Eleştirmen eksikliğini gördü, onu teşvik etti

Âlim Kahraman, Cahit Zarifoğlu’yla ilgili anılarını ve ondan gelen mektupları 'Cahit Zarifoğlu’yla Yedi Yıl' adlı kitabında toplamış. Ömer Yalçınova yazdı.

Eleştirmen eksikliğini gördü, onu teşvik etti

https://www.ktpkitabevi.com/urun/cahit-zarifogluyla-yedi-yil-115350047Âlim Kahraman, Cahit Zarifoğlu’yla ilgili anılarını, ondan gelen mektupları Cahit Zarifoğlu’yla Yedi Yıl (2014, Büyüyen Ay y.) adlı kitabında toplamış. Kitaptaki Cahit Zarifoğlu’na ait mektuplar, onun “bütün eserleri” serisinden hem Mektuplar’a hem de Okuyucularla’ya dahil edilebilirdi. Fakat Âlim Kahraman böyle yapmamış, Zarifoğlu’yla ilgili anılarını da yazarak, hepsini isabetli bir seçimle tek kitap olarak yayımlamış. Çünkü mektuplarda geçen konularla, Âlim Kahraman’ın yazdığı anılar birbiriyle irtibatlı, iç içe geçmiş halde. Bu haliyle kitap, Zarifoğlu okuyucuları için bir okuma şölenine dönüşmüş.

Şölen diyoruz ama tabii kitabın bir de hüzün, acı, hasretlik yönleri var. Âlim Kahraman Zarifoğlu’ndan hasretle söz eder. O, Zarifoğlu’nu hem bir ağabey hem de bir arkadaş olarak görür. Anılarının birçok yerinde de bu durumu belirtir ve kendince izah etmeye çalışır. İzah etmeye çalışır, çünkü Zarifoğlu’nun kendine karşı yaklaşımını yadırgar. Öyle ya, o yıllarda Âlim Kahraman henüz genç bir yazar adayıdır. Zarifoğlu ise İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller gibi çok anlaşılmasa da değeri bir şekilde bilinmiş üç şiir, Yaşamak gibi çok tutulan bir deneme kitabını çıkarmış, Mavera dergisinin editörlerinden biridir. Buna rağmen Zarifoğlu genç Âlim Kahraman’a usta bir yazara yaklaşır gibi yaklaşmış, usta bir yazarın altından kalkabileceği görevler vermiştir. Âlim Kahraman bunu Zarifoğlu’nun gençlerle nasıl ilgilendiğini, insanlarla ilişkilerinde sergilediği örnek yaklaşımı, saygıyı ve kadirşinaslığı göstermek için anlatır. Zarifoğlu’nun bu yönlerini, yani onun Müslümanca, arkadaşça tutum, söz ve davranışlarını anlatırken, bazen sesi kırılır, hüzün, hasret ve acıyla yazmaya devam eder.

Âlim Kahraman’ın anılarında Zarifoğlu'yla karşılaşır, hasbihal ederiz

Tabii kitabın acı yönlerini asıl Âlim Kahraman’ın, Zarifoğlu’nun hastalığına, son günlerine dair yazdığı anılar, yaptığı gözlemler ve bunlar üzerine düşünceleri oluşturur. Orada işte Menziller veKorku ve Yakarış kitaplarının şairiyle daha yakından tanışma imkanı buluruz. Özellikle son iki şiir kitabını zikrettik, çünkü bizce bu kitaplar artık Zarifoğlu’nun gençlik heyecanlarını üzerinden atıp bilgece konuşmaya başladığı şiirlerinin toplamıdır. İlk iki kitabından daha değerli ve büyüktür demiyoruz. Onun her şiir kitabı değerli ve büyüktür. Fakat son iki şiir kitabında, dediğimiz gibi Zarifoğlu’nun sesine olgunluk gelir. Düşünceleri olgunlaşmıştır, insanlara daha açık seçik bir şekilde, hayatın neredeyse her alanından şiirler devşirmeye başlamıştır.

Rasim Özdenören’in söylediği gibi İşaret Çocukları bir arayışın kitabıdır. Fakat aradığını bulan şair, Menziller’de karşımıza çıkar. O neyi arıyordu? Rasim Özdenören’e göre şiiri, ilk kitabının ilk mısraında zaten bulmuştu. Onun aradığı; zorla Batılı bir ülke haline getirilmeye çalışılan Türkiye’de Müslüman olmaktı, Müslüman olarak yaşamaktı. Menziller, bu arayışın belli bir rotaya girdiği kitaptır. Zarifoğlu adeta ilk iki şiir kitabıyla şehrini arayan ve bu arayışın, yolculuk halinin şiirini yazan, son iki şiir kitabıyla ise bulduğu şehirden haber veren bir şairdir. Bu yüzden Menziller ve Korku ve Yakarış şairiyle Âlim Kahraman’ın anılarında karşılaşır, hasbihal edebiliriz.

