Google davasında ceza istenmişti!

90'lı yıllar İslamcılığının hikayesini anlatıyor A. Şükrü Kılıç Oyunbozan'da.

 Google davasında ceza istenmişti!

“Tuva vadisinde ateşle tanışıyor Musa.

Maddenin değişmezliğini

Musa’nın ellerindeki asa ile yıkıyor Allah…

Oyunbozan’dan…

Yaklaşık olarak Seksendokuzun sonu doksanların başındayken, kitap okuyarak İslam bilincini pekiştiren insanların bu okumalar öncesini –müslüman olmadan önce- diye adlandırdığı zamanlarda, lise birde matematik öğretmenimiz tutuşturmuştu “Çağdaş Kavramlar ve Düzenler” kitabını “Medeni Vahşet’i, ve “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeleri” elime. Bir hidayet vesilesi olsun diye ummuştu o zamanlar. Ben Müslüman olunca o da ecrini alacaktı! Olmasam da alacaktı. Sosyalist bir babanın oğlunun Müslüman olmasına vesile olmak! Şimdi anlıyorum onun heyecanını…  

Yıl yılı devirdi. Ben düşünceler altında devrildim, düştüm, aradım ve buldum. Bulduruldu! Çok okudum. Çok tosladım duvara. Bulamaç gibi oldu zihnim. Arındırmaya çalışıyorum şimdi birçok şeyi. "İslam’ı sonradan bulan, keşfeden!" birçok insanın yolu mutlaka Seyyid Kutup ve Ali Şeriati’nin eserleriyle bir yerlerde kesişmiştir.  

O dönem birçoğumuza Şeraiti sevdirmiş/tanıtmıştır Sosyolojiyi. Onunla tanımışımdır ilk Massingnon’u Fanon’u, Yeryüzünün Lanetlilerini, Buda’yı, Dinler Tarihi ve Kevir’i… Düşünce yalnızlığının inlettiği bir ruhtur Şeraiti benim için. Yalnızlık sözleri, göller ülkesinde ada, buda vd. Müslüman sosyolog olma hayalleri kapsamıştır o dönem gençliğini bir süre. Bir süre de Şeriati’nin Türkiye’deki karşılığı kimdir sorusunu sordurmuştur okumalar… 

Bana bunları düşündüren Ahmet Şükrü Kılıç’ın Oyunbozan’ında Ali Şeriati’nin ‘Dine Karşı Din’ kitabının adına rastlamak oldu. Hikaye kahramanı kız sıranın altında gizlice okuyordu bu kitabı. Hikayenin erkek kahramanı da onu okuyup Müslüman oluyordu! Kitap beni alıp o yıllara götürdü. Kitabı kapattım. Durdum ve düşündüm. Yazının başındaki yıllar geldi aklıma. Ve daha sonra yaşadıklarım, düşündüklerim. Bir heyecan, bir ürperti ile okudum “Oyunbozan”ı.

 

Ahmet Şükrü Kılıç, OyunbozanSİTELERDEN ÖYKÜYE

Kitabın kapağı güzel ve etkileyici. Yazı puntosu ve biçim olarak da güzel. Rahat okunuyor. Üslup ve akıcılık bir reklamdaki su damlaları gibi, bir harf ile başlıyor ve gittikçe daha akıcı bir hal alarak bir solukta bitirdiğim kitapların arasında kendisine yer buluyor “oyunbozan.” 

 Ancak şunu da belirtmem gerekiyor, Ahmet Şükrü Kılıç’ın siyaset merkezi, siyasetinsesi, siyasetedevam ve en son olarak www.aktifkulis.com sitesindeki yazılarında bulunan etkileyiciliği, sıkı kelime örgüsünü, heyecanı, vurguyu ve çarpıcılığı öykü kitabında aynı tonda bulamadım. Bu noktada yaşadığım bir hayal kırıklığıdır kendi adıma.  

Ancak yazılanların ilk dönem içerisinde yer aldığını göz önünde bulundurduğumuzda ve yazarın şuandaki üslubuna baktığımız zaman akıcılığını ve etkileyiciliğini, belki sürekli polemik yazıldığı içindir(?), arttırdığını belirtmek gerekir. Denemelerdeki bu etkileyiciliği ve kelime seçiciliğini, fırsat bulabiliyorsa ve hala yazıyorsa, öykülerinde de kullandığı zaman ortaya daha iyi öyküler çıkacağını düşünüyorum. 

 

İSİMLER OLDUKÇA AÇIK!

