'Gül'ün Ardındaki Kültürü Modern Şiire Taşıdı

İshak Aslan’ın ''Gül Tableti'' sekiz bölümden, kırk şiirden oluşuyor ama kırk dokuz yerde gül zikredilmekte. Gül zikrine başlamış şair ve gül, gül diye devam etmiş. Öyle farklı duygular, motifler ve imge ile karşımıza çıkıyor ki 'gül' bu şiirlerde... Yasemin Kapusuz yazdı.

'Gül'ün Ardındaki Kültürü Modern Şiire Taşıdı

Gelin gülle başlayalım atalara uyarak” diyordu üstad Sezai Karakoç, “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirinde. Gülle başlayalım sözümüze. Muştu ile devam edelim.  Üstadın “Gül Muştusu”na da nail olalım: “Gül diksinler diye yeni topraklarına /insanın ta gönlüne/ yetiştir erenlerini/ Allah'ım

İnsanın gönlüne hitap eden erenler ve şairler var. Bu da bir muştudur. Gül Tableti,  Aralık 2015’te Okur Kitaplığı’ndan yayımlandı. Şair İshak Aslan’ın ilk şiir kitabı. 1973 yılında Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde doğan İshak Aslan, eğitim yöneticiliği görevini sürdürmekte. Evli ve üç çocuk babası. Şiirleri Yedi İklim dergisinde yayımlanmaya devam ediyor.

Sekiz tabletten oluşmakta şiirler Gül Tableti’nde. “Def-i Ahzan” ile başlıyor kitap. “Rekatlar”, “Tefsir Dersleri”, “Şairin Rüyası”, “Yürek Çırpıntıları”, “Sızılar” ve “Mevsimler” ile devam ederek “Ölüm” ile son buluyor.  “Gül Tableti” şiiri, “Def-i Ahzan”da, 1. Tablet’te yer alıyor: “İnsan omuzlarında acıdan bir yük/ dağın mağmayı taşımasından büyük/ Dikeni bağrında taşıması gibi gülce/ Yüklenmiş ve taşımakta.”

Gül zikri ve şairler

Gül, her dönem, şiirimizde önemli bir yer tutar. Gül düşüncesi, estetik duygusunu, güzelliğe yönelme arzusunu uyandırır. Gülün açılması bile seher vaktinde sabâ yeliyle olur. Gül bülbüle, bülbül de güle derin bir aşkla bağlıdır. İkisi de kavuşmanın özlemiyle yanıp tutuşur. Mutasavvıflara göre gül, gönülde meydana gelen bilginin neticesi ve meyvesidir. Yunus’a göre gül cennette de açılacaktır. Güller, Allah diye kokmaktadır. Şairlerin ilham kaynağı, çiçeklerin de sultanıdır gül. Gül deyince akan sular durur tabiri caizse.

Edebiyatımızda gül şiirleriyle birlikte gül şairleri de vardır. Yahya Kemal’in talebesi ve dostu olan Ahmet Hamdi Tanpınar, gül şairidir. Az sayıdaki şiirlerinden biri “Gül” adını taşır. Dört şiirin adında da Gül vardır: “Bir Gül Tazeliği”, “Bir Gül Bu Karanlıklarda”, “Güller ve Kadehler”, “Hep Aynı Gül”. Bütün şiirlerinde “gül” kelimesini otuz dört defa kullanmıştır.

Divan şiirinde “gül” mazmununun bir önemi daha vardır. Gül, Peygamber Efendimiz’i temsil eder. Bu, İslâm dünyasındaki yaygın bir inançtan kaynaklanır. Bu inanç, gülün Peygamberimizin terinden yaratılmış olduğudur.  Bu inanca göre, Mi’rac Gecesi, Allah Rasûlü’nün mübarek terleri yeryüzüne düşmüş ve düştüğü yerlerde de güller bitmiştir. Gül deyince Peygamber Efendimiz anılır. Gül Tableti’ndeki şiirlerde Peygamber Efendimizi hatırlatacak şekilde de yer alıyor gül. Ayrıca bir de naat var: “Efendim gün gülün harmandan gülşene dönüş sabahı/ Şirazesi çıkmış dünyanın felah burcudur gelişin.”

Fuzuli’nin “Su Kasidesi” geliyor hatra gül ve Peygamber Efendimiz(S.A.V.) denilince: “Suya versün bâğban gülzârı zahmet çekmesün/ Bir gül açılmaz yüzün teg verse min gülzâre su // Ârızun yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n’ola / Zayi’ olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su // İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile/ Gül budagınun mizâcına gire kurtara su // Kılmağ içün tâze gülzâr-ı nübüvvet revnakın/ Mucizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su // Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz/ El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su” Su, su diye sayıklarken gül diyor bir yandan şair. Yine Sezai Karakoç’un “Gül Muştusu” şiirinde geçer: “kıyamet demek gülün geri gelişi demek/ gül peygamber muştusu peygamber sesi…

Edebiyat tarihçilerimizin de tespit ettikleri üzre gül, sadece gül- bülbül terennümü değildir modern şiirde. Yahya Kemal’in “Rindlerin Ölümü” şiiriyle bu terennüm bitmiş sayılıyor.  Ahmet Haşim’in, Necip Fazıl’ın şiirlerinde gül, acıdır mesela.