Sadece Kahraman’a değil, bütün genç şair ve yazar adaylarına hitap etmiş

Âlim Kahraman, kendi hikaye, şiir ve yazılarıyla ilgili Zarifoğlu’nun Mavera’daki “Okuyucularla” köşesinde bir şey yazmadığını, onun yerine mektup göndermeyi tercih ettiğini söyler. Bu yüzden Zarifoğlu’nun Kahraman’a yazdığı mektuplar şiir, hikaye ve eleştiri yazılarıyla ilgili görüşleriyle doludur. Ve dikkat edilirse, genç bir yazara dönük yazıldıkları için, eğitici, öğretici ve yönlendirici özelliklere sahiptir. Yani sadeleştirilmiş, konuşma havasında dile getirilmiş fikirlerdir bunlar. O yüzden sadece Kahraman’a değil, bütün genç şair ve yazar adaylarına hitap eder.

Zarifoğlu’nun, Kahraman’ı hikaye eleştirisine yönlendirmesi ilginçtir. Çünkü Âlim Kahraman yanlış hatırlamıyorsam yazmaya şiir ve hikayeyle başlar. Bunların yanına Rasim Özdenören hikayesiyle ilgili kısa bir yazı da eklenmiştir. Zarifoğlu bunların içinden, onun eleştiri yazısını seçer ve onu sürekli eleştiri yazmaya, eleştiri alanında uzmanlaşmaya yöneltir. Zarifoğlu’nun teşvikleri etkileyicidir. Okuyucuya “keşke benim karşıma da böyle bir dergi editörü çıksaydı” dedirtecek kadar sevgiyle, kışkırtıcı cümleler kurar. İlginç olan, Zarifoğlu’nun önüne gelen metinlere kolayca nüfuz etmesi, onları anlaması, hızlıca değerlendirip karşısındaki genç muhatabına tavsiyelerde bulunmasıdır. Buna sanırım günümüzde çoğu editör cesaret edemez. Yani size şiir gönderen bir gence, kalkıp “sen şiir değil eleştiriyle uğraş” demek sağlam bir bilgi birikimi, doğru tespitlerde bulunma yeteneği, özgüven yüksekliği ve bunu korkusuzca, karşıdakini kırmayacak şekilde ifade etme cesareti gerektirir.

İslami edebiyat”ın eleştirmen eksikliğine binaen

Zarifoğlu’nun eleştiri yazmaya yöneltmesi, Âlim Kahraman’da gördüğü yetenekle izah edilemez sadece. Zarifoğlu, dönemini en iyi anlamış, yaşadığı dönem içinde nelerin eksik, nelerin fazla, gerekli veya gereksiz olduğunu teşhis etmiş biridir. Zarifoğlu’nun neye el atsa orada hemen bir hareketlenme ve bereketlenme olmasının sebebi belki de budur. Örneğin gençlerin yönlendirilmesi, onlara yazdıklarına dair bir şeyler söylenmesi ihtiyacına binaen, “Okuyucularla” köşesini açar ve bu köşe Mavera’nın neredeyse en çok beklenen, en çok mektup alan köşesi olur. Mavera’nın dış ülkelere dönük yayın yapması gerektiğini anlar ve bu yönde çalışmalar başlatır, oradaki Müslümanlarla yüksünmeden, sık aralıklarla mektuplaşır. Çocuklara kitap yazılması gerektiğini hisseder ve oturur, ardı ardına masal kitapları yazar, çevresindeki yazarları da bu yönde teşvik eder. Ve bu alanların hepsi de bir şekilde tutulur, ortamı hareketlendirir. Örneğin şimdilerde hangi edebiyat dergisinin gençlere dönük köşesi, bu kadar meşhur ve etkileyicidir? Sanki bu olay o döneme ait bir ihtiyaçtır. Ve çuvallar dolusu mektuplar gelir Mavera.

Aynı bunun gibi, sanki Zarifoğlu güçlenmekte, büyümekte olan “İslami edebiyat”ın eleştirmen eksikliğine binaen, Âlim Kahraman ve onun gibi belki daha birçok kişiyi eleştirmenlik konusuna yöneltir. Çünkü sağ-sol diye birbirinden ayrılan edebiyat çevreleri, örneğin Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt, Sezai Karakoç… gibi Müslüman yazarların ürünlerini sağlıklı bir şekilde değerlendiremezler, Türk edebiyatı içindeki konumlarını görüp gösteremezler. Bu yüzden “İslami edebiyat”, eleştirmenlerini de yetiştirmelidir.

Cahit Zarifoğlu’yla Yedi Yıl bir solukta okunan kitaplardan. Ama etkisi uzun süre geçmiyor.

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 15:36
YORUM EKLE

banner19