Günah yüzyılında arınma seferberliği…

"Muhammed Salih Müneccid, “Tövbe Etmek İstiyorum Ama Nasıl” adlı eserinde tövbenin tarifinden başlayıp faziletleri ve nasıl tövbe edilmesi gerektiği ile ilgili detaylara yer veriyor. Tövbenin şartları ile günaha geri dönmemek için gerekli tedbirlere değiniyor." Mustafa Körkün Tarhanacı yazdı.

Günah yüzyılında arınma seferberliği…

İmam Gazali Hazretleri İhya’da nefsin bir hâli olarak nefs-i müsevvile’den bahseder. Bu nefis, bazı günahlardan tövbe edip nedamet duyduğu hâlde kendi kasıt ve iradesiyle bu günahlara tekrar bulaşır. Bu kişi aslında birçok günahtan kaçar, birçok ibadetlerini yapar fakat kendine hâkim olamayıp bazı günahları tekrar işler ve tekrar pişman olup yeniden tövbeye girişir. Bu gibiler hakkında Allah şöyle buyurur: “Diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır.” (Tövbe 102) Bu kişinin akıbetinin kötü olmasından korkulur çünkü tahsile engel olacak şeylerden kurtulamayan talebenin muvaffakiyetinden ciddi şüphe edilir. Bu insanların bu halden kurtulup nefs-i levvame’ye ulaşmak için sürekli murakabe ve muhasebe ile nefisleriyle mücadele içinde olmaları tavsiye edilir. Bu hâlde âdemoğlu kasıtsız günahlara devam eder ama her seferinde kendini kınar ve tekrarından korunmak için azmeder. İmam Gazali bu gibilerin tövbekarların çoğunluğunun hâli olduğunu söyler. Bu gibi insanların hayrının şerrinden çok olması umulur, beklenir çünkü her insanın mayasında kusurlar mevcuttur.               

Ademoğlunun bir günahı ile çizildi kaderi ve tövbe de kurtuluş ümidi oldu. Adeta tövbe etmek için gelmiş gibi illa günaha girdi, hiçbiri masum kalamadı. Bu dünyaya açılan kapı; günahı ise cennete geri dönüş bileti de pişmanlığı ve tövbesi oldu. Bu sebeple mi acaba, ağlayarak gelip gözyaşı içinde gidiyor.   

Günahlar üzerimize bir yağmur gibi yağarken en fazla kalplerimiz zarar görüyor. Hz. Peygamber (as) şöyle buyuruyor: “İnsan vücudunda bir et parçası vardır, o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozulduğunda bütün vücut bozulur. İyi bilin ki o et parçası kalptir.” (Buhari, Müslim) Toplum da birey gibi. Günahlar toplumda yayılıp alenileştikçe onu kalbinden vuruyor, siyah lekeler bırakıyor. Arınıp yenilenmezse bozuluyor, rahmetten uzaklaşıyor, karanlıklar içinde kıvranıyor. Toplumun maneviyatı zedelendikçe artan bu karanlık herkesi etkilediği için kötülüğün yayılmasını engelleme görevi de ümmetin her bireyine farklı derecelerle pay ediliyor.   

Muhammed Salih Müneccid ([1])  Tövbe Etmek İstiyorum Ama Nasıl adlı eserinde tövbenin tarifinden başlayıp faziletleri ve nasıl tövbe edilmesi gerektiği ile ilgili detaylara yer veriyor. Tövbenin şartları ile günaha geri dönmemek için gerekli tedbirlere değiniyor. Pratik anlamda yapılması gerekenleri ilim ve irfan dairesinde, sahih nasihatlerle sunan bir tarzı var şeyhin. Tövbe ile ilgili okuduğum birçok kaynağın özünü, özetini içeren, meseleyi anlamaya ve anlatmaya yetecek bir eser.   

Müellif, tövbenin günlük hayatımızdaki yerini hatırlatıyor ve tövbeye çağırıyor. Hepimiz her daim tövbeye muhtacız. Geçmiş hatalarımız için yeterince tövbe ettik mi? Samimi pişmanlıklar unutulabilir mi? İnsan nasıl emin olabilir ki affedildiğinden, Hz. Peygamber (as) bile günde 70 ila 100 defa tövbe edip Allah’a sığındığını haber verirken!..  

Her günah için bir tövbe, bir de iyilik etmemiz gerekiyor. Günahın yerine karşıtını, bir salih amel ile koymazsak salt tövbe yavan kalıyor. Günahta ısrar etmemek kadar iyi olanı artırmak da gerekiyor. Yoksa şeytan boşluğu hemen dolduruyor.

Günahın en kötü yanı kalp nuruna verdiği zarar. Tövbeler ile Allah’a yönelmiş her çaba; kalp nura, fıtrat da aslına dönene kadar devam etmeli. Nefisle mücadele için güzel bir çevre de (iyi arkadaşlar) lazım. Ah şu kalp var ya her işimizin başı ve sonu, dinin özü, Allah’ın (cc) nazargâhı, imanın merkezi. Kâmil tövbenin tüm günahlara karşı yapılması gerek, aksi hâlde kalbin kurtulması nasıl beklenebilir? Bir kısım günahtan vazgeçip bir kısım günahta ısrar etmek, tövbe etmeden bir ömür o günahlara devam etmek samimi bir kalbin ameli olabilir mi? Kimi günahların lezzeti ile azan bir nefsin başka günahlara halisane bir pişmanlıkla tövbe etmesi mümkün mü? Bu ikiyüzlü durumda Allah’tan mağfiret ve nur beklemek, kalb-i selime talip olmak düşünülebilir mi?