Gül deyince yine Şeyh Galip’in ateş redifli gazelinden “Gül âteş gülbün âteş gülsen âteş cûybâr âteş / Semender-tıynetân-ı aşka beştir lâlezâr âteş” beyti düşer dilimize ki sevgilinin bulunmadığı bahçe âşığa cehennemdir ve bu bahçedeki güller ateş gibi görünmektedir.

Yine Seyyid Nesimi düşer dilimize: “Gülden terazi tutarlar/ Gülü gül ile tartarlar/ Gül alır gül satarlar/ Çarşı pazarı güldür gül” Gül, hakiki aşka, Allah’a ulaştıran vasıtadır.

Gülün ardındaki bütün kültür, modern şiire başarıyla taşınmış

İshak Aslan’ın Gül Tableti de sekiz bölümden, kırk şiirden oluşuyor ama kırk dokuz yerde gül zikredilmekte. Gül zikrine başlamış şair ve gül, gül diye devam etmiş. Öyle farklı duygular, motifler ve imge ile karşımıza çıkıyor ki “gül” bu şiirlerde... Örneğin: “Ölüm hoş bir duygudur gül sütünden aroma”, “Gülden düşülen polen”, “Güldalıdır boyun, endamın, hülasa ay ışığından çalınmış… Gül baharıdır üzerine yağan kar lerze lerze”, “Taptaze gül dalıydı o kadar uzak”…

İshak Aslan’ın şiirlerinde gül, üstad Sezai Karakoç’un “Gül Muştusu”ndaki gibi. Gülün ardındaki bütün kültür, modern şiire başarıyla taşınmış. Şiirlerde gül vakti, gül goncası, gül pembeliği, gülden donanmak, gül yangınından düşen sonbahar, yanaktaki gülün yanışı, gül kemendi, dikenli bir gül, gül aydınlığı, gül deveranı, gülden ve gönülden ırak yaşamak, güller gibi amade, gülden kadeh misali, göğü gülle yıldızlamak, gül harmonisi, şahgül, gül bahçesinin eteğini toplaması, gül musıkisi, gülşen, gül yetiştirmek, gül katarları, Gülistan, gül benizli ev gibi farklı kültürel imgeler halinde verilmiş gül.

Ayrıca üstad Sezai Karakoç’a ithaf edilmiş iki şiir yer alıyor kitapta: “Kayıp Ülkeden Gelen Ulak” ve “Dil Söylencesi”.

Gülün anne ile uyumu da “Anne” şiirinde öyle hoş bir üslupla yer almış ki Gül Tableti’nde: “Gül benli, gül yanaklı, gül şerefeli anne…”,  “Göğümünden gül damıtmakta/ Ah varlığında hayat ne tatlı annem” “Evleri Yanan Çocukların İlahisi” şiirinde de de anne ve gül: “Dumandan bir okul belirir bacasında gül…/ Annem mesrur gül doldurur çeşmeden”

Toprak, tabiat, çiçek, ağaç, dağ, yeşil… Şiirler, samimiyet yüklü. Ayet ayet, kıssa kıssa, mevsim mevsim, sabır sabır dua yüklü: “Yalnız sana ibadet eder, yardım yalnız senden” Şairin hüznü, ızdırabı, sevinci, çocukluğu, Doğubeyazıt’ı, sevdikleri hep gül oluvermiş, sayfa sayfa gül açıyor: “Gül verdiniz gülüverdiniz güller ola ey dünya” Bu da “Kasım” şiirinden: “Gülün yaprağını dökme ekinoksu/ Veda zamanıdır hayata kış uyanışına

Gül Tableti, dediğimiz gibi ilk şiir kitabı İshak Aslan’ın. “Adem Güncesi” şiirleri Yedi İklim dergisinde yayımlanmaya devam ediyor. Muştu ile başladık. Öyle de bitirelim. Yeni şiir kitaplarıyla da buluşacağız inşallah.

Şairin “Adem” şiirinden birkaç dize paylaşarak yazımızı noktalayalım:

Gülün kemendine sarılarak ineceğim şimdi
Buğday tarlasına, yeryüzü lambasına
Karanlığımı delen iksir, şafak tozlarından eriyen ovalar
Benim yaradılış özlerimden moleküller
Sana geldim ey toprak
Suç işleyen bir çocuğun ana kucağına atılışıdır sana gelen
Sana karşı sana sığındım kutsal sığınak
Teslimiyet medeniyetin tohumunu ekeceğim bağrına
Cennetten atılanın cennete geçiş menzili
.”

İshak Aslan, Gül Tableti, Okur Kitaplığı.

Yasemin Kapusuz

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 12:59
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13