Gerçek temizlik gönlü temizlemektir

Recebin birinde, evden çıkarken yanıma aldığım Şifaü'l-Esrar kitabından rastgele seçtiğim parçaları okuyordum…

Gerçek temizlik gönlü temizlemektir

Receb ayının hilali doğdu. İlk cuması geçti. Regaib Kandili’nden sonra Miraç Kandilini beklerken üç ayların neşesiyle, haram ayın mahremiyeti ve hürmetiyle mâlâyânîden el etek çekmek istedim.

Recebin birinde, aynı düşüncelerle umreden gelen hocamı ziyarete etmek için evden çıkarken yanıma aldığım Şifaü’l-Esrar kitabından rastgele seçtiğim parçaları okuyordum. Evde bulamadım hocamı. Dönüşte, metroyla evin yolunu tutarken üzüntümü bastırmak için -bizim hacıannelerin eşe dosta, konu komşuya kandilde dağıtırız diye yaptığı benim de evden çıkıp anneanneme anahtar bırakırken kokusunu duyduğum, kul hakkıdır deyip pay dilendiğim, ve hocama götürmek için bir kaç dilim aldığım, fırından yeni çıkmış su börekleri kafi gelmedi – yatıştırıcı niyetine Şifaü’l-Esrar’dan teselli umdum.

Bir nevî temizlik çeşitleri26903

Tesadüf ettiğim bölüm, kitabın müellifi Hz. Pîr Seyyid Yahya Şirvanî’nin uhuvvetin şeriattaki esasları ve makamı başlığı altına kaydettiği dördüncü makam, “Taharet ve Zahir” bahsi: “Taharet, esrarın ağyardan yani manevi duyguların Allah’tan gayriden, azaların ise Allah’ın emirlerine karşı gelmekten temizlenmesidir.” denilmiş. Allah’tan gayriden vazgeçmek ve  temizlenmek gerektir. Nitekim Şirvanî hazretleri dervişler için “Kalbinde dünya sevgisi belirmiş olsa gusül etmek farzdır.” buyurmuştur. Hz. Pîr Dede Ömer Ruşenî, mürşidi olan Yahya Şirvanî hazretlerinin ahvalinden şöyle haber verir: “Gusl eder idi, könlüne nagâh gelse idi hayali ukbanın/ Abdest alırdı, geçse idi hatırından hadisi dünyanın.”

İki gün sonra fark ettim, şeriat ilimlerinin esaslarının altıncı makamı da gusül imiş ve ehl-i marifetten biri olarak anılan Yahya b. Muaz er-Razî’nin gusülün hakikatte itmamı için şöyle buyurmuş:  “Nefsini dört su ile yıka. Yüzünü haya suyu ile, dilini istiğfar suyu ile, bedenini hizmet suyu ile, kalbini nedamet suyu ile yıka. Ta ki dost ile karşılıklı ünsiyet ve musahebe için temiz ve salih olasın.”

İslam binasının maksadı

Recebin ikisinde (kandil gecesine bağlanan gece), Fatih Çıtlak Hocamın Kırk Mektup’undan okuyordum. Mâlâyânîden el etek çekmek, taharetin, gusülün anlamı vs. derken - konumuz bir nevi temizlik çeşitleri- orada da bahtıma düşen tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalp oldu. Onaltıncı mektupta, bu mevzu, İslamın beş esasının yani İslam binasının maksadının  bu ikisi olduğu şeklinde arif olan nazarlara arz edilmiş.

