Finlandiyalı Müslümanların sorunlarıyla da ilgilendi

Musa Carullah, ''Uzun Günlerde Oruç'' isimli eserinde, bazı coğrafyalarda kafa karışıklıklarına neden olan oruç meselesini tartışmıştır. Yusuf Tunçbilek yazdı.

Finlandiyalı Müslümanların sorunlarıyla da ilgilendi

https://www.ktpkitabevi.com/urun/uzun-gnlerde-oru-121180156İslam düşüncesi denildiği zaman genelde Arapça eserler vermiş Müslümanlar akla gelmesine rağmen, farklı dillerde yazan ve farklı coğrafyalarda yaşamış birçok mütefekkir de bulunuyor. Musa Carullah da bu mütefekkirlerden; kendisi Rusya Müslümanlarından Kazanlı bir Türk.

Musa Carullah, özgün fikirlerinin olduğu “Uzun Günlerde Oruç” isimli eserinde, her zaman tartışılan, fakat özel olarak az ilgilenilen ve bazı coğrafyalarda kafa karışıklıklarına neden olan oruç meselesini tartışmıştır.

Finlandiya'da Müslümanların yaşadığı sıkıntılar üzerine eser verdi

Musa Carullah, Rus Astronomi Cemiyeti üyesi, astronomiye ilgi duyan, ay ve güneş tutulmalarını inceleyen ve bu alanda gözlemlerde bulunan bir isimdir. 1910 yılında Lutfullah İshaki ile birlikte güneşin uzun süre batmadığı Finlandiya topraklarına, Müslümanların ibadetleriyle alakalı belirsizlikleri gidermek üzere yola çıkmışlardır.

Musa Carullah bu eserini aslında “İslam’da hiçbir konu belirsiz kalmamalı” şiarıyla kaleme almıştır. Ona göre Kur'an ve sünnet bütün kafa karışıklıklarına yol açan sorunlara cevap verebilmektedir. Asırlardır bazı konuların netliğe kavuşturulamamasının nedeni İslam âlimlerinin geleneksel kitaplara bağlı kalma isteklerini ısrarla devam ettirme anlayışlarından kaynaklanmaktadır.

Musa Carullah, bu eserini gündüzleri uzun ve güneşi batmayan coğrafyadaki Müslümanların yaşadıkları sıkıntılar üzerine kaleme almıştır. Eserin orijinali Kazan lehçesiyle ve Osmanlıca olarak kaleme alınmıştır. Carullah’ın kitaplarını Türkiye Türkçesine tercüme edenler onun üslubunun çok orijinal bir üslup olduğu ve çevirisinde zorluklar yaşandığını belirtmişlerdir.

Finlerin kıyafetlerinden statüleri belli olmaz

Aslında gündüzleri uzun olan veya uzun günlerin yaşandığı yer olarak tarif edilen yer Finlandiya’dır. Carullah da Finlandiya’ya gittiğinde buranın Müslümanları için “Uzun Günlerde Oruç” isimli kitabını kaleme almıştır. Ayrıca Finlandiya’yı da iyice gezmiştir. Oranın insanlarının güzel alışkanlıklarını, çalışkanlıklarını, temiz oluşlarını, adaletli davranmalarını övmüştür.

Musa Carullah’ın Finleri Ruslarla karşılaştırması ise enteresandır. İşsizlik alameti olarak gördüğü modanın Fin toplumunda olmadığını, halbuki Ruslarda modaya riayet etmemenin ayıp karşılandığını belirtir. Finlerin kıyafetlerinden statüleri belli olmaz. Onlarda modaya uymamak ayıp değil, giyeceği olmayan fakirler varken pahalı ve süslü kıyafetler giymek ayıptır.

Uzun günlerde oruç meselesi

Musa Carullah, Uzun Günlerde Oruç kitabında kelam, fıkıh ve mezhep taassuplarını eleştirmiştir. Ona göre bu gibi alanlar İslam’ın kolaylaştırıcı yönünü, Kur'an ve sünneti es geçmektedir. Kitabın girişindeki bu eleştirileri taklitçilerden gelebilecek saldırılara karşı yaptığını belirtir. Bu durumu sona erecek geçici bir durum olarak görmektedir.

