Ezanı Arapça okuyabilmek için deli raporu almışlar

Hasan Hüseyin Ceylan, Dünya Bizim Kitaplığı’ndan çıkan “Tanrı Uludur’dan Allahu Ekber’e Giden Yol” isimli kitabında Arapça ezan yasağının karanlıkta kalmış yönlerine ışık tutuyor. Sibel Dumanlı yazdı.

Ezanı Arapça okuyabilmek için deli raporu almışlar

14 asır boyunca bütün müminlerin ortak sesi, sembolü olan ezan-ı Muhammedi’nin ülkemizde Arapça okunması 1932-1950 yılları arasında yasaklanmıştır. Bu sebeple Türkiye’de ezan tam 18 yıl Türkçe okunmuştur.

Hasan Hüseyin Ceylan, “Tanrı Uludur’dan Allahu Ekber’e Giden Yol” isimli kitabında bu zorlu süreci alanın önemli kaynakları, arşiv belgeleri ve gazetelerden faydalanarak kaleme almış. Kitapta ayrıca süreci yaşayan kişilerle yapılmış söyleşilere de yer veriliyor. Arapça ezan yasağına dair ciddi bir alan araştırması kıymeti taşıyan bu söyleşiler sürecin bilinmeyen karanlık yönlerine ışık tutuyor.

Kitap öncelikli olarak sürecin kronolojik iskeletini veriyor bize. Ardından bu uygulamanın ardındaki zihni kodlara dair açıklamalar geliyor. Sonrasında da yasak döneminde yaşanan ilginç olaylar ele alınıyor ve şahitlerin hatıralarına yer veriliyor. İsterseniz biz de aynı planı takip edelim.

Laik Cumhuriyet’in dine cephe alması ve onu yeniden şekillendirme çabası en bariz şekilde 1925’te uygulamaya konulan Şapka ve Kıyafet Kanunuyla kendisini gösterir. Bunu 5 gün sonra tekke ve zaviyerlerin kapatılmasına yönelik çıkartılan yasa takip eder. 1926’da Mecelle’nin kaldırılması, 1928’de gerçekleşen alfabe değişimini “Türkçe ibadet” projesi uygulamaları takip eder. Kur’an’ı Türkçe okumak, namazı Türkçe kılmak, Türkçe kamet ve tabii Türkçe ezan…

1932 yılı Ramazan’ında Kadir gecesi, büyük bir organizasyon neticesinde Ayasofya Camii’ndeki Türkçe ibadetlerle yad edilir. 4 Şubat 1932 tarihli Cumhuriyet gazetesine göre o gece, Ayasofya'da 40 bin kişi teravih namazı kılmış, 30 bin kişi de cami dışında kalmıştır.

Türkçe ibadet uygulamaları Ramazan sonrasında daha da hız kazanır. 18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı genelgeyle Arapça ezan okunması yasaklanır. Bu yasak 1941 yılına kadar sıkı bir şekilde uygulanır. Ancak -özellikle 1938’de Atatürk’ün ölümünden sonra- taşrada yasağın sıkça delinmesi yüzünden yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulur. Çıkarılan bu yeni yasayla “Arapça ezan okuyanların cezanladırılması”na başlanır.

Yasak sadece ezanı sınırlandırmıyordu elbette. Cumhurbaşkanlığı Arşivi’ndeki belgelere göre “Arapça kamet”, “çocuklara Kur’an okumayı öğretmek”, “âyin yapmak” gibi uygulamalar da bu süreçte “suç” kabul ediliyordu.

Ezancılar grubunun ortaya çıkışı

“Kanun Korkusu”nun “Allah Korkusu”nun önüne geçtiği böyle bir ortamda ülke genelinde kendilerini Arapça ezan okumaya adayan cengâverler tezahür eder. Yönetimin “Ezan Grupları” olarak isimlendirdiği bu gözü kara müminler, kendilerini “Ezancılar” olarak tanımlıyorlardı. 1946’dan itibaren Ankara, Çorum, Yozgat, Bursa, Eskişehir, Erzincan, Rize ve Erzurum gibi şehirlerde ezanı “Tanrı uludur” yerine “Allahu Ekber” lafızlarıyla okuyan bu ezan korsanları Tep Parti yönetiminin epeyce canını sıkmıştı.

Ezan-ı Muhammediye yıllarca hasret kalan Anadolu şehir ve köylerinde gittikçe yaygınlaşan bu korsan gösteriler, yasakların daha sıkı uygulanmasına yol açtı. Arapça ezan okuyanlar yakalanarak cezalandırıldı. Ancak ne yasak ne de ağır cezalar Ezan Gruplarını yıldırabilmişti. Hatta içlerinden ezanı Arapça okuyabilmek için deli raporu alanlar da vardı.

Özellikle Cuma günleri şehrin tüm camilerden okudukları Arapça ezanlarla dikkatleri üzerine çeken bu grubun en büyük eylemi 4 Şubat 1949’da gerçekleşmişti. Hem de TBMM’de. Hem de Arapça ezan yasağının 17. yıl dönümü için yapılan kutlamalar sırasında…

Osman Yaz ve Muhiddin Ertuğrul adındaki iki kişi her türlü cezayı göze alarak Cuma günü TBMM’de gerçekleşen kutlamalar sırasında yüksek sesle ezan okuyarak damga vurdular. Böylece “Ezan Grupları” da tarihe geçti.

14 Mayıs 1950 Demokrat Parti iktidara geldiğinde bu ezan delileri yine yurt sathında mitingler organize ederek hükümetten Arapça Ezan isteğinde bulundular. Nihayet tüm fedakarlıklar, çabalar sonuç verdi ve 16 Haziran 1950 tarihinde ezan yasağı kaldırıldı.

Ve Türkiye’nin her yerinde ezan en gür sadalarla yine Arapça yükseldi semaya.

Sibel Dumanlı

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2020, 23:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26