Fârâbî ilimleri yedi başlık altında tasnif etmiş

Osman Bakar’ın İslâm Düşüncesinde İlimlerin Tasnifi eseri 1988 yılında Philadelphia Temple Üniversitesi Din Bölümü’ne doktora tezi olarak sunulmuş.

Fârâbî ilimleri yedi başlık altında tasnif etmiş

İlimlerin tasnifi meselesi, özellikle akademik anlamda, İslâmi ilimler çalışan her insanın merak ettiği konulardan bir tanesi. Hem geçmişten günümüze kadar birçok İslâm düşünürünün üzerinde okuma yapmış olması, hem de şimdilerde üniversitelerde yapılan yüksek lisans ve doktora çalışmalarına konu olması bakımından hakkında kaynak bulabiliyor olmak bizler için büyük bir avantaj. İslâm Düşüncesinde İlimlerin Tasnifi eseri de bu tanımlamanın içine dâhil olan bir çalışma. Eser 1988 yılında Philadelphia Temple Üniversitesi Din Bölümü’ne doktora tezi olarak sunulmuş. Birçok makalesi ve dergi yazısının yanında yaptığı akademik çalışmalarıyla da bilinen Osman Bakar’ın bu eserini, İnsan Yayınları biz okuyucular için raflara dizmiş.

Fârâbî, Gazzâlî ve Kutbeddîn Şirâzî’nin önemi

Osman Bakar bu önemli meseleyi analiz ederken Fârâbî, Gazzâlî ve Kutbeddîn Şirâzî’nin tasnifinden yararlanıyor. Fârâbî, ilimlerin tasnifi konusunu ilk ve en kapsamlı çalışan İslâm düşünürü olmakla kalmamış, kendisinden sonra gelen diğer filozofları da etkilemiş bir düşünür. Gazzâlî’nin ahlâk temelli ve Şirâzî’nin işraki yaklaşımı dikkat çekici olan diğer hususlardan biri olmakla beraber Fârâbî’nin tasnifinden faydalanmış olmaları, yazarın bu üç düşünür üzerinden çalışmasına olanak sağlamış.

Fârâbî Bağdat’ta felsefî ilimleri öğrenmeye ve öğretmeye çalıştığı süre içerisinde başta Aristoteles’in eserlerini tekrar tekrar okumasının yanında, diğer Batı düşünürlerinden de önemli ölçüde faydalanmış. Bu tavır Osman Bakar’da da devam etmiş ve doktora tezini hazırlarken Batı felsefesi düşünürlerinden yaptığı karşılaştırmalardan faydalanmış. Ayrıca Fârâbî, bu dönem içersinde Bağdat’daki politik çalkantılardan uzak durmayı başarmış ve kendisini büyük ölçüde ilimlerle meşgul etmiştir. Bu ayrıntı, onun yaklaşım ve bakış açısında ideolojik bir kaygının olmadığını gösteren ayrıntılardan bir tanesidir. Beşeri hayatı anlamaya çalışırken ‘bilgi’yi hem ahlâk, hem de metazifik temellerden uzak tutan yaklaşımlara karşı yazar, analizlerinde bu iki konuyu merkeze koyarak ilerlemiş ve Gazzâlî’yi incelerken bu duyarlılığı özellikle korumuştur.

Fârâbî bilgiyi yediye ayırır

Fârâbî ilimleri yedi başlık altında tasnif etmiş. Bunlar: Dilbilim, mantık, matematik, fizik, metafizik, siyaset ve hukuk. Onun ilimler tasnifinde en az bölümü hukuk ilmi alırken, Fârâbî enerjisinin büyük çoğunluğunu mantık üzerine harcamış. Bu çabası kendisinden sonra İslâm dünyasına fayda sağlamakla kalmamış, gerek İslâm dünyasından gerekse Batı ve Yahudi kesimlerinden takdirle karşılanmış. Ortaçağ’ın büyük Yahudi şahsiyeti Maymonides Fârâbî’nin mantık üzerine yaptığı çalışmalardan övgü ile bahseder. Bir başka filozof Ebu Nasr, İbn Tıbbon’a yazdığı bir mektupta mantık üzerine Fârâbî’nin tasnifinin dışında başka bir tasnif ile meşgul olmasına gerek olmadığını belirtir.

Osman Bakar’ın tezini yazarken Fârâbî üzerinde ısrarla durmasının bir başka sebebi de budur. Yazar Fârâbî’nin bir ruh hekimi olduğunu belirterek tıb hakkında yazdığı çalışmaların teoride kaldığını açıklar. Tıbbı bir ruh tedavi yöntemi olarak kullanırken burada müziğin önemine vurgu yapan Fârâbî’nin el-Mûsîka’l-kebir adlı eseri uzun yıllar boyunca müzik alanında araştırma kaynağı olarak kullanılmış. Halen mevlevihanelerde icra edilen eserlerinin olması onu müzik teorisyeni mevkisinin dışına taşırarak usta bir besteci ve icracı da yapmakta.

