banner17

Eve dön kalbine dön şarkıya dön

Üstad Sezai Karakoç'un Makamda adlı enfes eserinde farklı bir şeyler var..

Eve dön kalbine dön şarkıya dön

Öyle zamanlar olur ki insanın kalbi gaflet perdesiyle örtülür. Orada her yer karanlıktır artık. Bu mutlak nihilizm bataklığından kurtulmak ister kalb, ama bir çıkış kapısı göremez etrafta. Ve huzursuzluk nöbetleri içinde geçirilir günler. Ruhta neşveye vesile olması beklenen lezzetler bile bu kasvetli havayı dağıtamaz. Yani ki, yapılan iyiliğin feyzinden bile istifade edilemez artık.  Makamda Sezai Karakoç

İmtihanın böylesi de var! 

Bu nasıl bir imtihan böyle, inanın bilmiyorum. Kalbde ma’rifet nuru olsa tüm acılar şeker şerbet gibi gelecekken kasvetle dolan kalbde rahat döşekler, en güzel helal rızıklar bile azap gibidir. Biliyoruz, Hazreti Ebubekr’in imanına sahip olamayız. Yine biliyoruz ki Ahirzamandayız. Yani, insanların şirazeden çıkmışçasına tuğyana kapıldığı bir devirde.  

Makamda 

Kendimizi toplumdan yalıtmamız imkansız gibi görünüyor ama, bu topluma benzersek de kalbimizi koruyamayacağımızı anlıyoruz. Öyleyse ne yapabiliriz? Kesin bir çözüm önerim yok. Ancak, kalbden kasveti uzaklaştırmaya yardımcı olabilecek bir eser var şimdi elimde. İsmi Makamda.  

%100 iman 

Sezai Karakoç üstadın muazzam bir eseri bu. Yaklaşık 90 sayfa hacminde. Ama som imanın verdiği güçle yazılmış olduğu besbelli. Bundan yıllar önce bir Alim de %100 iman kesilmişti de insanları imanı kurtarmaya çağırıyordu. Sezai Karakoç üstadın da o misyonu devam ettirebilecek bir akla ve kalbe sahip olduğu apaçık. %100 iman kesilebilmek. Evet, mesele tam da bu. Allah’ın zikriyle tatmin olan bir gönle kim korku salabilir artık? “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır” diyebilen biri, imanın ve yakinin nurlarıyla aydınlanmış olan yüreğiyle kimden çekinir ki?  

Ürperiş yazısında ne neşveler var!

İsmi Makamda olan ve Makam’da yazılan bu kutlu eseri okumak heyecan vericiydi. Kasvetin ve gafletin dağılışını izlemek öylesine güzeldi ki. Coşku, vecd ve ürperiş… Ah, o ürperiş yok mu… Kitabın sonlarındaki Ürperiş başlıklı yazıyı kastediyorum. O, yazıda kâğıt ve mürekkepten başka bir şeyler vardı. Sanki imanın cisimleşmiş haliydi. Bundan ilerisi de kelimeden ve cümleden kurtulmanın yeriydi. Orada ise dile gelmeyecek neşveler saklıydı.  

Tecdid-i İmana gerek yok mu?

Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem “Elbisenin eskidiği gibi iman da kalp de eskir. İmanınızı yenileyiniz” buyuruyor. Biz de Makamda gibi imana ve hakiki akla davet eden eserlerden faydalanarak imanımızı yenileyebiliriz.

Zikr ve İtmi’nan  

Bugün teknokratlar, teologlar, çeşitli bürokratlar, kompradorlar, politikacılar hayatımıza yön vermeye çalışıyor olabilir. Kalblerimizi köreltip bizi kendi sistemlerine uşak yapmaya çalışmaları da söz konusu edilebilir. Ama biz yine de kalbimize dönüp oradaki ma’rifet nurunu zikirle besleyebiliriz. Unutmayalım, kalbler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur. Her türlü manevi felaketin kök saldığı bir tuğyan ve isyan zamanında kalbine dönen adam en akıllıca işi yapmıştır. Ve kalbe dönmenin mükâfatını itmi’nan ile almıştır. Bu itmi’nan ise hiçbir mahlûk tarafından onun elinden alınamaz.  

Bediüzzaman Said NursiNefs-i Mutmainne kimde var?

Zahiren kazanıyor olsalar da asıl kaybedenler ortama uyanlardır diyebiliriz. Çünkü tatmin hissini bu dünyanın dışsal faktörlerinde aramışlar ve kimi zaman bulmuşlar, kimi zaman da bulamamışlardır. Oysa Allah’ın Hak vaadine kulak ve gönül verip o çağrıya koşanlar gönüllerindeki iştiyakla iki âlemi de bütüncül olarak okumuş ve “dünya için hiç ölmeyecekmiş gibi, ahiret için yarın ölecekmiş gibi” çalışmanın huzuruna ermişlerdir. Aynı zamanda aradıkları tatmini zikirde bulmak da mücahede esnasında kendilerine verilen bir ödül olmuştur.  

Mecnunlara Leyla gerek 

Üstad Bediüzzaman, “bir insan, hakiki imanı kazanmış ise, tüm dünyaya meydan okuyabilir” diyor. Karakoç üstadın da söyledikleri, mealen bu minvalde. Şimdi ise o Makam’a çıkıp yine ürpermek gerek. Kur’an tilavetleriyle kalbi dalgalandırmak gerek. İşlediğimiz günahları düşünüp, ağlayarak secdeye kapanmak gerek… Keşke yapabilsek…  
 
 

Melih Koşucu, Sezai Karakoç Üstada dua ederek yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 12:22
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kameray
kameray - 8 yıl Önce

Sezai Karakoç güzel yazmış ama sizde kitabı cok güzel tahlil etmişsiniz ...

en kısa zamanda kalplerin tekrar dirilmesi duası ile ...

Amin...

...
... - 8 yıl Önce

"asıl kaybedenler ortama uyanlardır" demişsin. Peki ortada kalanlar ne olacak asıl trajediyi yaşayan o insanlar yani bizz !!! Galiba bize çok çok tövbe gerek, halis bir tövbe...

...
... - 8 yıl Önce

üstadım benim
sen hep yazsan bizde okusak pataklanıp susmuş çocuklar gibi düşünsek köşemizde halimizi iç çeke çeke...
popüler olanın revaçta olduğu görüntü çağında sen, nuri üstadım ne güzel görünmez adamlar oldunuz ne güzel göründünüz oysa davanızla sözlerinizle...Ne çok vardınız ve ne çok hasret kaldık size...

banner8

banner19

banner20