Eski sesle yeni şiirler yazıyor Sümeyye Şeker

Şiirlerini uzun zamandır dergilerden okuduğumuz Sümeyye Şeker’in ilk şiir kitabı Bekleyiş Vezinleri okurla buluştu. Serdar Arslan kitap hakkında yazdı.

Eski sesle yeni şiirler yazıyor Sümeyye Şeker

Sözü düştüğü yerden ancak şiir kaldırabilir. Şiirin görsel imajların bombardımanına karşı gardını alabilmesi, şiirin mekân bulabilmesi ile ancak mümkündür. Şiire mekân olacak dergiler ve zamanı geldiğinde bu şiirleri kitap olarak okura sunacak yayınevleri bu noktada hayati önem taşır. 300. sayısını geçtiğimiz ay yayımlayan Yedi İklim dergisi, bu noktada çok önemli bir görev ifa ediyor. Genç şairlerin şiirlerine dikkat kesilmenin yanında, genç şairlerin şiir kitaplarını da yayımlıyor.

Şiirlerini uzun zamandır dergilerden okuduğumuz Sümeyye Şeker’in ilk şiir kitabı Bekleyiş Vezinleri de Yedi İklim marifeti ile okurla buluştu.

okunur keder ayetleri”

26 şiirden müteşekkil kitapta yer alan şiirlerin hemen hepsi ortak bir duygudan neşet ediyor. Bize en çok yakışan duygu olan hüzünden. Bütün kadınların hüznü biraz Meryem hüznüdür. Sümeyye Şeker de bu hüzün mirasını taşıyanlardan. Onun şiirine sinmiş bu duyguyu, daha önce Gonca Özmen ve Dilek Kartal şiirinde de görmüştük. Fakat Sümeyye Şeker’in hüzne olan teması daha doğrudan ve baskın. Şiirlerin hemen hepsinin merkezinde şairin kendi imgesi ile hüznün teması var.

Setret şimdi ey ruhum seyret/ mazidir/ Belkıs’ın ırmağa dönüşen etekleri”

Sümeyye Şeker şiirinin zamanı, hem şiirlerin içeriği hem de biçimi açısından bugünden farklı bir zaman dilimi. Şiirlerin büyük çoğunluğunun aklın marifeti ile yazıldığı günümüzün aksine Sümeyye Şeker, sözü kalbe veriyor. Kaderi yazanın şiir olduğuna kanaat getirmiş bir şair için oldukça tutarlı bir tavır bu. Kalbî olanı duymak ve duyurmak bugünden eski bir zaman diliminin tavrıydı. Bu tavrı bugün benimseyen bir genç şair, kendisini demode bir şiir yazıyor olma riski ile de karşı karşıya bırakmış oluyor. Aslına bakılırsa Sümeyye Şeker’in bu konuda rahat olduğu, bu riski çok da önemsemediği söylenebilir. Zira kelime seçimi de ben bugünde değilim dedirtecek türden: Vehim, melal, yara, kuyu, fecir, kühn, mehcur, telvin… Yine biçimsel açıdan da bugün pek başvurulmayan söyleme biçimlerini kullanıyor: karyağdıkaryağdıkaryağdı, serinle/ten, b/aktığı, -yı(kı)lma…

ağzınız konuşmayı bilmeyen kuraklıktı/ yeşerttim”

Sümeyye Şeker, hem bariz olarak taşımış olduğu hüzün hem seçtiği kelimeler hem de kelimeleri kullanım biçimi ile yürüdüğü yolun daha önce yürünmüş bir yol olduğunu ilan ediyor. Gelenekle bağını böylesine aşikâr biçimde kuruyor. Bu kadar açık olmak aslına bakılırsa çok fazla tercih edilmeyen bir durum. Çünkü muğlâk alan sanatçı için zor durumlarda sığınabileceği bir limandır. Kendisine yönelecek eleştirileri püskürtmek için başvuracağı sığınaktır. Sümeyye Şeker’in şiirdeki tavrı böylesi bir mevziyi reddetmek anlamına geliyor aynı zamanda. Şiirini, bu yapısı ile saldırıya açık duruma getiriyor. Fakat şiirini saldırıya açık duruma getiren nedenler aynı zamanda şiirine kalkan da oluşturabilecek türden. Çünkü onun seçmiş olduğu bu yol, saf şiirin yanında olduğunu gösteriyor. Şiirini, modernlik eleştirileri ile, şiirin varlığına dâhil olmamış eğreti imgelerle kirletmeden ortaya koyuyor.

Sümeyye Şeker’in ilk kitabı ile girmiş olduğu bu zorlu ‘bekleyişinde’ kendisine muvaffakiyetler dileyerek has mısralarına kulak kabartalım:

Pencereler en az bir defa yorgunluktur.”,

çocuk gülüşlerinden bir sabahtım eskiden”,

Çünkü ceylan yazgısını gözlerinde taşır.”

Şiir neyime gerek diyorum sen yokken/ bir ağıt yaksın dünya sonra sussun”

Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar”

Serdar Arslan yazdı

Yayın Tarihi: 01 Nisan 2015 Çarşamba 11:18 Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2018, 11:19
banner25
YORUM EKLE

banner26