banner17

Fayrap'a bu sayı kim ne diyecek?

Fayrap dergisi Kasım sayısını Hakan Arslanbenzer'e armağan ederek çıktı.

Fayrap'a bu sayı kim ne diyecek?

Derginin editör/yönetmeni olan Arslanbenzer’in kendisine armağan olarak kendi çevresinin ve dergi ekibinin hazırladığı, editörlüğünü Melek Arslanbenzer'in yaptığı özel dosyanın, edebiyat çevrelerinde olumlu/olumsuz birçok tepki toplayacağını düşünüyorum.

FayrapBu tepkilerin çeşitli yüzleri var elbette. Kimileri sevecek, Arslanbenzer’i daha yakından tanıyacak olmanın keyfini yaşayacak,  belki de bu heveslerini tatmin edeceklerdir. Zira üslubundaki hırçınlığı, kendi deyimiyle sözü kıvırmadan direk söyleşi, çekinmeden giriştiği kavgaları ve sataşmaları, ortaya attığı Türk şiirine ilişkin projeleri sebebiyle belirli bir ilgiyi üzerinde toplamış birisi Arslanbenzer. Hatta kimilerinin cafelerde, çayevlerinde birbirlerine bu son sayıyı gösterip meraklı meraklı Arslanbenzer’in birlikte ev arkadaşlığı yaptığı kimseleri, onun çocukluk fotoğraflarını filan gösterdiklerine daha şimdiden şahit olmam sanırım bu ‘ilginin’ boyutlarını da gayet net gösteriyor. Arslanbenzer bu ‘merak’ damarını iyi yakalamış birisi.

Magazin merakı mı?

Amaçlayıp amaçlamadığı bir yana tavrı ve tarzı dikkat çekiyor. Bunun iki sonucu var; ilki bu durum magazinsel bir meraka dönüşebiliyor. Arslanbenzer’in bundan hoşnut oluyor mu bilmem ama bunu amaçlamadığını düşünüyorum. Zira bu magazinsellik onu bulanıklaştırıp, buharlaştırır. Söylediklerinin değerini, sınırlarını, içeriğini perdeler. Bir sanatçı için hazin bir son olur. Çok bilinip, çok konuşularak yitmek, perde arkasında kalmak… İkinci sonuç ise bu tavır hemen hemen her yeni nesil edebiyatçının hedeflediği ve bunun için mücadele ettiği, kavgasını verdiği bir ilgiyi toplar. Kendisinden önce var edilmiş bir birikimi aralayıp, kendisine yer açma mücadelesidir bunun bir diğer adı. Bu süreçte etrafa su da kan da sıçrayabilir. Suyun da kanın da sıçradığı kimseler dönüp bakarlar. Bir ‘merakla’ bakarlar. Bu ikinci merak anlamlıdır. En azından sanatçı için düşüncelerini tartışabileceği bir zemini doğurur. 

Hakan ArslanbenzerSevmeyenler de olacak!

Kimileri de bu sayıyı hiç sevmeyecek. Bencilce hazırlandığını, Arslanbenzer’in kendini tatmin ettiğini, kendisi için sayı hazırlattığını filan söyleyebilirler mesela. Ya da ne bileyim şahsi, kurumsal, edebi polemiklere yenileri eklenecek ve karşılıklı karalamalar başlayacak. Elbette bütün bunlar olabilir. Olmayabilir de. Fakat esas olan Arslanbenzer’in kendi tarihini yazıyor oluşudur. Projeleri olan, belirli fikirlere sahip ve bu düşüncelerini sistemli bir şekilde paylaşan bir edebiyatçı-şair olarak kendi tarihini yazıyor oluşu bana hiç de absürt gelmiyor. Bir kere edebi ilgileri olan birçok kimsenin isteyebileceği bir ‘çevreyi’ oluşturabilmiş, şiire mesai harcayan, bunun ötesine geçip şiirle yatıp şiirle kalkan, Türk şiiri için iyi-kötü, kabul edilir-edilmez projeler üreten ve bunların entelektüel harcını iyi karan, şiir hakkındaki yaklaşımların farklı disiplinlerle ufkunu açan birisinin kendi ürettiklerini savunması, bunları tarihin çöplüğüne terk etmemesi, birilerinin ilgilerine-alakalarına minnet göstermeyerek kendisinden sadır olanların kıymetini bilmesi ve koruması neden absürt olsun ki?  

