banner17

Hac yolunda neler gelmiş başına?!

Hac günlüklerine bir tane daha eklendi, yalnız bunu diğerlerinden ayıran önemli bir özelliği var!

Hac yolunda neler gelmiş başına?!

Hac günlüklerine bir tane daha eklendi, yalnız bunu diğerlerinden ayıran bir önemli özelliği var: En Büyük Hacı Bizim Hacı, vefat eden babasının yerine hacca giden gazeteci Harun Çelik’in bu ibadeti süresince yaşadığı genelde komik- ilginç ayrıntılardan oluşuyor.

Çılgın Türkler

Yurtdışında Türklerin kolay tanınırlığı herkesin dilindedir. Bizim genel karakteristik hareketlerimiz, tavırlarımız, orijinal fikirlerimiz, Karadenizli, Doğulu hatta Oflu, Urfalı olanlarımız bile bir bakışta, iki sohbette tanınır. Bizi biz yapan sadece kavruk tenimiz ya da uzun burnumuz değildir tabi, olaylara yaklaşımımız, dertlerimiz, esprilerimiz özellikle de acil durumlardaki ilk tepkimiz bizi tüm dünyada ‘işte bir Türk’ diye ayırıverir… Ve dünyanın merkezi Mekke, Medine’de de… Harun Çelik, bu Türk orijinalliğinin Mekke ve Medine sokaklarındaki yansımalarını bir günlük, anı şeklinde kaleme almış.

Rehber niteliğindeHarun Çelik, En Büyük Hacı Bizim Hacı

Aslında Çelik, kitabında tüm dünya milletlerinin yaşadığı hac macerasını bir Türk gazeteci gözüyle aktarmış da diyebiliriz. Çünkü hac kur’ası sonuçlarını bekleme aşamasından yurda dönüşe kadar olan yaşanılanların anlatıldığı kitap, herhangi bir hacı adayının muhtemelen yaşayacağı ayrıntılar, hac ya da umre düşünenler için bir rehber niteliğine dönüşmüş. Kitabı okurken, ‘ben de gitmeliyim’, ‘yok yok gitmemeliyim’, ‘sağlam bir grupla ya da turla gitmeliyim’, ‘gideceksem de yaşlanmadan gitmeliyim’ gibi düşünceler arasında fink atarken kitabın önsözünü yazmış Bülent Akyürek’in şu sözleri takılıyor aklıma:

‘Kitap bittiğinde hacdan mı soğuyorsunuz? Hayır… İnanın, yerinizden fırlayıp hacca gidesiniz geliyor ama yine de çok cesur bir yazarın çok ince zekâsıyla örülmüş bir kitabıyla karşı karşıyasınız…’ diyor Akyürek…

Ne oldu kral efendi, paçanız yemedi mi?

Yazar, kitabında, hacı nine ve dedelerimizi hem eleştirmiş hem sevmiş. Bu hacılarımızın çocuklarına ‘hiç mi vicdanınız yok, ev içinde yardımsız yürüyemeyen bu annelerinizi, babalarınızı tek başına nasıl gönderiyorsunuz’ diye sormuş. Diyaneti sıkça eleştirmiş daha da sıkça Kral’a vermiş veriştirmiş. Nitekim, ‘Kral efendi!’ diye başlayan ‘ona göre ha!’ ile biten ya da bunu kast eden birçok ifade bulunuyor kitapta. Diyanet ve görevliler daha çok organize eksikliği ve tembellikle itham ediliyor. Hac ibadeti boyunca zorluklara bir de aksaklıkların eklenmesi hatta boş vermişliklerin ve tembelliklerin olması yazarı baya bir kızdırmış. Bir, her seferinde ‘hepsini kast etmiyorum’ notunu ekleyerek müftüye ve imamlara; bir de Arap kralına, okuyucuya ‘inşallah onlar da okuyorlardır bu satırları’ dedirten isyanlarda bulunmuş. Hatta dayanamamış bir ara ‘Ne oldu kral efendi, paçanız yemedi mi?’ diye bile sormuş.

Hacı ninelerimiz, dedelerimiz…

Harun Çelik, kitap boyunca ‘pamuk hacılarımız’ olarak bahsettiği hacı nine ve dedelerimizle ilgili en çok, yaşlı ama çok yaşlı olmalarından dolayı üzüntülerini dile getirmiş. Ortaya çıkan iç acısı manzara kafiledeki sayılı gençlerden biri olması sebebiyle en çok derinden onu etkilemiş. Hepsine yetişememek, imkânsızlıklara şahit olmak ona ‘...evlatlar anne babalarına özetle şunu diyorlar: ‘Anne, baba yapacak başka bir işin yoksa, artık paralarını kasalar almıyor ve paralarını koyacak bir yer bulamıyorsan... ve en önemlisi giderken bizden tek Allah’ın kuruşu para istemeyeceksen tabii ki hacca gidebilirsin.’ satırlarını yazdırmış.

‘Uzaktaki Yakın Ülke Pakistan’, ‘İşgalci’, ‘Bize Her Yer Trabzon’ ve ‘Kuzeyli Yazılar’ isimli kitapların yazarı Harun Çelik’in son kitabı ‘En Büyük Hacı Bizim Hacı’, Ötüken Yayınlarından çıkmış.

 

Zehra Sena Güray, tavsiye etti…

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 14:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20