Etrafı dağlık ortası bağlık bilgeler yurdu Erzincan’dan çocuklar için hikâyeler

Geçtiğimiz günlerde H Yayınları’ndan çıkan ve Harun Sarıgül’ün yazıp Melike Bağcı’nın resimlediği "Erzincan Bilgeleri" çocuklara beş gönül erinin hikâyesini anlatıyor. Büşra Ünal yazdı.

Etrafı dağlık ortası bağlık bilgeler yurdu Erzincan’dan çocuklar için hikâyeler

Sosyal medyada zaman zaman çocuk kitapları üzerine çıkan sarsıcı haber ve görüntülere hepimiz şahit oluyoruz. Hem cinsellik hem de şiddet bağlamında pornografik sayılacak derecede yüksek gerilimli bu kitaplar çocuklara ne okuttuğumuzu bilhassa çevresinde küçükleri olan herkese sorgulatmış, tedirginlikler yaşatmıştır. Şahsım adına ben de yeğenime alacağım kitaplara önce hızla göz atar, uygun görürsem alıp okuturum. Bu tanıtım yazısında alıp güvenle okutabildiğim bir çocuk kitabından bahsedeceğim, Erzincan Bilgeleri’nden…

Geçtiğimiz günlerde H Yayınları’ndan çıkan ve Harun Sarıgül’ün yazıp Melike Bağcı’nın resimlediği Erzincan Bilgeleri toplamda beş gönül erinin hikâyesini anlatıyor: Pir Mehmet, Pir Ahmet, Pir Fethi, Salih Baba ve Terzi Baba.

Pir Mehmet, Erzincan’da doğup büyür ve rüya yoluyla tanıdığı Yahya Şirvani’ye intisap edip Şirvan’da eğitim almaya başlar. Aldığı eğitimin ardından hocasının isteğiyle memleketine geri dönerek bir mescit inşa eder ve öğrendiklerini burada öğrencilerine aktarmaya başlar. Çeşitli gönül eğitimleri verirken mucize kabilinden bazı sırları da aşikâr olur. Feraset sahibi olan Pir Mehmet, iki Türk-İslam devleti arasında gerçekleşen Otlukbeli Savaşı’nın da önüne geçmeye çalışır. Bunu sağlayamasa da savaş sonrası barışın tesis edilmesinde etkili olur. En nihayetinde bulunduğu bölgenin depremde harap olmaması için kendisine sadık yedi talebesiyle birlikte gönüllü olarak ölüme gider. Çok çok sonraları Pir mezar taşını yıkan bir Safevi komutanı mezarlığın yanından ayrılır ayrılmaz atının ayağının kırılması üzerine düşüp ölecektir.

Fatih Sultan Mehmet’e gönderilen elçi

Pir Ahmet de Pir Mehmet’in yetiştirdiği talebelerden biridir. Daha küçük bir çocukken Kur’an’ı ezberlemiştir. Tüccar bir aileye mensup olan Pir Ahmet kendisine kalan mirasla rüyasında gördüğü üç bölgeye cami yaptırır. Otlukbeli Savaşı’nın ardından Pir Mehmet Dede onu barış imzalanması için Fatih Sultan Mehmet’e gönderir. Barış tesis edilir fakat bir süre sonra yeniden anlaşmazlıklar çıkar. Pir Ahmet bir kez daha Fatih Sultan Mehmet’e gönderilir. Fatih Sultan Mehmet ikinci kez aynı kişinin gönderilmiş olmasını biraz yadırgar ve içinden başka adam yok muydu diye geçirir. Bunun üzerine Pir Ahmet içinden geçenleri duymuşçasına oraya iki Müslüman devletin arasında kan dökülmemesi için geldiğini izah eder. Şaşıran padişah onun ne kadar büyük biri olduğunu anlar ve bir süre İstanbul’da kalmasını isteyerek Ayasofya’da sohbetler verdirir. Sonrasında Pir Ahmet Erzincan’a geri döner.

Pir Fethi de küçük yaşta hafız olmuş ve yirmili yaşlara geldiğinde içindeki öğrenme sevdasıyla ailesinden izin alarak yola düşmüştür. Horasan’da Molla Cami’den ders aldıktan sonra memleketine geri dönüp öğrenci yetiştirmeye başlar. Fakat yolunu aydınlatacak bilgeyi henüz bulabilmiş değildir. Bir gün çarşıda gezerken hiç tanımadığı Pir Mehmet’i görür ve çok heyecanlanıp aradığı kişinin o olup olmadığını düşünmeye başlar. Bu sırada Pir Mehmet de ona yaklaşarak “Arayan bulur evladım! Biz de seni bekliyorduk. Hoş geldin Fethi” der. Bu vakitten sonra Pir Mehmet’e intisap eder ve kırk günlük bir eğitimin ardından onun himayesinde öğrenmeye ve öğretmeye devam eder, Pir Fethi olarak anılmaya başlanır. Pir Fethi de çeşitli mucizeler göstererek sırlar açığa çıkarmış bir gönül eridir.

