banner17

Filistin'e Dair Çarpıcı Bir Kitap: Filistin'i Bölüşmek

Avi Shlaim'in ''Filistin’i Bölüşmek'' kitabı, Filistin konusunda ezber bozuyor. Arapların birlikte hareket edememesinin bu önemli davada nelere mal olduğunu Kral Abdullah üzerinden anlatan çok başarılı bir eser. Sedat Palut yazdı.

Filistin'e Dair Çarpıcı Bir Kitap: Filistin'i Bölüşmek

Filistin sorunu XX. yüzyılın kronikleşen tarihsel sorunlarından birisi. Balfour Deklarasyonu’ndan itibaren daha da ivme kazanan süreç, 1948’de İsrail’in kurulmasıyla içinden çıkılmaz bir hal almış, o günden bugüne yapılan savaşlardan, Batılı devletlerin liderliğinde yapılan görüşmelerden de bir sonuç çıkmamıştır. Üzgünüm ki, hemen her gün televizyonlarda Filistin ile ilgili, Filistinlilerin şehit edilmesi ile ilgili haberler izliyoruz.

Filistin’in bitmeyen bir tartışma konusu olması hasebiyle bu konuyla alakalı çok sayıda kitap yazıldı, çok şey söylendi. Yakın zamanda bu konu ile alakalı Küre Yayınları arasında farklı bir kitap çıktı: Filistin’i Bölüşmek. Avi Shlaim’ın yazdığı kitap, “Kral Abdullah, Siyonistler ve Filistin’i Taksim Siyaseti 1921-1951” alt başlığını taşıyor.

Kitap, 1990 yılında Oxford Unıversity Press tarafından basılmış. Yazar, kendini “bir üniversite hocası olarak geçirdiğim 45 yıl boyunca hep açık fikirli kalmaya gayret ettim ve başlangıçta konumumu bulgular ışığında daima gözden geçirdim,” diye tanımlıyor. (S.17) Kendini böyle tanımlarken, yaşamının ilk yıllarında İsrail’de okuduğunu, İsrail ordusunda hizmet ettiğini, zamanında Arap-İsrail çatışmaları hakkında bütünüyle resmi tarih çizgisini benimsediğini de cümlelerine ekliyor. Yazar, bu kitapla beraber İsrail tarafından yoğun eleştirilere maruz kalmış.

Filistin’de Yahudilere ve Siyonizm’e karşı uzlaşmacı bir tavır sergiledi

Shlaim, kitabında şöyle bir iddiada bulunuyor. “Kral Abdullah’ın ordusunu Filistin’e göndermekteki amacı bir Yahudi devletinin kurulmasını engellemek değil, kendini Filistin’in Arap kısmının efendisi yapmaktı ki bu da bağımsız Filistin devletinin kuruluşunun engellenmesi manasına geliyordu.” (S.24)

Şerif Hüseyin I. Dünya Savaşı döneminde Arap üstünlüğüne inanan bir profil çizerken, oğlu Abdullah da Arap ayaklanmasının ardındaki itici güç olarak ortaya çıkıyor, yazara göre. Abdullah, Müslümanlar arasında Arap üstünlüğüne dayalı bir teoriye inanıyor. Dünya savaşı süreci bittikten sonra İngiltere’yi tanıma şartı ile Ürdün Kral Abdullah’a veriliyor. Bu da haliyle Abdullah’ı İngiltere’ye bağımlı hale getiriyor. Fakat zamanla görüyoruz ki Abdullah, kendisine verilen Ürdün’le yetinmek istemiyor. Sınırlarını genişletme, Arap dünyasının lideri olma derdinde… Yazar bu konuda Abdullah’ın hırsına özelikle dikkat çekiyor. Bu hırsı Arap dünyasında bilinen birisi olarak yazar Abdullah hakkında ”Arap politikacılar arasında Abdullah hiç sevilen ya da güvenilir bir kişilik değildi” (s.72) ifadesine yer veriyor. Milliyetçi Araplar, Abdullah’ın Filistin’de Yahudilere ve Siyonizm’e karşı uzlaşmacı tavrını eleştirmişlerdir. Onlara göre Abdullah’ın Yahudilere karşı bir kompleksi, hayranlığı var.

Bu sürecin devamında iki taraf da birbirini ülkelerine davet ediyor. Gelişen ilişkiler ağı içinde Abdullah, Ürdün’deki arazilerin bir kısmını Yahudilere kiraya vermeye çalışıyor. Bunun bir kısmında başarılı olduktan sonra üst düzey Siyonistlerle görüşmeye başlıyor.

Kral Abdullah’ın İsrail’in kurulma sürecinde Araplar ile Yahudiler arasında izlediği denge politikası II. Dünya Savaşı sürecine kadar devam ediyor ve bu savaşta İngiltere’ye verdiği açık destek sayesinde Ürdün bağımsızlığına kavuşuyor.

“Barışı sağlayabilirdim”

Biliyoruz ki, İsrail II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra kuruluyor. Kurulmasının hemen ardından Araplar ile İsrail arasında hiç bitmek bilmeyen çatışmalar başlıyor. Yazar Shlaim burada şuna dikkat çekiyor: “Filistin mücadelesi doruk noktasına ulaştığında, Filistinliler enteresan bir şekilde askeri açıdan yetersiz, siyasi açıdan da hazırlıksızdı.” (S.145) İsrail’in Batı destekli Araplara karşı vermiş olduğu silahlı mücadele hep başarılı olurken, Araplar farklı amaçlar etrafında hareket ettiği için İsrail’e karşı ortak bir politika takip edemiyorlar. Bu durum iki grup arasındaki siyasal görüşmelerde de kendini gösteriyor. Kral Abdullah’ın İsrail’in kurulmasından sonraki görüşmeleri ve denge politikası yine karşılık bulmuyor. Yazar, Abdullah’ın öldürülmeden önce şu sözleri söylediğini naklediyor: “Gücümün sınırlı olduğunu biliyorum; öz oğlumun bile benden nefret ettiğini biliyorum. Barış çabamdan dolayı kendi halkımın bana güvenmediğini biliyorum. Ancak bütün bunlara rağmen biliyorum ki bu konuda sadece biraz destek bulabilseydim ve İsrail’den makul herhangi bir taviz koparabilseydim bu barışı sağlardım.” (S.455)

Filistin’i Bölüşmek, Filistin konusunda ezber bozan bir kitap… Arapların birlikte hareket edememesinin bu önemli davada nelere mal olduğunu Kral Abdullah üzerinden anlatan çok başarılı bir eser. Bu sebeple özellikle tavsiye ediyorum. Bu hacimli kitap son derece akıcı ve kitabı tercüme eden Muttalip Tütüncü’nün önemli ve bölgeye yabancı olan okurları bilgilendiren dipnotlarıyla okunması son derece kolay.

Avi Shlaim, Filistin’i Bölüşmek, Küre Yayınları

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2018, 17:29
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20