banner17

Farklı ve Yoğun Öyküler: İki Dünyanın Ustası

İki Dünyanın Ustası, Aykut Ertuğrul’un üçüncü öykü kitabı. Hatice Kübra Karadeniz bu kitaba değindi.

Farklı ve Yoğun Öyküler: İki Dünyanın Ustası

İki Dünyanın Ustası, Aykut Ertuğrul’un üçüncü öykü kitabı. İlk baskısı Dedalus Yayınları’ndan 2015 yılı Mayıs’ında; ikinci baskısı ise 2016 Kasım’ında İz Yayıncılık’tan çıktı. Ebatı küçük ama alanı büyük bir kitap. Düşünceler deryasından elinizde bazen bir hiç bazen çokça kalabalıklar kalabiliyor, aman dikkat! Bundan önce 2013 yılında yayınlanan ‘Mümkün Öykülerin En İyisi’ isimli kitabı Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2013 yılının en iyi hikaye kitabı seçilmiş. 2011 yılında ise ‘Keyfekader Kahvesi’ isimli ilk öykü kitabı yayınlanıyor. Bu kitabı ise Ömer Seyfettin Öykü Ödülü’nü alıyor.

Alevler içinde dostlarım!/ Alevler içinde Dede Korkut!/ Alevler içinde Raskolnikov!/ Alevler içinde Hallac!/ Ah Beydeba! Deli Dumrul! Babil … Romeo Jülietsiz ateş düştü aralarına kara gözlü dostum Meriç kırkambarda kurtlar uluyor her yanım duman alacakaranlık kuşağına girdik yetiş Hızır ya Hızır ilmin kapısı Al yetiş eyvah eyvah Joseph K şaşkın Mersautl yeraltına saklanmış Neifile Filokostrato anlatacak ne kaldı ki Selim Işık bitkin yorgun Hikmek Benol Zebercet çılgına dönmüş kahkahalar savuruyor ateş çölü İbnül Emin çöl büyüyor Akçaburgazlı Tekta çöl büyüyor Don Juanın elinde kana bulamış bir mendil cinler devler elfler cüceler cadılar büyücüler saçlarını yoluyorlar yanıyor ejderhalar kararıyor her yan ah insan ah insan zülmun yakıyor hepimizi kaçacak yerimiz yok inanmayan kööör kaçacak yerimiz yok kaçacak yerimiz yok kaçacak…” Bu paragraf “Kebikeç’in İkinci Rüyası” isimli başlıklı bölümden. Geçmiş ve dahi gelecek pek çok hikayeciği içinde barındırarak öykü alanında farklı bir perspektif sunuyor bizlere. İsimlerin büyük bir kısmı gerçekliği barındırıyor içinde. Her ne kadar hayal ürünü olsalar bile hep bir yanı yeryüzüne yakın, toprak kokuyor.

“İki Dünyanın Ustası” isimli kitaba adını veren öykü karşılıyor bizleri. Daha sonra ise “Avcı”, “İsmail’in Son Günü”, “Üç Gün Masalı”, “Dünyayı Kartaran Adam”, “Gölge… O girdap O Fırtına!”, “Mavi Kelebek Etkisi”, “Çok Bilinmeyenli Bir Öykü”, “Garip Azzam” ve “Amarula Cehennemdir” isimli öyküler peşi sıra geliyor. İlk öyküde gerçek dünya ve rüyanın alametlerinden bahsediyor. Ve bu yoldaki insanın karşısına çıkan olumlu olumsuz her şeyin ne anlam ifade ettiğini söylüyor. Zamandan bahsediyor ve Hz. Peygamberin ‘Dehre (zamana) sövmeyin’ hadisini anlatıyor. “Avcı” öyküsü ise avın ve avcının yer değişimini ve etkileşimini anlatıyor. Kim av ve kim avcı bilen var mı? Çoğu zaman bilen çıkmıyor. Bekliyorlar. Çözülebilmek için bekliyorlar. Bekledikçe her şey daha da berraklaşıyor. Düşündükçe bellekleri daha da dönüşüyor.

İnsanı anlama ve anlamlandırma

Son olarak “Üç Gün Masalı”ndan bahsetmek istiyorum. Yine bir av ve avcı var ama bu sefer ormanda. Ağaçların arasında, yaprakların hışırtısında. Büyük istekler, unutulmuş bazı değerler. Kibir, gurur, yeni istençler, kazanma uğruna vazgeçilen ağır tonajlı hayatlar. Ve biz burnunun ucunu dahi göremeyen insancıklar. Bir heves uğruna daha yola çıkmadan yitirdiklerimiz. Çok uzaklarda Kızıl Orman olarak bilinen bir yerden bahsediyor. Ormanın derinliklerinde saklı Nuh Nebi’nin kabrine yer veriyor. Ormanın güzelliği ve avlanılası geyikler! “Dünyanın bütün sırlarını bilen yaşlı çınar için insanların dilini bilmek elbette işten bile değilmiş. Yeter ki dinlemeyi bilen bir insan olsunmuş.” diyor cümlenin birinde ve başka bir cümle de ekleniyor bir diğer paragrafta: “Günlerden bir gün, namı evinin duvarlarından taşıp civar köylere yayılmaya başlamış genç bir avcı, Kızıl Orman’da geyik avlamaya karar vermiş. Sanırım ki cesaret ve yiğitlik, ancak başkaları tarafından kabul edilirse var olur. Ve başkalarının yapamadığını yapamıyorsan ne cesursun ne de yiğit.” Başkaları tarafından kabul görülmeyi zihinlerimize o kadar kazımışız ki, yaratıcımızın dedikleri bile çoğu zaman bu kadar büyük bir öneme sahip olamayabiliyor.

Romanların hep farklı bir havasının var olduğundan bahsederdim ve roman okumak her zaman daha büyük bir ruh durumunu içinde barındırırdı benim için. Ama öykülerin kısa ama büyük ağırlığı gerçeğin ve rüyanın aslını gün yüzüne çıkarmasına zemin hazırlıyormuş. Bunu öğrendim son günlerde. Öykücünün omuzlarında yüklü duran ağırlıklarının bir kısmının farkına vardım belki de. Öykünün kendine dair bir varoluş çabası var. Var oluş çabasından çok insanı anlamaya ve anlamlandırma yetisinin farklı bir taşıyıcısı haline gelmiş.

Aykut Ertuğrul, İki Dünyanın Ustası, İz Yayıncılık

Hatice Kübra Karadeniz

Güncelleme Tarihi: 28 Kasım 2018, 18:22
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20