Gönül Teline Dokunanlar’la hasbihâl

Dilhâne Dergisi’nde birçok şair ve yazar ile gerçekleştirilen söyleşiler “Gönül Teline Dokunanlar” adıyla kitaplaştırıldı. Ahmet Hamdi Köksal’ın hazırladığı kitap hakkında Gündüz Kayalı yazdı.

Gönül Teline Dokunanlar’la hasbihâl

Gazetelerde, dergilerde severek okuduğum yazıların başında söyleşiler gelir. Sanki adı anılan kişi karşımdaymış gibi onunla ben de sohbet ederim ve bu sıcak muhabbetten geriye bir söz ustasının kendi ağzından aktardığı eşsiz bilgiler kalır. Çünkü kurmaca bir metnin girdapları yerine karşımdaki söz sahibinin hayatına, düşünce dünyasına dair izdüşümü direk okuyucu için söz sağanağına tutulmak gibi bir sürpriz vardır söyleşide.

Dilhane Dergisi dikkatle takip ettiğim dergiler arasındaki yerini muhafaza eden bir ciddiyetle çıkmaya devam ediyor. İlk zamanlarda derginin dijitaline karşı biraz da olsa mesafeli olsam da çok ciddi emek ürünü olan dergileri gördükçe dijital dergileri de artık takip ediyorum. “Zamanla her şeye alışıyor insan.”


 

Dilhane Dergisi’nde yayınlanan söyleşiler şimdi kitap olarak elimizde. Dergi, geçen yıl verilen Türdeb dijital dergi ödülünü hak ettiğini de ispatlamış oldu. Mustafa Uçurum Hocam kitabı okumam için verince bir solukta bitirdim kitabı. Hatta bazı söyleşileri iki defa okudum.

Minimal Yayınları arasında çıkan kitabı yayına Ahmet Hamdi Köksal hazırlamış. Söyleşiler birçok isim tarafından gerçekleştirilmiş. On sekiz isimle yapılan söyleşi kitapta yer bulmuş kendine.

Peki, kimler var kitapta; Ömer Tuğrul İnançer, Hayati İnanç, Yavuz Bülent Bakiler, Bahadır Yenişehirlioğlu, Dursun Ali Tökel, Sibel Eraslan, Orhan Hakalmaz, Erem Şentürk, Mustafa Alican, Ozan Bodur, Mahmut Bıyıklı, Serdar Üstündağ, Bahtiyar Aslan, Yunus Emre Özsaray, Ahmet Maraşlı, İbrahim Baran, Yusuf Duru, Recep Toparlı.

Söyleşiler kısa özgeçmişlerle başlıyor. Sonra kendimizi bir sohbete kaptırıyoruz.

Oldukça bilgilendirici notların alınabileceği söyleşiler okudum. Her söz sahibi avuç avuç bilgi yağmurunu bana sundu.

Ömer Tuğrul İnançer ile tasavvufun derinliklerine doğru süzülürken, Yavuz Bülent Bakiler ile şiirin ve şairin gönlüme dokunan huzurlu ikliminde kendimi buldum. Sibel Eraslan Müslüman kadını anlatırken, Erem Şentürk ile gazetecilik mesleğinin inceliklerini kavramış oldum. Bahtiyar Aslan bizleri Azerbaycan’a götürürken, Yunus Emre Özsaray ile Ömer Seyfettin’in hikâye dünyasına doğru bir yolculuğa çıktım.

Her söyleşi sanki başka bir dünyanın kapısını aralıyor gibi bir kapıdan diğerine geçtim. Dünya bir söz cennetiymiş dedim okuduğum her cümlede. Recep Toparlı’nın “Türkçe bizim her şeyimizdir.” sözü bana dilimizin ne kadar büyük bir anlamı ve derinliği olduğunu tekrar gösterdi.

Mustafa Alican’ın anlatımı ile kendimi Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı meydanda buldum. Anadolu’nun kapılarını açar gibi geçtim bütün cümlelerden.

Dursun Ali Tökel’in anlatımından sonra Divan Edebiyatı’na daha da yaklaşmaya karar verdim. Sadece okumak değil sahip de çıkmak gerek Divan Edebiyatı’na.

Ben tüm söyleşileri büyük bir beğeni ile okudum. Bir edebiyat dergisinin böyle bir çalışma ortaya koyması diğer dergilere de örnek olmalı. Özellikle dijital dergiler böyle çalışmalara yönelirse bakış açısı da olumlu yöne doğru değişebilir.

Son olarak söyleşileri yapan isimleri sıralamak istiyorum; Hasna Para, Durmuş Ali Ertaş, Cihad Güner, Yaser Yeşilyurt, Ahmet Hamdi Köksal, Canan Karahan Köksal, Selman Devecioğlu.

Gündüz Kayalı

Yayın Tarihi: 04 Haziran 2021 Cuma 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner26