Fransız Mutfağının En Ünlü Şeflerinden Biri Olma Yolunda Yüz Adım

Richard Morais'in ''Yüz Adımlık Yolculuk'' romanı, bir göçmenin, Fransız mutfağının en ünlü gurme şeflerinden birine dönüşen Hasan’ın zorlu yollar ve dönemeçlerle dolu olan hayat hikayesini anlatıyor. Hatice Kübra Karadeniz yazdı.

Fransız Mutfağının En Ünlü Şeflerinden Biri Olma Yolunda Yüz Adım

Yüz Adımlık Yolculuk, bir göçmenin, Fransız mutfağının en ünlü gurme şeflerinden birine dönüşen Hasan’ın zorlu yollar ve dönemeçlerle dolu olan hayat hikayesini anlatıyor. Sekiz nüfuslu ailenin ikinci çocuğu olan Hasan, hem ailesinin hem Madam Molary’nin gurur kaynağı oluyor. “Elimdeki karton bir bavulla Lumiere Bulvarı’nın bir tarafından diğerine yaptığım ‘yüz adımlık yolculuğa’ bir sürü duygu sığıyordu. Şeker tozuna bulanmış söğüt ağacı, kurşun kaplı camlar ve dantel perdeler, eğri ahşap merdivenlerin bile harika Fransız gelenekleriyle bezeli olduğu zarif malikâne karşımda duruyor.” Kitaptan alıntı yaptığım bu paragraf, kitaba adını veren yüz adımın nereden nereye gerçekleştiğini ve bu duygu durumunun nasıl şekillendiğini anlatıyor.

Çevirisini Mehtap Çakır’ın yaptığı ‘Yüz Adımlık Yolculuk’, Richard C. Morais’in ilk kitabı. Kitap toplam 314 sayfa, Profil Kitap’tan Eylül 2017’de yayınlandı. Yüz Adımlık Yolculuk hem uluslararası hem de New York Times çok satanlar listesine girmiş ve 30 ülkede yayımlanmış. Yazarın bu kitaptan başka üç tane daha kitabı var. Ayrıca kitap DreamWorks Stüdyoları ve Harpo Film tarafından 2014’de filme uyarlanmış. Ama sanıyorum Türkiye’de vizyona girmedi. Filme dair internette araştırma yaptım ama bir şey bulamadım.

Yüz adımlık bir yolculukla değişen hayat

Haji ailesinin Hindistan’da başlayan hayat hikayesi bütün acıklı ve düşündürücü olaylarıyla Fransa’nın Lumiere Bulvarı’nda son buluyor. Kim bilir belki de bütün yaşanılanlar Hasan’ın Fransız mutfağının en ince ayrıntılarını öğrenmesi ve ülkenin en iyi şeflerinden biri olması içindi. Haji ailesi kendi ülkelerinde barınamıyor. Hasan, annesini, iki kuşaktır işlettikleri restoranda mahalleli tarafından çıkarılan yangında kaybediyor. Babası ise bütün çocuklarını ve diğer aile üyelerini alarak ülkeden uzaklaşıyor.

Hasan’ın ailesi önce Heathrow’daki annesinin en küçük kardeşi Sami dayılarına gidiyorlar. Bir müddet orada hayata tutunmaya çalışıyorlar ama işler istedikleri gibi gitmiyor. Orayı bir türlü evleri yerine koyamıyorlar. Ve daha sonra geldikleri gibi yollarına devam ediyorlar. Uzun bir araba yolculuğunun ardından, baba Ammi istemese de, arabalarının bozulmasıyla birlikte Lumiere Bulvarı’nda kalmaya karar veriyorlar.

