Gayesiz Bir Dünyanın Anlamsızlığından Doğmuştur Entegrizm

68 yaşında Müslüman olan Roger Garaudy, 14 Haziran 2012’de vefat ettiğinde ardında 30’dan fazla eser bırakmıştı. Garaudy’nin tekâmüle karşı hareketsizlik, modernizme karşı gelenek, tarafsızlığa karşı doğmacılık şeklinde tarif ettiği entegrizm, kültürel bir intihardır. Fatih Pala, Garaudy'nin Entegrizm Kültürel İntihar kitabı üzerine yazdı.

Gayesiz Bir Dünyanın Anlamsızlığından Doğmuştur Entegrizm

68 yaşına kadar bir marksist, komünist olarak yaşa ve sonra tam, net, büyük bir manevra yaparak İslam’ı seç; aydınlığı, nuru, kurtuluşu tercih et. Ne büyük seçim, ne büyük nimet bu. Evet, Roger Garaudy’den bahsediyorum. İslamlığından önce aktif bir hayat yaşadığı gibi İslam olduktan sonra da aktifliğini sürdüren bir şahsiyetti Garaudy. Müslüman olması onu düşünmekten, yazmaktan, konuşmaktan, eleştirmekten, öneriler sunmaktan alıkoymamış. 30’dan fazla kitapla safları sık ve düzgün tutmayı yeğlemiş. Bunlardan bir tanesi de Türkçeye, Entegrizm: Kültürel İntihar adıyla Pınar Yayınları tarafından kazandırılan kitabıdır.

14 Haziran 2012’de, yani 99 yaşındayken vefat eden Garaudy’e Yüce Rabbimizden rahmet ve mağfiret diliyoruz. O, söz konusu kitabında baştan sona eleştiriyi kuşanmış. Batı’yı eleştirdiği kadar mensubu olduğu inancın müntesiplerini ve onların benimsemediği oluşumları, eylem ve söylemleri de eleştirmekten geri durmamış.

Garaudy entegrizmi; tekâmüle karşı hareketsizlik, modernizme karşı gelenek, tarafsızlığa karşı doğmacılık şeklinde tarif ediyor. Daha kısa bir ifadeyle ise laikliğin karşıtı olduğunu söylüyor. “Entegrizm nedir?” başlığını verdiği daha giriş yazısında entegristleri adeta korku ile uyaran cümleler kuruyor. Kavramla ilgili asıl tanımı ise şöyle: “Entegrizm, dini veya siyasi olsun bir inancı, tarihinin bir önceki döneminde sahip olduğu kültür yapısı ve müesseseleriyle özdeşleştirmektir. Böylece mutlak bir doğruya malik olduğuna inanmak ve onun kabullenilmesini dayatmaktır.” Dolayısıyla sayfalar boyunca entegre/bütünleşmiş sözcüğünden türemiş bir kavramla karşı karşıyayız bu kitapta.

Bilimselliğin entegrizmini eleştirdiği kadar, Stalinci ve Roma entegrizmini de eleştiriyor kitap. Entegrizme karşı verilecek mücadelenin, insanın kendi öz entegrizminden yola çıkarak yapılmasını ise doğru bulmuyor. Bir insana; muhatabıyla kendi kültürünü, kendi inancını ve inançsızlığını paylaşmamasından ötürü entegrist damgasının vurulamayacağını, vurmaya hakkının olmadığını savunuyor yazar.

“Ya hep beraber kaybederiz, ya hep beraber kurtuluruz”

Garaudy; Batı’ya kendini, dünyanın efendisi ve eğitimcisi görerek taşıdığı sömürgecilik yaklaşımından vazgeçmesini tavsiye eder. Kendi yapısını ve kültürünü, diğer kültürlerin buluştuğu ortak hedef olmaktan çıkarması gerektiğini belirtir. Her bir kültürün diğerinden öğreneceği çok şey olduğu gerçekliğine dayanan, kültürler arası gerçek bir diyaloğun kabul edilmesini teklif eder. Ve sonra da der ki, “Ya hep beraber kaybedeceğiz, ya hep birlikte kurtulacağız.