Gazzâlî’nin entelektüel ve manevi krizleri

Gazzâlî oldukça kısa hayatında İslâm literatürüne yaptığı çok önemli katkılarıyla bilinen bir düşünür. Hem ilimlerin tasnifi meselesi hakkında Fârâbî’den sonra, hem de diğer konular hakkında bilgi sahibi olmak için başvurulan kaynak eserlerin yazarı Gazzâlî, yaptığı tasnifi ahlâk temelli incelemeye çalışmış. Hayatı hakkında bilinen en meşhur mesele, dünyanın ilk üniversitesi olarak kabul edilen Nizamiye Medreselerinde baş müderris iken ilmî çalışmalarına ara verip inzivaya çekilmesi.

Osman Bakar Gazzâlî’nin hayatı hakkında özet bilgiler verirken yararlandığı kaynakların bir kısmına göre bu inzivaların bizatihi bir nefs mücadelesi olduğunu belirtir. Bir diğer yorum ise Bâtınîler tarafından bir suikast girişiminin tedbiri olduğu şeklindedir. Sebepleri ile fazla meşgul olunmayıp sonuca bakıldığında Gazzâlî, bu inzivaların ardından gerek İslâm literatürü için, gerekse felsefe bilimi için çok önemli çalışmalar bırakmıştır. Osman Bakar bu kriz durumlarının önemini iyice açıklamak için onları entelektüel ve manevi krizler olmak üzere iki başlık altında inceler.

İslâm Düşüncesinde İlimlerin Tasnifi kitabında yer verildiği üzere Gazzâlî hakikati arayanları dörde ayırır. Bunlar; mütekellimûn, filozoflar, talimiyye ve sufiler şeklindedir. Şeylerin hakikatine dair bilgi tasnifi, sınıfların manevi arayışlarının ürünüdür. Bu arayışların zirve noktası ise ma’rifetullah olarak bilinir. Ünlü İslâm düşünürü fakihleri bu tasnifin dışında tutar. Çünkü fıkıhçılar toplumsal refah, dünya hayatında birey ve toplum selameti gibi vazifeleri sebebiyle şeylerin doğası ve hakikat bilgisini irdelemezler. Fıkıhçılar hacca giden bir Müslümanın orada yaşayacağı manevi hissiyatlarından ziyade, Mekke’ye giden yolun hizmetini sunanlara ve barınma evlerini inşa edenlere benzerler.

Gazzâlî tasnifinde kelam meselesi ve onun kelamcıları eleştirisi büyük bir öneme sahip. Eğitimi sırasında en büyük Eş’arî kelamcılarından ders alan ve ilerleyen yıllarda da bu dalda yazdığı önemli kaynaklarla önde gelen kelam âlimlerinden birisi olan Gazzâlî’ye göre kelamın metodolojisi eşyanın hakikat bilgisine karşı hasımlarını zayıflatmada başarısızdır. Onun “ne benim durumum için yeterli geldi, ne de şikayetçi olduğum hastalığıma çare oldu.” şeklindeki ifadesi, kelamın metodolojik yetersizliği ve Tanrı’ya dair doğrudan manevi bir tecrübe arayanın bakış açısı eleştirisinden ileri gelir. Gazzâlî’ye göre herkesin manevî ve entelektüel ihtiyacı farklıdır. Bu yüzden eleştirisinin büyük çoğunluğunu kendisini merkeze alarak konuşur ve kelamın yanlış kıyas yoluyla kusurlu muhâkemeyi içermesinden dolayı sorularına cevap veremediğini izah eder.

Gazzâlî’nin bir diğer önemli eleştirisi filozoflar üzerine olmuş. Bu önemli eleştiride büyük ölçüde Yunan filozoflarını hedef alan Gazzâlî, her şeyin bilgisine ulaşmak için aklı ön plana çıkartıp vahyî hikmetten ziyade insanî hikmeti ve aklî hakikatleri temel aldıkları için tenkitlerde bulunmuş. Felsefe ilmini de benzer yaklaşım varsayımı üzerinden inceler. Gazzâlî İslâm filozoflarını incelerken eleştirilerini Yunan filozoflarına kadar götürmüş. O Yunan felsefesinde sadece Aristo’nun yaklaşımını kabul edilir bulmuş ve zirve olarak kabul etmiş.

Şunu vurgulamakta fayda var ki Osman Bakar doktora tezinde meselenin saf ilmî kısmına değinmiştir. Konuya merakı olan herkesin keyif alarak okuyabileceği eser ilgi çekici olmasının yanında akademik literatüre yaptığı katkılar sayesinde kesinle beğeni ve takdiri hak ediyor. Ayrıca üniversitelerde yapılan tez çalışmalarında ve makalelerde kaynak kitap olarak geçerliliği söz konusudur.

Son olarak, yayın evinin kaliteli baskısına ve çevirmen Ahmet Çapku’nun akademik dile uygun itinalı çalışmasına ayrıca teşekkür ediyoruz.

Abdullah Said Can yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 11:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13