banner17

H Yayınları'ndan Dünyabizim’e gelen kitaplar

H Yayınları tarafından Dünyabizim sitesine gönderilen yeni çıkan kitapları sizlerle paylaşıyoruz. Bereketli okumalar dileriz.

H Yayınları'ndan Dünyabizim’e gelen kitaplar

Hüseyin Vassâf’ın Mevlid Şerhi, Hazırlayanlar: Mustafa Tatcı, Musa Yıldız, Kaplan Üstüner

Hüseyin Vassâf Bey, yazmış olduğu eserleriyle Türk-İslâm kültürüne önemli hizmetlerde bulunmuş tasavvuf tarihçilerimizdendir. Daha ziyade, “Sefine-i Evliyâ” adlı sûfiler tezkiresiyle tanınan müellifin, önemine binaen bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış eserlerinden birisi de, Süleyman Çelebi Hazretlerinin yaklaşık 600 yıldan beri okuna gelen Vesîletü’n-Necât adlı meşhur Mevlid-i Şerîf’inin şerhidir.

Gülzâr-ı Aşk, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i hakkında yazılmış bilinen en geniş ve en önemli şerhtiir.
Hüseyin Vassâf, eserinde Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât’ının her beytini -bazı istisnalar dışında tek tek açıklamıştır. Beyitlerde geçen dinî ve tasavvufî terminolojiyi ana kaynaklardan faydalanarak açmış, bu arada söz konusu kavramlarla ilgili gramatikal ve kültürel birikimini en ince ayrıntısına kadar anlatmıştır. Bu özelliğiyle "Gülzâr-ı ‘Aşk", bir başucu kitabı niteliği taşımaktadır.

Gülzâr-ı ‘Aşk, esasen sadece Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inin şerhinden ibaret bir eser değildir. Bu eser, aynı zamanda İslâm kültürüyle ilgili kavram ve mecazları ana kaynaklarından iktibaslarla yorumlayan ansiklopedik bir hazinedir. Ancak bu hazine değerindeki eserin, müellif hattı da olsa, tek nüshası bulunmaktadır. Sahanın uzmanlarının iyi bildiği gibi, tek nüshası olan eserlerin okunması ve yorumlanmasında fevkalade zorluklar vardır. Bu husûs Gülzâr-ı ‘Aşk için de geçerlidir. Hüseyin Vassâf Bey, Gülzâr’ı yazıp tamamladıktan sonra elimizdeki müsveddenin kenarına sayfalarca ek bilgi girmiştir. Bu bilgilerin bazı bölümleri, yer darlığı gibi çeşitli sebeplerle okunamaz hâldedir. Maalesef Vassâf, bu eserini tebyîz edemeden vefat etmiştir.
Süleyman Çelebi Hazretleri'nin ”Vesîletü’n-Necât”ının çok kapsamlı bir şerhi olan Gülzâr-ı Aşk, kültür tarihimizin şüphesiz en önemli eserlerinden birisidir. Bu eserin ilmî araştırmalarda yeni ufuklar açmasını ve Türk kültür hayatına olumlu katkılarda bulunmasını temenni ediyoruz.

Mevlid-i Şerîf okunan hâne ve beldeye Cenâb-ı Hak tarafından semâvî ve arzî feyz ve bereket ihsân buyurulur

Seyyah Olayım Bir Zaman: Türk Seyahat Kültürünün İzinde, Yasin Şen

Seyyah Olayım Bir Zaman, kültür hayatımızda, tasavvufî yaşayışta, edebiyatımızda, kısacası medeniyetimizin çeşitli şubelerinde seyahatin yerine işaret ediyor. Çalışmanın ilk bölümünde seyahatin medeniyetimiz için ifade ettiği anlam -nispeten- teorik bir zemin üzerinde inceleniyor, seyahat ve seferle ilgili bazı kavram ve terimler ele alınıyor. İkinci bölümde, özellikle Klasik Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatı geleneklerinin seyahat ve seferle alâkalı birikimine temas edilirken şairlerin seyahatle ilişkileri, şiirlerden ve az da olsa nesirden yola çıkılarak takip ediliyor. Üçüncü bölüm, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi ve diğer seyahatnâmelerle sefâretnâmelerin renkli dünyasından oluşuyor. Son bölümde ise seyahati hem âfâkta hem enfüste bir eğitim metodu olarak benimseyen tasavvufî hayatın konuyla ilgili muhtevası inceleniyor ve kavramla kurduğu köklü bağa temas ediliyor...

Not: 20 Ocak 2019 tarihinde sitemizde Harun Sarıgül tarafından “Seyyah Olayım Bir Zaman” kitabı üzerine kaleme alınmış bir yazı yayınlamıştık. Dileyenler “İnsan her daim yoldadır: Kimi kendine varmak ister, kimi cihanı hedefler” başlığını taşıyan yazıyı okuyabilirler.

Leyla’nın Defteri, (Denemeler, Edebiyat Günlükleri, Söyleşiler), Leyla İpekçi

“Kalemime yoldaşlık eden defterlerden alıntı ve notlardan, roman taslaklarından, yıllar içerisinde verdiğim söyleşilerden, bana edebiyat zevki ve şevki veren şair ve yazarların eserlerine dair denemelerimden oluşan bu kitap için ister istemez açıldı eski defterler! Evet, her birimiz kendi defterimizin seyyahıyız; hem yazarı hem okuruyuz vesselam.”

“Kendi defterimizin seyyahıyız” cümlesiyle açılan bu kitapta Leyla İpekçi, okuru, 20 yılı aşan omancılığının ve 30 yılı aşan yazın hayatının sırlı odalarına davet ediyor. Leyla’nın Defteri’ni çevirdikçe, yazdıkları üzerine tefekkür etmek aracılığıyla anbean merkezine yürüdüğü ‘kutsal’ın alanlarına şahitlik; İbn Arabi’den Dante’ye, Tanpınar’dan Orhan Pamuk’a, Rilke’den Bachmann’a, Yunus’dan Niyazi Mısri’ye değin genişleyen bir çağrışım haritasında ise ‘seyyah’lık etmiş oluyoruz.

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2019, 17:40
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20