Evliya Çelebi ile Seyahate Çıkıyoruz

Sultan Polat, kahramanı Evliya Çelebi olan bir maceraya davet ediyor hepimizi. Seyahatle birlikte soluk kesen bir maceraya da hazır olun. Sultan Polat’ın Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı adlı romanı hakkında Mustafa uçurum yazdı.

Evliya Çelebi ile Seyahate Çıkıyoruz

Tarihi roman yazmak bir yazar için heyecan verici olduğu kadar hassas dengeleri ustaca gözetmek gerektiği için de bir o kadar yorucudur. Çünkü yazarın elinde gerçeklerle birlikte kurgular birleşir ve yazar bu iki olguyu birleştirmedeki ustalığı kadar kabul görür. Kurgusal bir metin okuduğunun farkında olsa da okuyucu gerçeklerin çok da fazla yıpratılmasını istemez. Nihayetinde okuduğu metin tarihin bir dönemine ait bir kesit sunmaktadır.

Sultan Polat, tarihi romanları ile tanınan bir yazar. Tarihi yazmayı ve yaşamayı seven bir yazarla karşı karşıyayız. Yani Sultan Polat’ın tarihle olan bağı sadece yazarlık bağlamında kalmıyor. Hayatının her anını tarihle donatan bir yazar aynı zamanda.

Sadece romanları ile değil TRT Çocuk’un ilgiyle izlenen Kayıp Madalyon dizisinin senaryosu ve birçok tarih konulu belgeselin de metin yazarlığını yapmış kendisi.

Kapı Yayınları arasından çıkan Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı bir serinin ilk romanı. Yazar bizleri uzun soluklu bir yolculuğa davet ediyor. Serinin diğer romanları da bize gösteriyor ki ruhunda Evliya Çelebi’den zenginlikler barındıran bir yazar Polat.

430 sayfalık bir roman var karşımızda. Bir tarihi roman için makul sayılacak bir hacim bu. Romanı elinize aldığınızda içinizdeki sürüklenme hissine dur diyemiyorsunuz. Bir solukta okunacak kitaplar listenize bu kitabı da rahatlıkla kaydedebilirsiniz.

Evliya Çelebi yola düşüyor

17. yüzyıl Osmanlısı her şeyiyle karşımızda. Sultan IV. Murad ve sarayın çevresindeki isimlerin yanında Evliya Çelebi daha ilk sayfadan itibaren yalnız bırakmıyor bizi. Gerçekle kurgu iç içe. Olayların akışına kapılınca kendinizi 17. yüzyıl İstanbul’unda ve Ortadoğu’sunda gibi hissediyorsunuz.

Romanda anlatılan maceranın başlama vuruşunu Sultan IV. Murad yapıyor. Evliya Çelebi’ye verdiği görev aslında romanın konusunun da temelini oluşturuyor. “Duydum ki İstanbul’u gezer, gördüklerini yazarmışsın. Bu vazife çok daha uzaklara gitmene vesile olacak. Yine gezip gördüklerini yazacaksın. Ama aslında benim için bir şey arayacaksın.

Böylelikle başlıyor Evliya Çelebi’nin yol arkadaşı Sancar Bey ile yolculukları. Seyahatname adlı esere aşina olanlar görecektir ki Evliya Çelebi’nin anlattığı birçok mekân Sultan Polat’ın anlatımıyla konuk oluyor bize. Bunu Evliya Çelebi de sık sık vurguluyor kitapta.

Seyahatnamemde ‘Deniz kıyısında Sakaltutan Beli gibi bir bel vardır. Neuzubillah… Gece ve gündüz haramileri eksik değildir. Halep’in haramilerinin yeridir. Gayet ihtiyatlı davranmalıdır.’ diye anlattığım yer işte burasıdır.

Evliya Çelebi’nin bir görevi ahit sandığını bulmakla birlikte diğer görevi de gezip gördüğü yerler hakkında seyahatnamesine notlar düşmekti. Bunun bir sebebi de padişah tarafından verilen gizli görevlerini bu gezgin kimliği ile örtmekti.

Bu Halep’e ilk gelişim. Sokaklar daima sulanıp çarşı serin olur. Çöpçüler durmadan sokakları temizleyip çöplerini hamamlara atarlar. Dört yüz bin nüfus olduğu sicilde yazılıdır. Burada Arap, Kürt ve Türkmenler otururlar. Bütün halkı zevk ehlidir…. Yazmayı bırakıp kahvemden bir yudum aldım.”

İstanbul’da başlar yolculuk ve Bursa, Antakya, Halep, Bağdat, Malta, Babil, Şam… derken yazar bize bin bir gece masalları gibi bir yolculuk sunuyor.

Yolcuların yoldaşları

Evliya Çelebi ve Sancar Bey üzerlerine aldıkları görevi yerine getirirken geçmişten ve yaşadıkları dönemlerden birçok kişi de yollarına çıkıyor, görevlerini yerine getirmeleri için onlara rehberlik ediyor. Kişiler değil sadece efsaneler de eşlik ediyor bizlere. Bütün bunlar da bu maceralı yolculuğu daha renkli hale getiriyor.

Hz. Süleyman’ın sarayını yaptırırken yaşananlar, Sultan Selim Han’ın gönderdiği çok gizli işaret, Selahaddin Eyyübî’nin Kudüs sevdası ve daha birçok kişi ve anlatı var kitapta. Sultan Selim Han’ın Mısır seferinde yaşananlar da kitapta bir efsane eşliğinde yer buluyor. Bu kez karşımıza Muhyiddin Arabi çıkıyor.

Evliya Çelebi ve Sancar Bey padişahın kendilerine verdiği görev için düştükleri yolda öyle zamanlar geçiriyorlar ki kendimizi masal diyarının yolcusu gibi hissediyoruz. Bunda elbette yazarın konuya hâkimiyeti yatıyor. Verilen görev yerine getirildi mi, İstanbul dönüşü yolcularımızı nasıl bir İstanbul bekliyordu gibi soruların cevabı elbette kitapta.

Yollar, yoldaşlar derken özellikle tarihi roman severlerin büyük bir heyecanla okuyacakları bu roman okuyucularını bekliyor. Eminim ki roman biter bitmez serinin diğer romanlarını da okunmak isteyecek okuyucular. Çünkü bizim zenginliğimiz öyle birkaç küçük masala sığmayacak kadar uçsuz bucaksız bir dünya. Sultan Polat okuyucunun kalbine dokunmasını iyi bilen bir yazar. Tarihten aldığı efsunlu cümlelerini okuyucuların hayal dünyalarına serpmeyi çok iyi biliyor. Evliya Çelebi ve Ahit Sandığı da bunun kapısını aralayan bir anahtar olarak okuyucularını bekliyor.

 

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2018, 13:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER