banner17

Filibeli'nin âlem-i İslam'a dair orijinal yaklaşımları

Filibeli Ahmed Hilmi'nin 'Yirminci Asırda Âlem-i İslâm ve Avrupa Siyaseti' kitabı geçmiş dönemde yaşananları, Osmanlı’nın güçsüzleşmesiyle topraklarının bölüşümünü anlatıyor. Muaz Ergü yazdı.

Filibeli'nin âlem-i İslam'a dair orijinal yaklaşımları

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, 1865-1914 yılları arasında yaşamış önemli Osmanlı düşünürlerinden biri. Bugün Bulgaristan sınırlarında yer alan Filibe’de doğar. İlk eğitimini buradaki müftüden alır. Babasının mesleği dolayısıyla Şehbenderzade olarak anılır. İstanbul’da Galatasaray Lisesi’nde eğitimine devam eder. Çeşitli memuriyetlerde bulunur. Beyrut, Mısır görev yaptığı yerlerden. Jön Türklerle tanışmasıyla memuriyetten ayrılır. 1901 yılında Fizan’a sürülür. Bu sürgün Ahmet Hilmi Bey’in hayatındaki önemli dönüm noktalarından. Burada Senusi tarikatıyla tanışır ve tarikatın Arusi koluna intisap eder. Burada Fransız ve İtalyanların Kuzey Afrika’yı sömürgeleştirmelerine tanıklık eder. Emperyalistlerin zulüm ve baskılarını görür. Kitaplarında ve diğer çalışmalarında bu gözlemlerini kullanır. Arapça, Farsça, Fransızca bildiği dillerden… Fizan’da hem dini hem de tasavvufi bilgilerini derinleştirir. Felsefi, siyasi, sosyal konular ilgi duyduğu alanlardan. Şiir, hikâye, tiyatro ünsiyet duyduğu dallarından.

Filibeli Ahmed Hilmi Bey’in masonluk ve siyonizm hakkında çok sayıda araştırma ve yazısı mevcut. O dönemlerde masonluk ve siyonizmin siyasi boyutuyla ilgilenen nadir kişilerden biri. Eleştirici ve sorgulayıcı özelliği sayesinde Batı medeniyetini tanımış ve eleştirebilmiştir. Ona göre çağdaş Batı medeniyetinin temel felsefesini Darvinizm oluşturur. Darvin’in hayat mücadelesindeki güçlünün zayıfı ezmesi olgusu sömürgeci kapitalizme meşruiyet kazandıran bir paradigmadır. Çağdaş Batıyı değerlendirirken şu tespitte bulunur: “Hiçbir asırda beşerin mukadderatına hâkim olan kavimler bugünkü Avrupalılar derecesinde bir mürüvvet yoksunluğuyla ve hissizlikle insanlığı ezmemiştir.”

Adalet ve kardeşlik üzerinde yükselen bir medeniyet kurmaya çağırıyor

Yirminci Asırda Âlem-i İslâm ve Avrupa Siyaseti adlı kitap Filibeli Ahmed Hilmi Bey’in vefatının 100. yılında Büyüyen Ay Yayınları tarafından basılmış. Kitabı Bedri Mermutlu yayına hazırlamış. Kitabı Mihriddin Arusî adıyla yazmış Filebeli Ahmed Hilmi. Kitap geçmiş dönemde yaşananları, Osmanlı’nın güçsüzleşmesiyle topraklarının bölüşümünü anlatıyor. Bizzat olayları yakından gören bir şahidin tanıklığı… Çağdaş medeniyet yalan ve hile, tezvir ve iğfal üzerinde yükselen bir barbarlık. Yazar, Batının maddiyattan başka bir mevcudiyetinin, menfaatten başka bir manevi düzenleyicisinin bulunmadığını söylüyor. Küçük bir azınlığın büyük kitleleri kullandığını ve bu kitlelerin mutlu azınlığın zevk ve maddi ihtiyaçlarını tedarik dışında bir anlam taşımadığını belirtiyor. Kitapta Avrupa siyasasının izlediği çizgi ve harekette yüksek ve insani hislerden bir zerre görülemeyeceğinin ve medeni vahşetin fenni ve ilmi açıdan da hesap edilen riyazi bir vahşet olduğunun altı çiziliyor. Kadim siyasi ve idari anlayışların temeli olan hikmet, din ve ahlak çağdaş Batı siyasetinin alanına girmemekte. Filibeli’nin de belirttiği gibi eskiden zayıflar ezilse bile, onlara karşı merhamet hissi beslenir ve onlara iyi davranmak fazilet kabul edilirdi. Batı medeniyeti ise bırakın zayıflara, ezilenlere merhamet duymayı, onların varlığından bile rahatsızlık duymakta.

Yazar Müslümanları birlik, beraberlik içinde hakkı ve adaleti tesis etmeye, sahte medeniyete kanmamaya, adalet ve kardeşlik üzerinde yükselen bir medeniyet kurmaya çağırıyor. Bizi insanlık vazifesi uğrunda çalışmaya davet ediyor. Ya şanlı bir hayat, ya şanlı bir ölüm diyor. Yazar o dönemlerdeki vahhabiliğe de derin eleştiri getiriyor. Vahhabiliğin İslam birliğini parçalamak ve emperyalistlere karşı direnen her türlü İslami hareketi akamete uğratmak maksadıyla İngilizler tarafından kollandığını ve kullanıldığını belirtiyor.

Birçok mevzuda orijinal yaklaşımlar sergilemiş

Kitapta ayrıca sömürgeci devletlerin sömürge mantaliteleri hakkında da yorumlar mevcut. Fransız, Rus ve İtalyanların sömürü anlayışlarında sömürdükleri insanların cahil ve itaatkâr hayvan sürüsü, esir ordusu olarak görüldükleri ve hadsiz zulümlerle bu insanların inletildikleri belirtiliyor. Bu sömürgeciler silah zoruyla ve zorbalıkla yerli halkın mallarına el koyuyorlar. İngilizler ise daha yumuşak ve rafine yöntemlerle sömürgeleştirme politikası izliyorlar. En müthiş silahları hile, ifsat ve ahlaki çöküntü meydana getirme. İngiltere esaret altına aldığı toplumları zevk ve sefahat yoluyla uyuşturuyor. Aynı zamanda mezhep farklılıklarını kaşıyarak düşmanlık ve tefrika tohumlarını ekiyor. Filibeli Ahmet Hilmi bu söylenenleri Şii/ Sünni ayrılığı ve Vahhabiliğin ortaya çıkışı ile örneklendiriyor.

Yirminci Asırda Âlem-i İslam ve Avrupa Siyaseti daha birçok mevzuya orijinal yaklaşımlar barındırıyor. Bugün hâlâ devam eden sıkıntıların birçoğunun ortaya çıkış ve gelişimini görebiliyoruz. Okuyup iyi değerlendirmek gerekir.

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2016, 15:29
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20