Fayrapçıymışım!

Hakan Arslanbenzer’e Doğum Günü Armağanı’ özel sayısına gelecek tepkileri ilerleyen günlerde göreceğiz. Takip de edeceğiz. Sırf Fayrap dergisini takip ediyorum diye (kaldı ki sadece Fayrap’ı değil, birçok edebiyat dergisini periyotlarına uygun olarak sürekli takip ederim) beni dahi ‘Fayrapçı’ diye etiketleyebilen bir bünye ucu kendilerine dokunduğu zaman Arslanbenzer’i neyle nasıl etiketlemezler ki? Bunu anlayabiliyorum. 

 

Muaz Yanılmaz haber verdi

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2010, 12:09
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yarbay
Yarbay - 9 yıl Önce

Daha önce de İsmet Özel'e doğumgünü armağanı sayısı yapmıştı. Ahmet Güntan'a da yapılmıştı ama bu daha çok Türk Şiirindeki İsmet Özel-Hakan Arslanbenzer zirvesinin,haleflik seleflik ayrı konudur bunlar ama, bu erişilmezliğin bir devamı olabilir. Magazin falan meselesi değil yani.Hediyeleşmek sünnettir falan. Tabii islami camia,hristiyanlığa göre dini yeniden kodladığı için bazı şeyleri unuttu.

Bazen sessizce kimin değerli olduğu, değer verilebilir olduğu duyulur yani.

serin kanlı
serin kanlı - 9 yıl Önce

kimse kimsenin dinine dil uzatamaz bu bir. doğum günü kutlaması bir hristiyan adeti değildir; mum üfleyip pasta yemiyoruz en nihayetinde bu iki. paskalya yahut noel kutlamıyoruz bu üç. kutlu doğum haftası diye bir şey var, duymamış olamazsınız bu dört. her ne olursa olsun bir kimsenin doğuşu değerlidir, bunu anlamak için illa çocuk doğurmak gerekmez bu beş, bütün bunların dışında, konumuz edebiyattır bu da altı.

selim
selim - 9 yıl Önce

arslanbenzer kendi kendine ihabet etmeye devam ediyor. bu sayida bunun son halkasi. baska seye gerek yok.

daha serin kanlı
daha serin kanlı - 9 yıl Önce

biri doğmuş:
hayırlı yaşlar hakan abi
birileri bir hediye vermiş:
hayırlı olsun fayrap ve fayrap sakinleri

yarbay
yarbay - 9 yıl Önce

Valla insan görmek istediği gibi görür. Okuduğunu neresinden, gördüğünü neresinden anladığına bağlı. Kılıçkıranlı filan garip nickli saldırılara maruz da kalmış birisinden bahsediyoruz, sonra kimse çıkıp da islam-edebiyat-iklimden filan bahsetmesin.

Kutlu doğum haftası sonradan çıkmış bi mevzudur, güzeldir hoştur. Lafı nası anladığına bağlı.

Kimsenin savunulmaya da ihtiyacı yoktur ayrı konu.Maksat hak yerini bulsun.

İbadetse o ihabet,unutma,aynada kendini görürsün.

Eyvallah

ALBY
ALBY - 9 yıl Önce

hediyeleşmek sunnettır
insan kendine hediye vermelidir
herkes kendi reklamını yaparak bu ay kendine bir hediye versin...

albay
albay - 9 yıl Önce

hadi ordan derim sana albay. islam'ın kodları filan yoktur. fıkıh diye bir olay vardır, idrak edebilirsen. iyice saçmalamışsın. kod işine girersen hergün yedi kodlar üretiliyor. böyle saçma örnekler verme istersen.

iki_gözüm
iki_gözüm - 9 yıl Önce

Kaygımız, meselemiz gerçekten edebiyat olsa, milletimize, insanımıza, sevdiklerimize bu yolla bir şeyler bırakmayı, bu yolla bir 'oluş' içinde ayakta kalmayı gönülden bellemiş olsak, bir edebiyat dergisinin neden ve nasıl ele alınacağı şeklinde spekülasyonlara gerek kalmazdı. İnsan sağlam ve hakiki edebiyat karşısında yücelme yaşar, kompleks ve korku değil. Önündeki kötü, kalbi kara bir edebiyatsa bunu da adam gibi elemesini bilir.


banner19

banner13

banner20