Acıklı hikaye burada bitmiyor. Satın aldıkları yeni evlerinin bir kısmını restorana dönüştürdükten hemen sonra karşı malikanedeki Madam Molary, Haji ailesiyle uğraşmaya başlıyor. Bu sırada Molary’nin, restoranın açılışında Hasan’ın ne bulunmaz bir deha olduğunu fark etmesi bile ilk başta bu duruma mani olmuyor. Ta ki bir kaza sonucu Hasan’ın başına gelenler Madam Molary’yi etkiloyr ve Hasan’ı eğitmek ve Fransız mutfağına kazandırmak istiyor. Bunun için ise önce babasından izin alması gerekiyor. Zorlu mücadele sonucunda Hasan’ı kendi malikanesine götürüyor. Böylece Hasan’ın yüz adımlık yolculuğu hayatının dönüm noktası oluyor.

Başarının ötesinde ne var?

Kitabı okurken, yemek yemenin ve en önemlisi yemek yapmanın böylesi soyut bir şey olduğunu bu kadar derinlemesine düşünmemiştim. Hissetmek ve el lezzetinin kişiye kattığı değer ve bunun keşfedilmesinin hakikatte çok farklı boyutları varmış. Bu noktada ise insanın bazen bazı şeylere ulaşmak için fedakarlık göstermesi gerekiyor. En önemlisi ise çokça sabır… Hatta çoğu zaman hayatı boyunca yaşadığı her şeyin tek bir an’a erişmek, onu yaşamak için olduğunu görmesi gerekiyor. Bu durumu genellikle göremiyoruz ama bazı değer yargılarına sahip bizler için bu daha da büyük anlamlar taşıyor.

Kitapta eleştirdiğim bazı noktalar da oldu. Olmaması gerektiğini düşündüğüm yerler, olaylar. Modernleşme uğruna, modernlik algısı üzerine dönüştürülen kurgular. Bu durum kişiden kişiye hatta kültürden kültüre değiştiği için artık eskisi gibi pek de bir şey itiraz edilemiyor. Ama onun haricinde Hasan’a dair, yaşadığı zamana, yemek kültürüne dair kitapta ayrıntılı bilgiler verilmiş. Kitabın sonundaki “Teşekkür” başlıklı yazıda yazar, bu romanı yazarken nelerden faydalandığı ve nelere dikkat ettiğini anlatıyor. Bir yazı, bir hikaye, bir roman, hatta bir şiir, bakıldığında öyle aleladede bir şekilde yazılmıyor; içerisinde taşıdığı üslup yazarın takındığı tutum ve davranışla ortaya çıkıyor.

Hasan’ın başarısı başlangıçta farkında olunmayan, daha sonra önemi ortaya çıkan ve anlaşılır hale gelen bir başarı hikayesi. Aslında ‘önemli’ olsun ya da bize göre normal olsun her hayat hikayesi bakıldığında kişinin hayatında bir çok dönüm noktası barındırmaktadır. Yeter ki onu okumasını bilelim, bakış açımızı değiştirelim, ne yapmamız gerektiğini anlamaya çalışalım. Bunları düşününce şu da aklıma gelmedi değil. Başarı elde edildikten sonraki başarı nedir? Hasan’ın hayatında farklı bir konumlandırma mevcut; onu burada size anlatmayayım, merak edip de okumak isteyen olur belki. Ama genel olarak baktığımızda başarıya ulaşmaktan öte yolun kendisinin öneminin anlaşılması. Ve sonrasında karşılaşılacak zorluklara karşı yapılan/yapılacak olan mücadele… İnanın belki de bütün hayatımız sadece bundan ibaret. Başarıya ulaşmaktan öte başarının ne olduğu ve başarı sonrası kişinin içinde olduğu o duygu durumu. Yani bir kimlik mücadelesi. Ne olmadığından öte sadece ne olduğu…

Yüz Adımlık Yolculuk, Richard Morais, Profil Kitap

 

Hatice Kübra Karadeniz

Yayın Tarihi: 07 Nisan 2018 Cumartesi 11:41 Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2018, 14:04
banner25
YORUM EKLE

banner26