Gençlerin gönlüne dokundu!

Mustafa Kara Hoca’nın Gençlerle Gönül Gönüle kitabı önemli bir kitap...

Gençlerin gönlüne dokundu!

Lafzını hep biliriz: “Alimin ölümü, alemin ölümüdür!” Güzel bir sözdür bu, anlamlı ve derin bir sözdür diğer birçok söz gibi. Ama söz dediğin boşa söylenmez ki!.. Bir hedefi, bir anlamı vardır sözlerin; yaydan boşanan bir ok gibi gidip hedefi tam kalbinden vurmak gibi bir amacı vardır. Belli ki kalpten çıkmıştır bu söz ve hedefi de diğer kalplere, diğer akıllara ulaşmaktır. Yine kadim bilgelerimiz bize demişlerdir ki: “Kalpten kalbe yol vardır!” O halde şimdi şunu demenin sırası değil mi: Ey insan, senin kalbini arayan sözler var, nerde kalbine giden yol?!..

Ne var ki bu söz de, benzeri binlerce kelam-ı kibar gibi çıkıp gidivermiş birçoğumuzun hayatından. İnsanları coşturup duygulandırmak amaçlandığında raftan indirilir olmuş. Belagatin dekoratif bir unsuru olup ihtiyaç anında çıkarılmak üzere not defterlerinde yerini almış birçok kişi için.

Ama yılmadan usanmadan yıllarca uğraşıp didinerek kazandığı bilgileri hiçbir karşılık beklemeden sonraki kuşaklara aktaranlar da var. İyi ki var onlar, şükür Mevla’ya ki hala o insanlar var aramızda.

İşte yıllarca gece gündüz demeden çalışılıp didinilerek kazanılan bu bilgilerin gelecek güzel kuşakların inşası umuduyla kaleme alındığı bilinen güzel bir kitap yayımlandı: Gençlerle Gönül Gönüle”. Kitabın yazarı, Kutuz Hocanın oğlu Prof. Dr. Mustafa Kara.Mustafa Kara, Gençlerle Gönül Gönüle

Gençlerle Gönül Gönüle

Kitabın yayımcısı BİHMED (Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği). Amaç, dört bir yanından kuşatılmış genç kuşağa soluk alıp dinlenebileceği ve dinlenirken de salim bir akılla düşünüp “Kimim, nerden gelip nereye gidiyorum?” sorularına Rahman’ın rızasına uygun cevaplar verip ve verdiği bu cevapları hayatına uyarlama iradesini sergileyebileceği bir vaha oluşturmak. Niyet hayır olunca akibet de hayır olur deyip “Gençlerle Gönül Gönüle”nin içeriğine bir göz atmayı deneyelim:

Kitap, 2011 yılında, İstanbul’da basılmış. Toplam 116 sayfa ve 25 başlıktan oluşuyor. Kitabın sadece ana başlıklarına bakıldığında bile, tek bir konuya odaklanılmadığı, tam aksine hayatın tüm alanlarını ihata ettiği ve böylelikle de hayattan kopuk olmayan, dengeli bir insan profili inşa etmenin amaçlandığı anlaşılıyor.

Kara su, beyaz su

Kitapta sağlıktan eğitime, çevre duyarlılığından zanaata (Bu konuda çok hoş bir ayrıntı var: Mustafa Kara Hoca, tamirciye götürdüğü ayakkabılarını almaya gittiğinde, tamircinin kendisine ayakkabılarının özel olduğunu ve bu özel ayakkabıları görmesi için yaşlı olduğu için artık dükkanına gelemeyen babasına götürdüğünü söylediğini aktarır. Bu, bir meslek sahibinin mesleğine saygısıdır, ustalığın ifadesidir.), dile sahip çıkmaktan çevre duyarlılığına, sağlıklı beslenmeden kanaat sahibi olmaya kadar birçok başlık var. Ve bu başlıklarda da konular militanca değil, makul ve mümince bir olgunlukla işlenmiş.

Bu konulardan bir tanesi, beslenme-reklam-emperyalizmle ilgili. Mustafa Kara Hoca, beyaz su ve kara su konusunda çok yalın ama çok çarpıcı tespitini şöyle yapar: “Dünyanın en tatlı ve kaliteli sularına sahip olan ülkemizde insanların “ne idüğü” belli olmayan, kapkara meşrubatların tiryakisi olması çok acınacak bir durum değil midir? 10 yaşındaki çocuğumuzun “cola” bağımlısı olmasının altından nasıl kalkacağız?

Birkaç paragraf sonra ise bilinçli bir müminin nasıl düşünmesi gerektiğinin örneğini verir: “Evet, ‘cola içen aynı zamanda Bağdat ve Kudüs’te öldürülen çocuğun akıbetinden mesuldür.’ diyen bir zihniyet değişimine ihtiyaç vardır.” cümlesi, zihinleri sarsan, kalpleri yakan bir cümle olarak çıkar karşımıza.

Müslüman, Müslümanlara nasıl bakmalı

Ufku sadece Türkiye ile sınırlı olmayan Mustafa Kara Hoca, mü’minin mü’mine nasıl bakması gerektiğini de anlatır kitabında. Mustafa Kara’ya göre ‘İslam yüz şeritli bir otoyoldur.’ Kırmızı çizgilerimiz farzlar ve haramlardır. Bunları benimseyen herkes İslam’ın içindedir. ‘Ehl-i kıble tekfir edilemez.’ sözü şiarımız olmalıdır. Yani insanların hata ve günahları ne kadar çok olursa olsun Kabe’ye yöneliyorsa o kişi dinin sınırlarının dışına itilemez.

Böyle bir hayra sebep olan BİHMED’i de hayırla anmak gerek.

Ahmet Serin tanıttı

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 09:50
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13