Eleştirmenin yeri yurdu olmuyor pek!

Bahtiyar Aslan, eleştiri yazılarını ‘Günebakan’da topladı..

Eleştirmenin yeri yurdu olmuyor pek!

Son 20 yıl içerisinde Müslüman edebiyatçılar, muhtelif dergiler çıkardılar, yetiştiricilikleriyle çoğaldılar, şiir ve öykü kitapları yayımladılar; böylece biz, bizden iyi metinler okumaya başladık.

“Müslümanlar, sanat yapabilir mi? Hayır!” kör soru ve topal cevaplarını şu şekilde tedavi ettik: “Ateistler, sanat yapabilir mi? Hayır!” Açığımız eleştiriydi. Dergilerde biriken eleştiri yazıları, bugünlerde yavaş yavaş kitaplaşır oldu; Bahtiyar Aslan da Kesit Yayınları’ndan çıkan Günebakan (Yeni Türk Edebiyatı Değerlendirmeleri) adlı eseriyle eleştirimize katkıda bulunuyor.Bahtiyar Aslan

Sadece eleştiriye yoğunlaşan eleştirmenlerimiz neden yok?

Son yıllarda genel anlamıyla edebiyatımızda müstakil eleştirmen çıktığı söylenemez. Müstakilden kastım, edebiyatın diğer türleriyle iştigal etmemek. Şiir, öykü veya roman gibi sanatlarla meşgul olan biri,  yazmaya yoğun vakit ayırdığı için, eleştirmenden beklenen çok yönlü kültürel birikime erişemeyebilir. Lakin eleştirmen yokluğu nedeniyle Bahtiyar Aslan gibi şair- öykücüler, edebiyatımızı ayrık otlarından kurtarabilmek, gelecek nesillere şeffaf bir geçmiş bırakabilmek için, eleştiriye de kollarını sıvamışlardır. Bu gayreti, sanatkârın bir fedakârlığı olarak görüyorum ben.

Bahtiyar Aslan, akademisyenliğinden gelen teknik bilgi ve birikimi, şair ve öykücülüğünün sıcaklığıyla birleştirerek okuru gayet nitelikli eleştirileriyle dürtüyor, uyandırmaya çalışıyor. Hepimizin bildiği, haklarında konferans, panel ve sempozyumlar düzenlenmiş, türlü yazılarla dört bir yandan tüketilmiş sanatkârlar hakkında dahi yeni şeyler söyleyebilmesi, onun günü iyi takip etmesi ve irdelemesiyle ilgili. Söze zaman tanımak lazım, çünkü: Yeni söz, gelen yeni günle söylenir.

Klişeleşmiş, klişeleşerek kabuk bağlamış yanlışlıkları da hedef alıyor Bahtiyar Aslan

Günebakan’ı okurken zihnim şu cümleyi mırıldandı: Bahtiyar Aslan, Sezai Karakoç’u iyi özümsemiş. Kitabın sırf bu özümsemeden doğduğunu söylemek istemiyorum, elbette çok yönlü okumanın neticesidir tüm bu yazılar. Klişeleşmiş, klişeleşerek kabuk bağlamış yanlışlıkları da hedef alan Bahtiyar Aslan, çeteleşmeler neslinden olmasına rağmen, şaşırtıcı bir şekilde tarafsız kalmayı başarmış. Bu kitabı okuduğunuzda Bahtiyar Aslan’ı sağ-sol, muhafazakâr-İslamcı gibi bir klikleşmenin içerisine sokamazsınız. Elbette onun durduğu bir yer var, ama eleştiride değil sanatta. Çünkü eleştiride yersiz yurtsuzsunuzdur, durduğunuz bir yer yoktur; sanatsa sizin evinizdir, muhakkak cepheniz olacaktır.

Keşke her bir edebî tür üzerine yazılarını farklı kitaplarda toplasaydı

Bahtiyar AslanGünebakan’ın ilk 29 sayfası, Bahtiyar Aslan’ın şiire bakışını derli toplu bir biçimde ortaya koyuyor. Onun poetikası olarak da okunabilecek bu metinler, keşke daha fazla olsaydı, fakat şiir hakkında yeni şeyler konuşmak da kolay değil. Şairlerin yanı sıra, kitabın ilerleyen sayfalarında öykücü, romancılar hakkında yazılar var.

Keşke dedim, yine bu kitabı okurken, şiir, öykü ve roman yazılarını tek kitap çatısı altında toplamasaydı Bahtiyar Aslan. Çünkü dergilerden biliyorum, bu kitapta yer almamış birçok yazısı bulunmakta onun, üstelik ayrı ayrı kitaplar ortaya koyabilecek birikime de sahip. Ayrıca şiirin, öykü ve romanın okurları farklı farklıdır. Bahtiyar Aslan veya yayımcısı, bu ayrıntıyı atlamamalılardı. Nitekim edebiyat dergileri; şiir, öykü, eleştiri diye farklı bağlamlarda çıkıyor son zamanda. Eskisi gibi türler arası bir kaynaşmadan söz edemiyoruz artık. Yayınevleri, bunun farkında olmalılar.

Her şeyden önemlisi, şu post-modern karmaşada ne dediğini biliyor Bahtiyar Aslan, meramını eğip bükmeden muhatabına anlatıyor.

Zafer Acar yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 09:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13