banner17

Gelenekçi mi gelenekselci mi?

Eskiyeni Dergisi yeni sayısında 'gelenek'i işledi. Peki düşünce tarihi boyunca 'gelenek'e hangi anlamlar yüklenmiş?

Gelenekçi mi gelenekselci mi?

EskiYeni‘Gelenek’ kelimesi ilk olarak bir alışılmışlığı, âdeti, miras bırakılan şeyi çağrıştırır. Bu anlamı itibariyle ‘gelenek’ kimine göre bir yaşam biçimidir, ‘bize öğretilen budur’un merkezindeki bir yaşam biçimi… Kimine göre ise kaçılası bir baş belası, bir ayak bağı… Peki, gelenek kavramının günlük dilin dışında kullanımı nedir, nasıldır? Ya da bir diğer anlamıyla, Gelenekçilik ile Gelenekselciliğin farkı nedir?

Gelenekten ilahî prensiplere giden yolun köşe taşları

‘Gelenek’ kavramı âdet, süregelme, töre gibi anlamlarda kullanıldığı gibi, son iki yüz yılda Tradisyonalist Ekol tarafından, olduğundan farklı bir anlama da bürünmüştür. Bergson’un fikirleriyle filizlenen bu düşünce, daha sonra da Guénon, Schuon ve Nasr’a etki etmiştir. Bu anlayışa göre Gelenek, miras bırakılan kültürü değil, ilahî prensipler ve bu prensiplerin din, sanat, bilim ve felsefe gibi hayatın bütün katmanlarına yansımasını ifade eder. Kısacası bu ekole göre ‘gelenek’ tam bir yaşam felsefesidir.

Sezai KarakoçGuénon’un büyük oranda sınırlarını çizdiği Gelenekselci Düşünce, din gibi, bilim gibi, felsefe gibi insana özgü/insan için var olan tezahürlerden geçerek O’nun yolunda mertebe mertebe ilerlemeyi amaçlar. İbn Arabî geleneği hâlâ devam etmektedir ve Guénon, o, farkında olma durumuna erişen insan için kullandığı ‘diriliş’ ifadesini bu gelenekten almıştır. Kişi, farkında olduğunda dirilir. İkinci dirilişi ise beden hapishanesinden kurtulduğu anda gerçekleşir.

Sezai Karakoç’un "Diriliş" fikri bu yolun neresinde?

Tabii Sezai Karakoç’un dirilişe yüklediği anlam da buna benzerdir. İbn Arabî üzerinde oldukça hassas dokunuşlar yapan Karakoç’un, Diriliş Dergisi’nin birkaç sayısında Guénon’dan çevirilere yer vermesi de dikkat çekici bir husustur. İddialı olur mu bilmem ama belki de yüzyıllardır süregelen bu İbn Arabî yolunun bir temsilcisi olarak Guénon’u sayarsak, bir diğer temsilcisi olarak da Sezai Karakoç’u görebiliriz.

Gelenekselci Ekol’ü önemli kılan şey ise, modern dünyaya verilen karşı-tepkisidir. Guénon’un tabiriyle, “modernin içinde moderne karşı çıkmak” çağın tehlikeli oyunu… Guénon’un yola çıktığı düşünce de bu: Modern olana modern bir yanıt değil, Gelenek’e yani İlahî İdare’ye bağlanarak esaslı bir duruş sergilemek…

İstanbul

Ekol, hâlâ canlılığını korumakta. Bir ikinci damarı oluşturan Schuon ve Martin Lings, İran penceresini de bu ekole katmaya çalışan Nasr ve kapsamlı bakışlarıyla Gai Eaton ve Titus Burkthard gibi pek çok önemli isim bu görüşe sahip. Kendi yazdıkları eserler, modern’e karşı esaslı bir duruş namına geniş etkiler bıraktığı gibi, onlar üzerine yazılanlar da canlılığını korumakta.

Eskiyeni de bu konuyu ele almış

Türkiye’de de bunun üzerine az da olsa bir takım çalışmalar yapılması ve bunun yeni yeni fark edilir olması gerçekten çok sevindirici. Birkaç derginin “Gelenekçilik” adı altında dosyasının olması ve birkaç entelektüel fikir adamının yoğun ilgileri de yok değil. Özel sayı hazırlayan dergilerden biri de Eskiyeni Dergisi.

Geleneksel taklidi bir detay

Üç aylık düşünce dergisi Eskiyeni, “Gelenek ve Yeniden Yorumlanması” kapak konulu 16. sayısını geçen ay yayımladı. İçerisinde gelenek adına mükemmel bir konu bütünlüğü sağlanmış. Gelenekselcilik, Gelenekçilik, İslam felsefesi, İslam sanatı, fıkıh geleneği, geleneksel mantık, şerhler ve modern dünyada geleneğin yeri üzerine yazıların olduğu gibi; Süleyman Hayri Bolay ile Osmanlı düşünce geleneği üzerine yapılan söyleşi ve Yusuf Kaplan’ın Hasan Hanefi ile 2002 yılında yapmış olduğu “Geleneği Yenilemek Üzerine” adlı söyleşisi de mevcut. Gerek değinilen konular, gerekse kavramın altının doldurulması bağlamında çok doyurucu bir sayı olmuş Eskiyeni’nin bu sayısı. Görülmeye, okunmaya, takdire şayan.

Konuya ilgi duyanlar şu kitaplara da göz atabilirler:

Aldoux Huxley, Kalıcı Felsefe, İnsan

İslâmiyât, Cilt 11, Sayı 3

René Guénon, Doğu ve Batı, Hece

René Guénon, Varlığın Mertebeleri, Etkileşim

S. Hüseyin Nasr, Bilgi ve Kutsal, İz

 

 

Abdullah Başaran, geleneği dirilişe çevirenlere selam durdu

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2010, 13:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 9 yıl Önce

geleneğe yüklenen bütün anlamlar şimdi ve urda olmanın izini taşır.Çünkü kadim dünya için zaman önce ve sonradan ibaret düz bir çizgi değildir.Sonsuzluğun döngüsüdür her defasında yaşanan.O yüzden hiç bir olay tekerrür etmez,dairenin düzlemi bir noktada kesmesi gibi yaşanır ve yaşanmaya devam eder .

gelenek,geleneksellik,gelenekcilik şimdi ve buradan olmanın yani modernliğin farklı görünümleridir sadece.Nostalji merakı ve ütopya/devrim tutkusu ile birlikte.

banner8

banner19

banner20