Bir de kul hakları var ki tövbeler yeterli olmuyor. Kul haklarının aynen iadesi, eğer iadesi mümkün olmuyorsa hak sahibi için niyaz etmek gerekiyor. Allah’ın, hak sahibinin hakkına kefil olması ümidiyle çokça dua etmek, onun adına sadaka vermek, iyilikler etmek tavsiye ediliyor.     

M. Salih Müneccid, kitabında tövbeyi genel olarak pozitif ve ümitvâr bir hava içinde anlatıyor. Kitaptan ve sünnetten seçtiği müjdeleri aktarıyor. Zümer 53-54: “De ki ey nefisleri aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki O, bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki O, Gafur ve Rahim’dir. Rabbinize dönün ve O’na teslim olun.” Buhari ve Müslim’de geçen bir hadiste 99 kişiyi öldüren katil, tövbesinin kabul olup olmayacağını sorduğu meşhur bir rahipten olumsuz yanıt alınca onu da öldürüyor. Daha âlim bir zat ise onu, ümitle tövbeye sevk ediyor fakat kötü çevresini de terk etmeye çağırıyor. İşte bu “terk ediş” dönüm noktası. Maalesef adam salih niyetlerle memleketinden ayrılsa da hedeflediği şehre varmadan vefat ediyor. Öldüğü yer ile başlangıç ve varış noktaları ölçülüyor. Varış yerine küçük bir farkla daha yakın olduğu ortaya çıkınca tövbekâr adam, rahmet meleklerine teslim ediliyor.

Kalplerin mühürlendiği bir “günah yüzyılı” içinden geçiyoruz adeta. Anadolu da umut dolu tövbelere muhtaç. Küçük günahlar büyüyüp kalpleri sarıyor, büyük günahlar süslü kılıflarla toplumu zehirliyor. En büyük onursuzluklar onura, en sapkın günahlar cesarete, en akılsızca işler zekaya atfedilip el üstünde tutuluyor. İyi ile kötü, hak ile bâtıl karışmış durumda ve hiçbirimiz masum değiliz. Güzel olanı idrak edip hayata geçirmek, işin künhüne vakıf olmak, efradını cami ağyarını mâni şekilde ortaya koyabilmek çok zor.

İslâmi hareket soğukkanlı tövbeler içinde geçirmeli bu dönemi. Dindarlar bir arınma seferberliği başlatmalı, muhasebenin âlâsını nefislerinde yapmalı. Her tür ifrattan uzak durmalı, selama ve mağfirete çağırmalı, günahkâr insanı suçlamadan, bir nefret objesine dönüştürmeden, onu tövbesinden alıkoymadan. Günaha düşman ama günahkâra müsamahakâr. Kırmadan, dökmeden, fitnelere yol açmadan edilecek tövbelere, atılacak adımlara ihtiyaç var Anadolu’da. Öyle ki hak ve hakikat, herkes tarafından apaçık görülecek berraklıkta tekrar ortaya çıksın.

İslâmi hareket aşk dolu tövbeler içinde Allah’a dönmeli. Gereksiz yeme, gereksiz bakma, gereksiz konuşma bile tövbe istiyorken, dibimizdeki “günah denizinin derinliğini” yeniden ölçmeliyiz. Öyle yürekten tövbeler etmeliyiz ki dine lakayt kalanlar, dinden uzak duranlar, dine düşman olanlar, dinsizler bile tövbemizde hayat bulsun. 

Mustafa Körkün Tarhanacı

Dipnot:


[1] Muhammed Salih Müneccid 1960 yılında Halep’te Filistinli bir mülteci ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Suudi Arabistan’ın Riyad ve Zahran şehirlerinde ilk, orta, lise ve üniversite eğitimlerini tamamladıktan sonra birçok alimden İslami dersler aldı. Suudi Arabistan’da imam hatiplik yaptı, çeşitli şehirlerde hadis, fıkıh, tefsir dersleri verdi ve davet faaliyetlerinde bulundu. 1996 yılında soru ve cevaplarla İslam adlı https://islamqa.com/tr sitesini kurdu ve yönetti. İnternet üzerinde ilk İslami davet çalışması yapan site olduğu belirtiliyor ve hizmete devam ediyor. Suudi Arabistan siteyi “bağımsız fetvalar” yayınladığı için yasakladı. Salih Müneccid selefi hareketin saygın bir alimi olarak biliniyor ve Türkçeye çevrilen çok sayıda kitabı bulunuyor. Nefis Terbiyesi ve Kalp Amelleri, Nefis Terbiyesi-2 Kalbe Zarar Veren İşler ve Kurtuluş Yolları, Namazda Huşuya Götüren 33 Etken, Ölmeden Önce Bir İz Bırak gibi eserlerini sayabiliriz. M. Salih Müneccid 2017 yılından beri Suudi Arabistan’da tutuklu bulunuyor.

Yayın Tarihi: 04 Ağustos 2022 Perşembe 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36