Yazılanları  hikaye ve/veya öykü türünün içinde değerlendirdiğimizde içindeki metinlerin zaman zaman hikayeden çıkıp denemeye kaydığı görülüyor “Yüreğim Bağdat”ta olduğu gibi. Yazılanlardan, yazarın otobiyografisine yönelik imler bulma yönünde işliyor zihnimiz. Hikaye kahramanlarında kim kimdir sorusuna da cevap arıyoruz bir yandan. Bazı isimler oldukça açık yazılmış zaten. 

Son iki hikaye ise birbirini tamamlıyor ancak bazı yerlerde yan anlatılar ana anlatının yerine geçiyor hikayede. Belirli bir ana damarda giderken bir yan anlatıya giriyor olay örgüsü ve o yönde dallanıp budaklanmaya başlıyor.

 

MAYKIL PAŞA

Daha sonra birden ilk anlatıya dönüyor. Bu da bir zayıflık olarak değerlendirilebilir. Yazılanlar, isimleri bilenler için belki daha çok, hatırat gibi algılanıyor. Kitabın son iki uzun anlatısı bence bütünleştirilerek küçük hacimli bir roman olarak yeniden yazılabilir, yazılmalıdır. İlk öykülerdeki kahramanlar da bu romanda yer bulabilir. Maykıl Paşa da bulmalıdır mesela… Bu anlamda Hakan Albayrak’ın Ebu Zer’i gibi bir örnek aklıma geliyor. Onu biraz daha aşan bir çalışma ile iyi bir roman çıkabilir, çıkmalıdır diyebilirim.  

 

SU GELİNCE TEYEMMÜM BOZULUR

Kitapta en çok hoşuma gidenlerden birisi Attila İlhan’ın “An gelir” şiirinin yorumuydu. Ne olduğunu yazmıyorum. Ama okuyun mutlaka. Müslüman bir gencin kızlar karşısındaki mahcubiyetini, düşüncelerini, yaşadığı ikilemleri, kalp çarpıntısını dile getirmesi bir yandan; diğer yandan ise İslami camia içindeki arayışlar sırasında karşılaşılan kişilikleri, Ubeydullah hoca, Kitapçı Tahir vd. dile getirmesi açısından da dikkate değer bir yönü var oyunbozan’ın. Evet, “Su gelince teyemmüm bozulur” 

 

PARTİYE ÜYE DEĞİLDİ AMA...

Ahmet Şükrü Kılıç dava delisi Kerim gibi bir adamdır benim için. Organizatör, atkivist, coşkulu, inanan ve inandıran bir adam. Partiye üye olmamasına rağmen Ak Parti kapatma davasında siyaset yasağı istenen yetmiş kişiden biri olmayı nasıl olmuşsa becermiştir... Abdurahman Yalçınkaya’nın görüp Başbakanın gör-e-mediği bir adamdır yani!

Haksızlık, yolsuzluk karşısında susmayan, karşılığında büyük bedeller ödemesine, davalardan, hacizlerden başını  kaldıramamasına rağmen yine de mücadeleye devam eden modern zamanlar Don Kişot’u… Aynı inanmışlık, aynı soylu duygu ile yel değirmenlerine değil değişmesi gereken gerçekleri değiştirmek için mücadele eden, yılmayan bir adam. Bu adamın yayınlanmış tek kitabı “Oyunbozan.” Tablet Yayınlarından çıkmış.

Beni etkileyen bir alıntı ile bitirmek istiyorum:

“Devletin yanında yer almanın halk tarafından, halkın yanında yer almanın devlet tarafından suç sayıldığı bir ülkede yaşamak; sağlıklı yaşam koşusu’nda ölen insanların yazgısına benziyor.” S.37 

Ümit Savaş Taşkesen 90’lı yılları, okumalarını hatırlayarak yazdı…

umit_savas (at) hotmail.com

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2009, 10:00
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat naci
murat naci - 10 yıl Önce

Ümit Savaş iyi işler çıkartıyorsun. Kişileri bu lezzette yazmak ayrıcalık bence. Bence senin yazı serüvenin de bu yönde ilerlemeli. İnsan iyi olduğu istikamette ilerlemeli... Ahmet Şükrü beyi de merak ettik doğrusu. Bu denli çaplı birinin zorluklarla mücadelesi şu zamanda görülür şey değil doğrusu.

çelik çekirdek
çelik çekirdek - 2 yıl Önce

savaş bey'in bahsettiği ahmet şükrü kılıç, hakikatperver.com'un imtiyaz sahibi olan ahmet şükrü kılıç mıdır?

banner19

banner13