Hadi biraz çocuk olun

Zeynep Emirdağ’ın ilk kitabı “Büyükler İçin Oyuncaklar”, içimizde dinmek bilmeyen çocuk seslerini oyuncakların hüzünlü sesleriyle birleştirerek bir geçmiş zaman masalına davet ediyor bizleri. Mustafa Uçurum yazdı.

Hadi biraz çocuk olun

Oyuncak kelimesinin o kadar çok çağrışımı vardır ki hangisine tutunsak bizi alıp bir diyara savurur. Sadece çocukları avutmak için icat edilmiş rengârenk bir dünyadan bahsetmiyorum. Oyuncakların da gizemli bir dünyası vardır. Çocukken oyuncaklarının konuştuğuna, onların da birbiriyle arkadaş olduğuna inanan çok çocuk olmuştur. Oyuncakların içlerindeki gizemi ancak onlara tüm kalbiyle inananlar hissedebilir.

Çocuklar için bazen her şeyden kıymetlidir bir oyuncak. İyi bir arkadaş, sırdaş, yalnızlığın paylaşıldığı bir dost olarak çocukların yanı başındadır bir oyuncak. İyi kötü bir oyuncağı olmuştur her çocuğun. Bazen çok ışıltılı bir mağazadan alınan bazen ağaçtan yapılan bazen bir kâğıttan icat edilen oyuncağı ile çocukluk denen cennetin kapısından girmiştir her çocuk.

Bir de büyükler için oyuncaklar vardır. Unutulmayan, çocukluk anılarının en canlı şahidi oyuncaklar vardır. “Oyuncaklar kaybolmaz, insan kaybolur.” diyor Büyükler İçin Oyuncaklar kitabının girişinde Zeynep Emirdağ. Şule Yayınları arasından çıkan Büyükler İçin Oyuncaklar, Emirdağ’ın ilk kitabı. Otuz öykü, otuz oyuncak var bizleri alıp çocukluk yıllarımıza davet eden.

Kitabı okurken dört bir yanınızın oyuncaklarla çevrildiğini hissedeceksiniz. “Eski bir oyuncak dükkânının kapısını araladığınızda sizi karşılayan yalnız oyuncaklar değil, masumiyetinizdir.” dediği gibi Emirdağ’ın içinizdeki tüm masumiyet ile sarılacaksınız oyuncaklara.

Sadece çocukluğumuzun değil tüm yaşantımızın masum yüzü oyuncaklara gizlenmiştir. Bunu düşününce aslında basit gibi görünen bir bez bebek, ip, tombala birdenbire derin anlamlı bir zaman tüneline dönüşerek içine çağırır bizi. Yeter ki bu yolculuğa çıkmayı isteyelim.

İşte Zeynep Emirdağ, bizleri eski bir oyuncakçı dükkânından içeriye girmeye çağırıyor. İçeri girdiğimizde görüyoruz ki orada sadece oyuncaklar yok, çocukluğumuza dair her şey orada bizi bekliyor.

Her oyuncak farklı bir dünya

Tahta At ile başlıyor kitap. Oyuncak dediğimizde aklımıza gelen en güzel çocukluk koşuşu gibi bir mutluluk sebebi bu. Zeynep Emirdağ’ın anlatımıyla daha bir keyifle sallanıyor tahta at. Kitabın tümünde oyuncaklar yol gösteriyor sahiplerine. Huzur denen ülkenin yolunu tarif ediyor.

Tahta at; “Cılız bacaklarım yorgun. Özgürce dörtnala koşmak istesem de kalbimde hep küçük bir oğlan çocuğunun sureti kalacak beni oyuna çağıran. Özgürlük her zaman neşe vermiyor. Vakti geldiğinde bütün oyunlar bitecek ve oyuncaklar yeni sahiplerini arayacak.” diyerek teselli ediyor sırtında sallanarak büyüyen çocuğu.

İçimizdeki güzelliklerin en güzel yanıdır oyuncaklar. Onları unutsak da içimizin bir yerlerinde onlar hep bizi bekler. Öyle canlı kurgular var ki kitapta sanki bir oyuncak canlanıp yanımıza gelecek ve bizi çocukluğun en berrak günlerine geri götürecek. Öylesine hazırız bu yolculuğa. Tahta atın ucundan tutup da çocukluk denen cennete gitmeye can atıyoruz.

Sayfalar arasında ilerledikçe cebimizdeki misketler, diğer cebimizdeki sapan, heyecanla bekliyor kendilerine sıra gelsin diye.

Hele de uçurtma. Benim çocukluğuma dair içimde çırpınıp duran oyuncağım uçurtma idi. Gökyüzünde nazlı nazlı salınan bir uçurtma gibi beni mutlu eden başka bir şey yoktu. Zeynep Emirdağ da öyle bir coşkulu anlatmış ki uçurtmayı, gözlerim hemen çıta ve iplerimi aramaya başladı.

“Sahi nereye gider bir uçurtma?” diye soruyor Emirdağ. Bir çocuğun umudu nereye kadar giderse oraya uçar uçurtmalar.

Bir flütün sesi, zekâ küpünün sürprizleri, yapbozun parçaları, Nuh’un gemisinin salınıp durduğu küvet, topacın dünyayı içine alarak dönüşü ve daha neler neler.

Oyuncaklar çocuklar için ama bu öyküler büyüklere sesleniyor. Hadi biraz çocuk olun diyor adeta hepimize Zeynep Emirdağ. Bir uçurtmanın ucundan tutun, çay setinizle misafir ağırlayın, müzik kutunuzla hülyalara dalın ve içinizdeki sese kulak verin.

Huzur veren öyküler bunlar. Okudukça içinizdeki çocuk seslerine hâkim olamayacaksınız ve size ait bir oyuncağa sımsıkı sarılıp yatacaksınız.

Mustafa Uçurum

Yayın Tarihi: 04 Aralık 2020 Cuma 11:00 Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2020, 10:26
banner25
YORUM EKLE

banner26