O, geleneğe yaptığı eleştiride üslubuna ayrı bir özen göstererek şöyle yazıyordu: “Ben bu satırları yazdım. Fakat ‘Allah’a şükür, hakikati anladım’ gururuyla değil, aksine, ‘o kadar asır boyunca İslam âlimlerinin gözünden bu hakikat nasıl kaçabildi?’ kaygısıyla yazdım.”

Musa Carullah, Kur'an’ı Kerim’de oruç tutmakla ilgili iki ayet üzerinde durmaktadır. Bu ayetlerin biri sadece “sayılı günler”de oruç tutulmasını bildiriyorken (Bakara 183-184) diğer ayet (185) Müslümanların hangi ayda ne kadar gün oruç tutacaklarını açık bir şekilde belirten ayettir.

Carullah ayette geçen “sayılı günler” ifadesinin gündüzlerin aylarca sürdüğü, gecelerin aylarca olmadığı yerlerde yaşayan Müslümanlara indiğini düşünmüştür. Bunu düşünmesinin nedeni olarak da diğer bir ayette geçen (Bakara 187) “siyah iplik, fecir, gece” gibi kavramların Ramazan'da geceleri aydınlık, gündüzleri aylarca süren yerlerde gerçekleşmemesidir. Ayrıca böyle düşünülmeyecek olursa Kur'an’ın pek çok yerde hükümsüz kalacağını da yazmıştır.

Musa Carullah, ayette (Bakara 185) geçen “Ramazan ayını idrak etme” ifadesinin gecelerin ve gündüzlerin normal olan yerlerde gerçekleşebileceğini, doğal olarak gündüzü uzun süre devam eden yerlerde bunun mümkün olamayacağını düşünmektedir.

Musa Carullah, ibadetleri asıl maksat olan şeye ulaşma yolunda vesile olarak görmektedir. Maksat olan iradeyi terbiye etme, ahlakı arındırma ve toplumsal durumları düzeltme görevleridir. Fakat buradan ibadetlerin isteğe göre yapılıp yapılmaması gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini söyler. Sadece kutup bölgelerinde oruç tutmak zorunlu değildir ve bu yerler istisnadır.

Musa Carullah, orucu, insanın irade ve seçme hakkına sahip olması, seçme hakkının da diğer bütün güçlere hakim olması olarak görür. İştahına galip gelen insan, esas insan olur. Tam tersi olan, hevaya ve şehvete teslimiyet, yani mağlubiyettir.

Carullah, “Uzun Günlerde Oruç” kitabının sonunda ayrı bir makalede geleceğin sahibi Müslüman gençlerdeki özgüvensizliğin miras yoluyla analardan çocuklara geçen bir durum olduğunu belirtmiştir. Kadınların özgüvensizliğini ise erkeklerin onlara baskı yapmasında görmüştür. Problemin kaynağını yeni nesli yetiştirecek olan kadınların durumlarına bağlayan Carullah’ın aynı zamanda kadınların problemlerini tartıştığı “Hatun” isimli bir kitabı da bulunmaktadır.

Onun kalkış yaptığı bakış açısı her zaman “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” hadis-i şerifi ve “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” ayeti olmuştur. O, hayatın içerisinde bir İslam, İslam’ın içerisinde bir hayat tasavvur etmiştir. İslam’ı korkutucu ve hayatın dışarısında bambaşka bir şey olarak değil, kolay, yaşama engel olmayan ve hayatın tabii akışı içerisinde görmektedir. Bu bakış açısı aynı zamanda onun tebliğ metodudur. Musa Carullah’ın eserleri, hayatı ve muhatap olduğu insanlar bilinmeden okunduğu zaman farklı gelebilir. Halbuki o ne yaptıysa İslam dünyası ve Müslümanların yaşadığı problemlere çözüm üretmek için yapmıştır, reddiyelere ve tenkitlere maruz kalmak için değil.

Yusuf Tunçbilek yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 11:45
banner12
YORUM EKLE

banner19