yaşadığı dönemdeki Müslüman edebiyatçılarla, sanatçılarla, dergilerle tanışması gerçekten önemli. Bugünün genç neslini ve önündeki imkanları düşündüğümüzde, o yıllardaki çabaların, iğneyle kuyu kazmaya eşdeğer olduğunu göreceğiz.

Haksal’ın Öykücülüğü” adlı ilk bölümde, Haksal’ın bugüne kadar yayımladığı onyedi öykü kitabındaki ortak temalar, bakış açıları, olay örgüleri, kişiler ve zaman irdelenmiş. Romancılığı bölümünde de benzer bir uygulama yapılmış. Sonuç bölümünde ise Özger, kitap boyunca dillendirdiklerini maddeler halinde özetlemiş. Mülakat bölümünde ise Özger, Haksal’a kitabın telifi esnasında gerekecek konulara dair sorular sormuş.

Haksal öyküsü benöyküseldir, bencil değildir

Haksal öyküsünü, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören ve Cahit Zarifoğlu öyküsüne bağlayan Mehmet Özger, bunda Haksal’ın lise edebiyat öğretmeni İbrahim Soysal vesilesiyle tanıştığı Necip Fazıl ve Büyük Doğu dergisi, Sezai Karakoç ve Diriliş dergisi, Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisinin rolünün büyük olduğunu belirtiyor. Yine aynı cümleden olarak, Haksal 70’li yıllarda çokça revaçta olan köy edebiyatı, toplumsal gerçekçilik gibi akımlara hiç rağbet etmiyor. Bunda elbette Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sunun, Sezai Karakoç’un Diriliş’inin ve Nuri Pakdil’in Edebiyat’ının ruhu doyuran ve yücelmesini sağlayan verimlerinin inkar edilemeyeceğini söylüyor Özger.

Haksal’ın öykülerinde özellikle benöyküsel bir dil kullandığını ve fakat bu dilin Haksal’ı asla Ömer Lekesiz’in iddia ettiği gibi bencil öyküye götürmediğini öne süren Mehmet Özger, Haksal’ın öyküsünü anlayabilmek, öykülerindeki zaman, mekan, tipler, dil ve bakış açıları hakkında tutarlı yorumlar yapabilmek için onun “Öykü Ağacı” adlı kitabını okumak gerektiğini belirtiyor. Nitekim Öykü Ağacı, Türk edebiyat tarihinde eşine az rastlanır cinsten bir kitap... Haksal’ın öykü anlayışını enine boyuna anlattığı bir kitap... Özger’in de kitap boyunca, Haksal’ın öyküsünü anlattığı bölümlerde Öykü Ağacı’na çokça atıf yapmasının nedeni böylece anlaşılır.

Kasaba Edebiyatı’ yazısının etkisinde bir roman

Yitik Yaşamın Güncesi, İki Ateş Arasında ve Anzelha ile İbrahim adında üç roman kaleme alan Haksal’ın romanlarında tema olarak genelde taşra, doğa, yazmak eylemi, aşk, iletişimsizlik gibi konulara değindiğini tespit eden Mehmet Özger, Haksal’ın modern ve postmodern imkanlardan yararlandığını söylüyor. Örneğin Ahmet Sait Akçay’ın Haksal’ın taşrayı kadınlaştırdığı tesbitini yineleyen Özger, bunda Sezai Karakoç’un “Kasaba Edebiyatı” başlıklı yazısının etkisinin olduğunu öne sürüyor. Nitekim Sezai Karakoç mezkur yazıda, küçük şehirlerin ya da kasabaların insanı keşfetmek, hatta edebi anlamda icat etmek için ideal bir birim, geometrideki altın ölçü olduğunu söylüyor. Özger’e göre, Haksal’ın bu romanındaki Fatma karakteri de Sezai Karakoç’un bu anlayışından ilham alarak icat ettiği bir roman kişisidir.

Kitapta keşke şu bölümler de olsaydı

Herşeyden önce bir öykücümüz hakkında yapılan bu çalışmayı, onun sanatçılığını ve öykücü dünyasını yakından tanımamıza vesile olacağı için takdire şayan bir çalışma olarak görüyorum. Bununla beraber kitapta görmek istediğim bazı bölümlerin de olduğunu söylemeliyim. Keşke olsaydı dediğim bu bölümler “Haksal’ın Dergiciliği” ve “Haksal’ın Eleştiri-İnceleme Metinleri”. En azından onar sayfalık bölümler ayırsaydı Özger bu konulara, tam bir Haksal portresi ortaya çıkmış olurdu gibi geliyor bana. Zira Haksal, Yedi İklim dergisi editörü olması hasebiyle bir dergici. Dolayısıyla kitapta Haksal’ın dergiciliğine de bir bölüm ayrılabilirdi. En azından yazdığı dergilerin şöyle bir adı-sanı falan ortaya konduktan sonra Yedi İklim dergisinde yapıp ettikleri ortaya konabilirdi.

Yine aynı şekilde Haksal’ın kitaplara, kitapçılara, sahaflara ve aynı zamanda edebiyat tarihimize dair yazdıklarına da değinebilirdi Özger. Bu çalışmalar henüz kitap olarak neşredilmedi, dergi sayfalarında kaldı; ancak yine de üzerlerinde konuşulmayı ve yazı yazılmayı hak eden değerli çalışmalar. Umarım Özger, kitabın sonraki baskılarında önerimizi dikkate alır, kitabına bu bölümleri ve inceleme araştırma kitaplarının olmazsa olmazı diyebileceğimiz dizin bölümü de ilave eder.

İsmail Demirel, takdire şayan bir çalışma diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 14:41
YORUM EKLE

banner19

banner13