Genciz ama hiçiz hiç!

Bir kitapçıda rastlamış olduğum Hiç adlı fanzini sizlere anlatmak istiyorum. Burası İzmir,Eslem Karadeniz bildiriyor!

Genciz ama hiçiz hiç!

11795Hiç var olmadık, hep hiç olalım

İzmir'in edebiyat ortamlarına olan mesafesi, benim gibi birçok okurun da dikkatini çekmiştir. Baki Asiltürk, Celal Fedai, Veysel Çolak ve Halil İbrahim Özbay gibi birçok İzmir'de duran/yaşayan/çalışan edebiyatçılarımız da; bugüne dek kendileri münferit olarak dergi çıkarmayı değil de, var olan dergilerde eserlerini yayınlamayı uygun gördüler. Veysel Çolak her ne kadar Dize dergisi ile bir şeyler yapmaya çalışsa da, derginin ideolojik tutumlar sergileyen tavrı, derginin yaygınlığını azaltıcı tesir gösterdi. Özetle; Ankara'daki gibi bir Sincan İstasyonu ya da Fayrap çıkmadı İzmir'den.

Ben bu düşüncelerle üzüledurayım, İzmir'de iddiasız fakat kaliteli bir fanzinin yayın hayatına geçtiğini öğrendim.

Bir fanzinin ne olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırsam, 'fakir işi edebiyat'tan ziyade 'yüreğin ortaya koyularak yapılan bir edebiyat'. "Hiç", adıyla başlayan bir tasavvufi öğretinin taşıyıcısı. A3 boyutunda tek yaprak halinde çıkıyor.

Sinemaya has bir üslubu kullanarak kendilerini "İki Haftada Bir Vizyona Giren Matematiksiz Fanzin" olarak tanımlayan M. Mücahit Yılmaz(yazan-yöneten) ve M. Ali İşler(görüntü yönetmeni), iki kişilik dev kadroları ile edebiyat ortamına giriş yapıyor.

Ahir zamanla başlıyor

Giriş yazısında, 'Ahir Zaman Güzellemesi' şiiriyle gönlümüzde yer sahibi olan ve en son fayrap'ta bir şiiri yayınlanan -93'lü olduğu için genç mi demeliyim çocuk mu bilmiyorum?- M. Mücahit Yılmaz(senarist-yönetmen), daha net ve açıklayıcı bir üslupla aydınlatıyor bizleri:

"Hiçlik: tasavvufta zaman ve mekanın olmadığı makam.
Fanzinimize ilham veren ‘hiç’, ‘zamanın ve mekanın gölgesinde kalmayan’ manasına geliyor.
İlk sayımız, biraz anlayışınıza sığınılarak hazırlandı. Bu sözüm, ilk sayının ‘yetersiz’ olduğu manasına mı geliyor? Elbette ki hayır. Sadece keskin çizgilerimiz, daha fanzinimiz yayın hayatına başlamadan birçok arkadaşımızın rahatsızlığına sebep oldu, eksik kaldık.

Keskin çizgiden kastımız nedir?

“Dergâh’ı biliyor musun?” sorusuna “Evet” diye cevap verdikten sonra, “Mustafa Akar’ı nasıl buluyorsun?” dediğimizde bizlere, “70’lerin en iyi şairlerinden biridir” malumatfuruşluğunu yapanları bizlerden ayıran bir çizgi.

Korkakları, kopya aldığı halde kopya vermeyenleri, Mustafa Kutlu’nun isminden bîhaber olup da ‘Alacakaranlık’ serisini hıfzedenleri kapsamayan bir çizgi.
Hâlâ, bayatlamış “Nazım Hikmet- Necip Fazıl” kavgasını ısrarla sürdürmeye çalışan kültürsüz ve sanatsız ruhları şiddetle reddeden bir çizgi.

Aslına bakarsanız da, herkesi bu meydanda görmek istiyoruz. Beraber Kafka’dan Metamorfoz okuruz da ufkumuz genişler düşüncesiyle… Yoksa nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa, değil mi?"

Üslubda kendini bilerek ele veren 'lise öğrencisi' olma durumu bir yana, zamanın edebiyat ortamına/edebî ortamlarına göndermeye ilk sayıdan, ama çok hafif bir şekilde başlıyor "Hiç". İğneleyerek giriyor, 'siz bilmiyorsunuz'a lafı getiriyor ama 'el ele tutup çıkalım bu kuyudan' demeyi de ihmal etmiyor.

