Gerçek kişiler üzerinden Harf İnkılâbı öyküleri

Ercan Köksal’ın Harf İnkılâbına dair öykülerinden oluşan “Bir İnkılâp Daha Var” adlı kitabı hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Gerçek kişiler üzerinden Harf İnkılâbı öyküleri

Günümüzde de tartışmalara sebep olan Osmanlı Türkçesi, bizim hafızamızın en sahih şahitlerinden biridir. Arap alfabesinin değişmesi, harf inkılâbıyla birlikte Latin harflerine geçişimiz sadece harflerin değişimi olarak açıklanamayacak bir öneme sahiptir. Şimdi yeni nesil Osmanlı Türkçesi’ne çağrılıyorsa, bilinmelidir ki gençler sadece harflere çağrılmıyor, görkemli bir geçmişi tanımaya da davet ediliyor.

Çağdaşlık harfle olur mu?

Ercan Köksal, öykücü kimliğiyle tanınan fakat bunun yanında araştırmalarıyla da ön planda bir yazar. 100 Yıllık Dava adlı çalışması, onun dile ve kültüre verdiği önemi en net şekilde gösteren çalışmasıydı. Şimdi de bu hassasiyetini pekiştiren bir çalışmaya daha imza attı ve Okur Kitaplığı’ndan okuyucuya ulaşan “Bir İnkılâp Daha Var” adlı çalışmasıyla harf inkılâbının öykülerini yazdı.

Daha çağdaş olmak için ya da görünmek için eskiyle olan bütün bağları koparmanın şart olduğuna inanılan bir zamanda harfler değiştirilerek yeni bir yaşama yelken açan bir milletin iç acıtan öyküsüdür anlatılan. Yeni olana meftun olanlar için eski demek köhnemiş anlamına geldiği için değişim toplumun her kesiminde yaşanmalıdır mantığı bu topraklarda adım adım gerçekleştirilmiş bir devrimdir.

Ercan Köksal’ın öykülerini okurken, olayın sadece bir harf değişimi olmadığını hissediyor okuyucu. Seyyid Taha Efendi’nin gözyaşlarında hissediyor bu yitirilişi. Koca bir medeniyetin yok oluşuna, dünyalara değer eserlerin kaybolup gitmesine daha fazla dayanamayıp bu dünyadan kahrıyla göçen Seyyid Taha Efendi’nin hüznünde anlatıyor bizlere Ercan Köksal bu kayboluşu.

Hattat Mustafa Halim Özyazıcı’dan dinliyoruz Vav’ın, Elif’in hikâyesini. Harflerin de bir ruhu olduğunu öğreniyoruz satırlar arasında. Harflerin değil zihinlerin çağdaş olması gerektiğini anlıyoruz yıllar öncesinden.

Kim ister yeni harfleri?

Harf İnkılâbı’nın resmi tarihte anlatılan yüzüne baktığımızda her şey güllük gülistanlık görülmekte. “Halk nasıl ki bütün yenilikleri coşkuyla karşılamıştı, yeni harfleri de aynı muhabbetle kabul edecekti” mantığı, içinden çıktığı toplumu tanımayan, toplumla arasına aşılmaz duvarlar ören zihniyetin faaliyetlerine dayanak teşkil etmişti. Oysa bu değişimin çok sancılı olduğu, bir milletin çağdaşlığa değil cahilliğe sürüklendiği de bilinmekteydi. Ercan Köksal bize inkılâbın bilinmeyen yüzünün öyküsünü anlatıyor.

Tarihine düşman, geçmişinden korkan ve ondan bir an evvel uzaklaşmak isteyen kim varsa yeni harflerin büyüsüne kapılmakta gecikmemişti. Tabutu ortada kalan, dergisinde ve gazetesinde yeni harfleri savunan Abdullah Cevdet’in öyküsü de yer alıyor kitapta. Öldüğünde, cenazesine kimsenin gelmek istememesi, Abdullah Cevdet’in toplumun değerleriyle arasındaki yabancılığın bir yansımasıydı.

Yeni yazıyı çağdaşlığın göstergesi olarak savunanların yanında, rejimin baskısından kurtulmak isteyenlerin de tek çıkar yolu yeni harfleri kabullenmekti. İlerisini karanlık gören dedelerin torunlarına “Yeni harfleri öğrenmelisin.” sözleri de bir vasiyet niteliğinde kitapta yer alıyor.

Harf deyip geçmemek gerek. Söz uçar yazı kalır düsturundan hareketle, kâğıda dökülmüş her harf bizim hafızamızdır. Yeni harflerin kullanılmaya başlamasıyla birlikte eski harflerle yazılmış eşsiz eserlerin vagonlarla başka ülkelere atık kâğıt niyetiyle satıldığının iç acıtan öyküsünü de okuyoruz. Kökleri asırlara uzanan bir medeniyetin el yazması eserlerinin satılmasının ne büyük bir kayıp olduğunu anlatıyor yazar öyküsünde. Yitip giden harfler değildi aslında, bir milletin geçmişiyle olan en sıkı bağları da kül olup gitmişti göz göre göre.

Gençlerimize öğretmemiz gereken en temel bilgilerden biri olan Osmanlı Türkçesi’nin ne kadar büyük bir önem arz ettiğini kavratmak için Ercan Köksal’ın öyküleri temel bir kaynak olarak okuyucularını bekliyor. Gerçek olaylara, gerçek kişilere yazarın kurgusu da eklenince bir tarih şeridini, heyecanı yüksek bir dozda okumak için “Bir İnkılâp Daha Var” demeniz yeterli olacaktır.

Mustafa Uçurum yazdı

Yayın Tarihi: 07 Nisan 2015 Salı 12:06 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 12:20
banner25
YORUM EKLE

banner26