26904Beş şartın ilki şehadettir. Peki, şehadet bize tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalbi nasıl işaret eder?  İlk cümlede, aklı ve fikri Hz. Allah’a kulluk etmek için kurban etmek; ikinci cümlede ise nefsin arzu ettiği yola gitmek yerine benliği Resulullah’ın (s.a.v.) yolunda sarfetmek üzere şehadet edilir. Oruç, nefsi Allah rızası için helâlden alıkoymaktır. Oruçta nefsin iştihası Allah Teala’ya kurbiyyet için tehir edilir. Hal sahibi kişiler her dem oruçludur. Çünkü onlar masivaya oruçludur. Zekatın -adı üstünde.- zaten sözcük anlamı temizleyendir. Hac ise “Lebbeyk” sözüyle, mahrem hudutlar içerisinde  şehadetin bilfiil vaziyete ve ubudiyete dön(üş)mesidir. Namaz da zannedersem okuyucunun irfanına bırakılmış.

“Seyyid Yahya’dır pirimiz.”

Tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalp bahsinden sonra on yedinci mektubu okumaya koyuldum. Bir nutuk şerh edilmiş:  Şehnaz ve Hüseyni besteleriyle tanınan “Zahid bize tan eyleme/ Hak ismin okur dilimiz.” (Rahmetli hocam Udi Nadir Şen de Neveser makamında bestelemişti bu ilahiyi. Sanırım besteler arasında en meşhuru, -müzisyenin şöhretiyle irtibatlı olarak- Erkan Oğur’dan dinlediğimiz versiyon.)

Nutukta söz Seyyid Yahya Şirvanî hazretlerine varmış: “Her kim bu tarike girdi/ Hasan-ı Basri’ye erdi/ Her seher okunur virdi/ Seyyid Yahya’dır pirimiz.” Seyyid Yahya Şirvanî hazretleri, Halvetî tarikatının pîr-i sanîsidir. Bu yolda, halife menzilinde olanlar, sabahları, hazrete verilmiş olan evrada,  Vird-i Settar’a devam ederler. Ayrıca, halveti kollarında silsile, Yahya Şirvanî hazretlerinden geçerek Hazret-i Ali’nin (r.a.) halifesi olan Hz. Hasan-ı Basrî’ye varır.

Şifaü’l-Esrar: Sufi Yolunun Sırları

İşte bu iki kitabı okurken bu nevi tevafuklar, bir iki ay yayınevinde ne zaman basılacak diye beklediğim, iştiyakla gözlediğim, Şirvanî hazretlerinin kitabının geçen ay Sufi Kitap’tan çıktığı müjdesini vermek için beni ikaz etti. 

Eser hakkında bir iki söz söylemek icab ederse müellifi olan zât Halvetiyye tarikatında pîr-i sânîdir. Birçok eser kaleme almıştır. Ancak Hz. Seyyid Yahya Şirvanî sadece, tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan bu en hacimli kitabını Türkçe yazmıştır. Hz. Yahya Baküvî’dir. Kabr-i şerifi de Bakü’dedir. Bu eser de Azerî Türkçesiyle yazılmıştır. Qafkaz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Rıhtım tarafından yayına hazırlamıştır.

Şifaü'l-Esrar üç ana bölümden oluşur: Şeriat, tarikat, hakikat. Üçünde de yedi makamdan oluşan fasıllar vardır ki müellif bunları maden olarak adlandırır. Toplamda makamlar yetmişe ulaşır. Kitapta açıklanılan bu madenleri okuyup tanımakta yarar var.

Suleyha Şişman, Recebi ve Şabanı bize bereketli kıl, diye dua etti

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2019, 09:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
oğuzhan kırlı
oğuzhan kırlı - 8 yıl Önce

son cümledeki maden yerine "makam" kelimesi getirilmeliydi galiaba.

saliha
saliha - 8 yıl Önce

Aslında burada madenleri açıklmaya niyet edilmiş ama editörün dahli ile metin dönüştürülmüş: (Ma’deni‘ş-şeriat), (Ma’deni’l-ulûm fi’ş-şeriati), (Ma’deni’l-uhuvveti ve’l-makam fi’ş-şeriati) gibi uzar bunların içinde yedişer makam, aynısı tarikat bahsinde de vs. makamlar da madenler de....

banner19

banner13