Malzeme az ama dolu dolu kalite

İlk sayılarında malzeme sıkıntısı çektikleri, yazıların fontunun büyüklüğünden belli olsa da, yayınladıkları yazıların kaliteli ve hevesli olması bu noksanı fazlasıyla örtüyor.

İlk sayılarında iki şiir var. Elif Rüya Sav, şiir dilini kurmaya yakın bir şair olarak gözüme çarptı, özellikle insanın 'unutma' imgesine yoğunlaşması, böylesine unutkanlaştığımız bir çağda hafif bir ironi gibi bile geldi bana.

Ali Karan ise Yediiklim Dergisi'nden de tanıdığımız genç bir şair. Şiiri 'Çocuk' ise, Yediiklim'de yayınladıklarından daha güzel geldi bana. Şiirin ivme kazandığı yerler çok fazla ve serzeniş bu şaire yakışıyor. İroni kısmı ise diğer şiirlerine nazaran orantılı. Şiirin zirveye ulaştığı yer elbette ki sonu:

"karga sesi duyduk da alp er tunga geldi mi

ıssız değil artık acun yarışmalar sunuyor

ben yazdım da bu şiiri murathan bey sevdi mi

her tarafı çocuktur bir tek kendi bilmiyor" (Çocuk)

Fanzinin bir tane hikâyesi var. Ama bu hikâye, pek de bildiğimiz hikâyelere benzemiyor. Kesik bir olay, kesik bir kurgu, marjinal bir son ve garip bir mesaj ile 'Modern Zaman Çobanı', fanzindeki en şaşırtıcı öğe.

Vermeye değer şeyleri alıyoruz

"Biraz Alıntı" bölümleri ise, yönetmenimizin kendi ifadesiyle: "Tanıtıcı yazılar yazmaktansa, şairlerin yazmış olduğu eserlerden etkileyici parçalar sunmayı daha sıhhatli buluyoruz. Şiir konuşuyor sadece, olması gereken de bu…" açıklanıyor. Daha önce okuma imkanı bulmadığım Mustafa Akar'ın, bu seçkideki dizeleri ile hayranı olduğumu, daha önce şiirlerini kendime yakın hissetmediğim şair Asaf Halet'i de yeniden keşfettiğimi belirtmeliyim. "Biraz Alıntı" kısımlarının olumsuz tarafı ise, şairleri tamamıyla iyi taraflarıyla göstermesi. Mısra-i bercesteler ortada ve okuyucuyu etkileyecek güçte kaliteli bir beğeni kurulu mevcut anlaşılan ama bir şairin sadece iyi dizeleriyle var olmadığını da biliyoruz.

Lafı daha fazla uzatmadan nihayete erdirmem gerekirse.

"Hiç", arka sayfasında "Fiyatı: Hiç" yazan bir dergi. Günümüzün bazı edebiyat dergileri gibi çok ciddi değil, günümüzün diğer bazı edebiyat dergileri gibi çok ironik de değil. İşini iyi yapmaya çalışan ya da halkın edebiyat halinden bizlere birşeyler öğreten bir ekip gördüm bu fanzinde. Kaliteli iki şiir, sıradışı bir hikâye ve ustaca seçilmiş alıntılar buldum.

Bir fanzinden daha fazla ne istenebilir ki...

Not: Fanzinin nerelere dağıtıldığı hakkımda herhangi bir bilgim yok. editorhic@gmail.com'dan bilgi alınabiliyor. Web adresi: hicfanzini.blogspot.com

 

Eslem Karadeniz, İzmir'de yaşadığına 'hiç' bu kadar sevinmemişti...

 

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2010, 16:40
YORUM EKLE
YORUMLAR
melih yılmaz
melih yılmaz - 9 yıl Önce

Mücahit Bey'in bir dergi çalışmasıyla karşımıza çıkacağını hayal ediyordum.Onca edebi uğraşısını bu fanzinle taçlandırmış oldu .Başarılarının devamını dilerim.

fayrap
fayrap - 9 yıl Önce

istanbul'a dönüşü demişler. fayrap, istanbul'da çıktı, ankara'da sürgün hayatı yaşıyor memurin takımı arasında. başkent kadıköy:)

Süha Can
Süha Can - 9 yıl Önce

"siz hep varlık diyorsunuz / benim evim hiçlikte" diyen gencecik bir şairimizin çalışması bu fanzin. üstelik, gençliğin enerjisi var, hareketi var ama gereksiz kibri yok. gayet oturaklı ifadeler ve net bir söyleyiş ile hiç, baş ucuma kondu. mücahit'le de bir kez daha gurur duymama sebep oldu. nice sayılara...

banner19

banner13