Hac: İslam'ın Kalbine Yolculuk

Hacca uçak ile gidilmeye başlanılan 20. yüzyılın ortalarına kadar insanlar hangi yollar ile hacca gittiler, nasıl adetleri, ritüelleri vardı, hacca hangi milletler daha çok giderdi gibi gözden kaçırılmış sorular, 'Hac: İslam'ın Kalbine Yolculuk' kitabında görseller ve yazılar vesilesi ile cevap buluyor. Mehmet Erken yazdı.

Hac: İslam'ın Kalbine Yolculuk

Kurban Bayramı yaklaşırken, hem hacca gideceklere hem de hacca gidemeyenlere güzel bir kitabı haber vermek istedim. EDAM Yayınları tarafından geçen sene içinde yayınlanan Hac: İslam’ın Kalbine Yolculuk kitabı. Kitabın editörü, Venetia Porter. Yazarları arasında Karen Amstrong, Ziauddin Serdar gibi önemli isimler var. Kitap, yayınevinin Hac Kitaplığı dizisinin ikinci eseri. Serinin ilk kitabı ise yine bir prestij kitap olan Mukaddes Beldeler kitabı.

Kitabın ortaya çıkışı British Museum’da 2012 yılında gerçekleştirilen aynı isimli sergi vesilesi ile olmuş. Bu sergiden sonra/sergi ile beraber hazırlanan kitapta, sergide sunulan eserler ile beraber, akademisyenler tarafından Haccın manası ve daha ziyade tarihine dair makaleler yer alıyor.

Haccın tarihini görseller ve haritalar ile okumak

Kitaptaki Müslüman akademisyenlerin makaleleri ile gayrimüslim akademisyenlerin makaleleri arasında ciddi bir fark dikkate çarpıyor. Fakat, kitabın ana omurgasını oluşturan Haccın tarihini, bu tarihi anlatıda zikredilen, kullanılan bütün nesnelerin görselleri ile, ayrıca incelikle hazırlanmış haritalar ile okuyunca, dünden bugüne haccın nasıl anlaşıldığına dair derinlikli bir bilgi elde edildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Evet, kitabı Hac ve etrafındaki dünya olarak da ele alabiliriz. Hacca uçak ile gidilmeye başlanılan 20. yüzyılın ortalarına kadar insanlar hangi yollar ile hacca gittiler, nasıl adetleri, ritüelleri vardı, hacca hangi milletler daha çok giderdi, vs. gibi gözden kaçırılmış sorular görseller ve yazılar vesilesi ile cevap buluyor. Tabi bu bilgilerin, bugün hacca gidenlere ve gideceklere de ciddi bir karşılaştırma imkanı sunduğunu söylememiz lazım.

1950 sonrasında haccın yapılışında önemli gelişmeler olmuş

Bu bağlamda kitabın en dikkatimi çeken bölümünün Ziauddin Serdar tarafından kaleme alınan 1950 sonrası hac bölümü olduğunu söylemem lazım. Hac alanında yapılan genişletmeler, her yıl kat be kat artan hacı sayısı, Suudi hükümetinin bu gelişmelere karşı aldığı önlemler, hacca kara yolu ile, deniz yolu ile ve en son uçakla gelmek arasındaki farklar ve daha önemlisi bu farkların haccın uygulanışını nasıl değiştirdiği ve 1950 sonrası gelişmelere dair diğer soru-sorunlar, yazının içinde kendisine cevap buluyor.

Burada bir nebze durup, kitabın başlığına dönebiliriz. Kitap, haccı, İslam’ın kalbine yolculuk olarak tanımlıyor zaten. El-hak, doğru da bir tanımlama. Hac, İslam’ın doğduğu topraklara, Hz. Peygamber’in yaşadığı topraklara, belirli süreler içinde yapılan seyahat ve burada gerçekleştirilen ritüellerdir. Fakat her dini ritüelde olduğu gibi toplum, bu ritüel-ibadeti etraflıca sarıp sarmalamış, kendisi ile ilişkiye sokmuş, onun bağlı olduğu bütün noktalarda ona ihtimam göstermiş ve etrafında koca bir dünya meydana getirmiş. Fakat meselenin özü belli; hac: İslam’ın kalbine yolculuk. Haccın yapılışında ve sosyal bir ibadet olması hasebiyle, hac yapanların sosyal durumlarının bugünkü halini almasında 1950 sonrası gelişmeler önemli bir yere sahip. Tabi ki, Hz. Peygamber’den bugüne, hakkında hiç şaibe ve şüphe bulunmayan ibadetlerin başında gelen haccın uygulanmasında bir değişiklik yaşandığından bahsetmiyoruz. Fakat 50 yılda kat be kat artan hacı sayısı, bununla beraber Kabe’nin çevresinin değişmesi gibi etkenler dolayısıyla insanların aynı ibadetleri yaparken karşılaştığı farklı problemler olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Bunu fark etmenin, yapılan ibadeti anlamak açısından önemli olduğunu düşünüyorum. En azından metin içinde dolaşırken, her sene muhatap olduğum bu ibadete dair, ciddi bir rahatlama yaşadığımı söylemem gerek. Daha önce düşünmediğim bazı sorular ile muhatap olup, bu sorulara hak verip, üstüne üstlük bir de cevaplar bulmak güzel bir duygu oldu.

Kitabın sonunda yer alan kitabın kaynakçası ve hac hatıraları bibliyografyası ise gerçekten önemli bir hizmet. Hepsinin ötesinde, hacca gidemeyeceğimiz bu sene de, geçmişten ve bugünden fazlasıyla güzel hac fotoğraflarını bir arada görmek, beni kurbana daha bir yakın hissettirdi diyebilirim…

Mehmet Erken

Daha önce hac kitaplarına dair yaptığımız derleme için buyrunuz: //www.dunyabizim.com/foto/9568/bazi-hac-kitaplari_1#ortaalan

Yayın Tarihi: 05 Eylül 2016 Pazartesi 10:30 Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2020, 23:40
banner25
YORUM EKLE