Göç hüznü ya da “Düğümlere Bitişik”

Ötüken Neşriyat’tan 2021 yılında yayınlanan, Merve Sevde Selvi’nin ilk hikâye kitabı ‘Düğümlere Bitişik’ bize o muhacirlerin, onların çocuklarının, torunlarının hikâyelerini anlatıyor. Muhammed Emin Avcı yazdı.

Göç hüznü ya da “Düğümlere Bitişik”

“Teligrafın tellerinden haber yok midu?

 Ne haber var ne mektup var, kalmışım öksüz.”

İnsanın derinine işler ‘Göçmen Kızı’ türküsü. İçindeki acı da, sevgi de gerçek ve derindir. Binlerce sayfaya sığmayacak hisleri iki dakikada yükler ruhunuza. Göç bir solukta ağzımızdan çıkar belki ama öyle ağır bir miras bırakır ki nesillerce silinmez izleri.

Osmanlı'nın Balkanlar’da kaybettiği topraklarla beraber yeni bir sorunla da karşılaşılmıştı: Muhacirler. 1848 yılında gerçekleşemeyen Macar İhtilali’nden sonra Osmanlı’ya sığınan Macar ve Leh mültecilerle 1849 yılında başlayan göç hareketi, Lozan Antlaşması sonrası olan mübadeleye kadar sürmüş. Çoğunlukla acı nice hikâyelere, türkülere konu olmuş bir yara: Muhacirlik.

Muhacirlik kara trenlere, yolcu gemilerine işlemiş. Kış soğuklarından, yolculuğun zahmetlerinden, tifo, kolera gibi salgın hastalıklardan nice aileler bölünmüş; çocuklar öksüz yetim kalmışlar. Yolda birbirini kaybedip farklı gemilerle farklı limanlara giden aileler de olmuş. Acının, hasretliğin her türlüsü geçmiş muhacirlerin başından.

Ötüken Neşriyat’tan 2021 yılında yayınlanan, Merve Sevde Selvi’nin ilk hikâye kitabı Düğümlere Bitişik’ bize o muhacirlerin, onların çocuklarının, torunlarının hikâyelerini anlatıyor. Kitapta on beş hikâye var. Çoğu Göçmen Kızı türküsü gibi derine işliyor ve yaşanmış, işitilmiş hissi uyandırıyor. Sanki yazar yıllarca bu hikâyeleri dinlemiş, onları derlemiş sonra da kaleme almış gibi. İlk hikâyenin ismi dahi girizgah olarak yeterli: ‘Ah Bre Selanik!’. Yollara, gemilere, trenlere, vedalara, hasretlere yani gitmeye ve kalmaya dair ne varsa hepsine rastlıyorsunuz. Kitapta farklı türde hikâyeler de mevcut. Özellikle ‘Bir Yaşam Taslağı’ hikâyesi oldukça özgün yapıda ve kitaba da bir ajandaya yazılmış günlük şeklinde basılmış, son sayfasında ise bir ölüm raporuyla nihayete eriyor. Ölüm belgesinin benim yıllardır doldurduğum formda olması fikrin emekle birleşerek hikâyeye taşındığının kanıtı olarak karşımda duruyor.

Kitabın kapağında orijinal adı ‘Vatenfall med två hjortar’ olan tablo kullanılmış. Bu isim İsveççe iki geyikli şelale anlamına geliyor. Geyiklerin sanki ağıt yakar gibi göğe seslenişleri kitabın ruhuna çok uymuş. Tablonun İsveçli ressamı Carl Fredrik Hill, Lund kentinde 1849 yılında dünyaya gelmiş. Ve bu tarih enteresan bir tesadüf olarak Osmanlı’daki mülteci meselesinin de başladığı yıla denk geliyor.  Kitabı okuyup kapağını kapattığınızda o iki geyiğin şelaleye karşı yaktıkları ağıtı işitebilirsiniz.

Merve Sevde Selvi hikâyelerinde zengin bir kelime dağarcığı kullanıyor. Yöresel ağızları kullanmaktan geri durmuyor ve çoğu hikâyesinde karakterleri kendi ağızları ile konuşturuyor.  Dili kullanışı ve kelime seçimi Türkçe konusundaki bilgisini ispatlıyor. Üstelik çoğu hikâyesinde akıcı bir üslup ile yapıyor bunu. İlk kitabında çok şey başarmış bir hikâyeci olarak görüyoruz Selvi’yi. Zaman muğlak bırakılmış hikâyelerde. Bir tahmininiz oluyor ama tam da emin olamıyorsunuz hikâyenin hangi zamanda geçtiğine. Çoğunlukla hikâyenin içinde akan zaman da muğlak. Net sınırlarla belirlenmemiş ve bazı hikâyelerde kopukluklar yaşatmış bu durum.

Kitapta ardıl hikâyeler de bulunuyor. Bir hikâyedeki yardımcı karakteri başka bir hikâyede ruhunun tüm çıplaklığıyla ana karakter olarak görüyorsunuz. Ardıl hikâyelerin işleniş tarzı ve birbirine eklemlenme üslubu çok başarılı.  

Hikâyeleri okurken havsalam beni şiirlere de götürdü. Kitaba adını veren “Düğümlere Bitişik” hikâyesinin sonunda İsmet Özel’in “Yazık, şairler kadar cesur değilim” dizesi yankılandı zihnimde. Bağ Bozumu hikâyesinde ise üzüm toplayan gelinlerin ağzından duyduğum türküye Süleyman Çobanoğlu’nun yılkısından bir dörtlük uladım.

“ama yok, biliyorum — sazlıklar uçuşuyor

tilkiler enikliyor “lâ taknetu” dağında

Yozgat’ta bir jandarma Ziya’nın ağıdını

tekmiline katıyor ansız uyandığında”

Yayınlandıktan sonra eser okuyucuya aittir. Her okuyan kendi çağrışımları, kendi hissiyatına göre ders çıkarır. Düğümlere Bitişik sizi gerçek ve derin bir dünyaya davet ediyor.

Muhammed Emin Avcı

Yayın Tarihi: 05 Nisan 2021 Pazartesi 11:30 Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2021, 16:44
banner25
YORUM EKLE

banner26