Usta bir zanaatkâr

Kitaptaki bir diğer isim de Salih Baba’dır. Salih Baba usta bir zanaatkârdır. Yıllarca çilingir ustalığı yaptıktan sonra elli yaşında tüfek tamiri ve bıçak üretmekle uğraşır. Pir Sami dedenin dükkânına uğraması ve paslı bir demirden bıçak istemesinin ardından önce ihtimal vermese de paslı demirden güzel bıçakların da çıkabileceğini görüp ders alır. Gönül eri olmak için geç olmadığını fark edip Pir Sami’ye intisap eder. Sohbetlere katılır ve her seferinde bir köşede içli içli ağlar. Pir Sami Efendi, bir gün öğrencileriyle otururken içlerinden birinin, keşke bizim de sohbet meclisimizde Yunus gibi, Mısrî gibi şairler olsa da dinlesek, demesinin ardından bizim Salih de söyler der. Bunun üzerine o vakte kadar hep susan Salih Baba durup dinlenmeksizin tam kırk gün boyunca şiirler okur. Pir Sami Efendi’nin tamam demesi ardından da bir daha şiir söylemez olur. Fakat şiirleri mecliste bulunanlarca yazılır ve dilden dile aktarılır.

Asıl adı Ahmet Vehbi olan Terzi Baba ise her gün işine giden, kimsenin hakkını yemeyen, işini iyi yapan ve dilinden Allah lafzını düşürmeyen bir başka zanaatkârdır. Düşkün durumdaki bir yolcunun elbisesini yeni gibi tamir edip ücretini almadığı gün yolcu, Terzi Baba’nın bilgeler kervanına katılması için dualar eder. O günden sonra Terzi Baba durgunlaşır, içinde değişik bir şeylerin hasretini duymaya başlar. Onun bu halini mana âleminde hisseden Irak’taki Bağdatlı Hâlid adındaki gönül eri, öğrencisi Abdullah Mekkî’yi Erzincan’a gönderir. Birbirlerini hiç görmemiş olan bu iki gönül eri camide karşılaştıklarında Abdullah Mekkî, nerede kaldın Ahmet Vehbi, diyerek ona sarılır. Tanışık imişler gibi muhabbetleri başlar. Onun dünya sevgisinden sıyrılmış bir gönül eri olduğundan emin olan Abdullah Mekkî, manevi emanetini teslim ettikten sonra Irak topraklarına geri döner. Terzi Baba da o günden sonra şiirler okumaya, nasihatler etmeye başlayarak Erzincan bilgelerinden biri hâline gelir.

Çocuklar için örnek hayatlar

Öykülerini kısaca özetlediğim bu beş gönül eri, bahsi geçen kitapta sarih bir üslupla ve çocuklara hitap edecek şekilde kaleme alınmıştır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri Anadolu irfanının güzide örneklerini çocuklara tanıtması iken, bir diğeri de hak dostlarının hem maddi hem manevi özelliklerini birlikte anlatmasıdır. Kitapta klasik alp-eren geleneğimizdeki bir yandan bizatihi çalışarak maişetini sağlayan bir yandan da gönül eğitimlerine devam eden büyüklerimizle tanışıyoruz. Anlatılan bilgelerin hiçbiri inzivaya çekilmemiş, hayatın içinde var olan kişilerdir. Günümüzdeki dünyadan soyutlanmış din adamı algısından uzak, gerçek mümin örnekleridirler. Beş hikâyenin her biri kaynaklardan derlenerek aktarılmıştır ve gerçek kişilere dayanırlar. Birbirinden güzel bu beş gerçek hikâyede her sayfaya çocukların dikkatini çekecek hoş çizimler de eklenmiş durumda. Hikâyelerle birlikte resimler de ayrı bir tebriki hak ediyor.

Dünya edebiyatındaki değerli çocuk hikâyelerinin yanı sıra kendi kültür iklimimizin güzide örneklerini de çocuklarımıza tanıtmak isteyen herkesin gönül rahatlığıyla alabileceği bu kitaba bol okurlar diliyorum. Bilgelerimizin devamının seri halinde geleceğini de ilgilileri için buradan duyurmak isterim.

Yayın Tarihi: 14 Ekim 2019 Pazartesi 12:00 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2019, 17:17
banner25
YORUM EKLE

banner26