Müslüman yönetimlere getirdiği eleştiride; tarih boyunca bunların, insanların düşünmesine ve yönetime yön vermesine engel olduklarını, bazılarının dini lider görüntüsüyle insanları pasif bir itaate davet ettiklerini söyler Garaudy.

Ona göre, Kur’an’ın ana mesajı her Müslümanı, herhangi bir din adamının aracılığı olmadan kendi başına düşünmeye çağırmaktadır. Kendinden sorumlu olmak; kuvvet yanlılarının ve kabarmış iştihaların hâkim olmadığı bir sosyal düzen kurulmasına, ahlak temeli üzerine oturan bir ekonomi ve politika geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bunu, kendini dünyadan soyutlamadan ve farklılığını vurgulamadan, bütün insanlarla kardeşçe bir rekabet içerisine girerek yapmalıdır.

Garaudy için İslam; İslamca yaşayan ve Müslümanca şehitlik mertebesine erişinceye kadar yaşayabileceğini gösteren milyonlarca ve hatta milyarlarca insanın imanı sayesinde, bugün dünyadaki gelişmelere uyum sağlamış ve bundan dönmeye de hiç mi hiç müsaade etmeyecek şekilde, diğer inançların yanında önemli bir rol oynayabilme özelliğine sahiptir. Garaudy, Latin Amerika ve Afrika’daki kurtuluş teolojilerinin, bütün entegrizmlere karşı geleneksel teolojide köklü bir değişim gerçekleştirdiklerinden hareketle, İslam’ın da hakiki bir kurtuluş teolojisine ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Eleştirilerinden herkes nasibini almış

Yazar oldukça cesur bir tavırla İslamî geçmişi, yakın tarihimizdeki İslamî gayretleri, fiilleri ve bunların öncü faillerini eleştirebiliyor. Hadislerin çok olmasından tutalım da Hasan el-Benna’nın Müslüman Kardeşler’i yürütürkenki karar ve kabullerine, Seyyid Kutub’un Yoldaki İşaretler’ine, Mevdudî’nin Cemaat-i İslamî bünyesinde yapmış olduklarına kadar eleştiri oklarını herkese saplayabiliyor. Bu yaklaşım ve tavrını, geldiği noktaya bakarak değerlendirdiğimizde, farklı bir anlayış ve davranış zenginliği olarak kabul etmeyi uygun görebiliriz. Mutlak doğruluk ve mutlak itaat Yüce Allah’a ve O’nun resulü Hz. Muhammed’e (sas) olduğu için, Müslüman önderlerde, hareketlerde yanlış ve eksik görülen düşünce ve uygulamaların –bağcıyı dövmek için değil de üzüm yemek kayd-u şartıyla- eleştirilmesinde bir mahsur olmasa gerek.

Garaudy’den aldığımız şu güzellikleri, sizlerle paylaşmazsak olmaz: Bütün iman sahiplerinin, “hayatın bir manası vardır” diyenlerin kuvvetlerini birleştirmelerinin zamanıdır. Geçmişe ait bütün tortuları bir kenara atmalı ve herkes, insanı diğer varlıklardan ayırarak kendi öz imanını parçalayan önyargılarının tümünden tek tek kurtulmalıdır. “Ben yanmazsam, sen yanmazsan, bizler yanmazsak, karanlıklar nasıl nura gark olur?” İster dini, ister siyasi olsun entegrizm, yalnızlığın cesaretlendirdiği bir hak gaspından ve gayesiz bir dünyanın anlamsızlığından doğmuştur her zaman.

Garaudy, entegrizmlerin gerçek olmayan cevaplarından, insanların gerçek soruları sorabilmelerini sağlayarak kurtulabileceğimizin altını çiziyor. Ve insandaki, asıl insanî olan tarafın ortaya çıkmasına yardımcı olmayan her türlü eğitim, sanat ve politikanın bizi, dünya çağında bir intihara sürükleyeceği uyarısında bulunuyor.

Sözlerimizi tamamlamadan şunu da ekleyelim. Entegrizm: Kültürel İntihar kitabı, yıllardır yeni baskı yüzü görmüyor. Yayınevlerimiz Türkiye’deki kitapseverleri daha fazla bu kitaptan mahrum etmesinler istiyoruz. Garaudy’e tekrar rahmet diliyoruz.

 

Fatih Pala

 

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2018, 12:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER