Ekolojinin de mutlulukla bir ilgisi olmalı

Prof. Dr. Mim Kemal Öke, 'Aşkın Ekolojisi' adını verdiği kitabıyla çevre-mimari ve teknoloji döngüsüne sıkıştırdığımız âlem algısını yeniden gözden geçirmemize vesile oluyor. Eyyüp Akyüz yazdı.

Ekolojinin de mutlulukla bir ilgisi olmalı

İnsan yaşadığı yere benzer/ O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer/ Suyunda yüzen balığa/ Toprağını iten çiçeğe/ Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine” Böyle diyordu Edip Cansever ‘Mendilimde Kan Sesleri’ şiirinde. Antropolog, sosyolog ve psikologların da sıklıkla bahsettiği konudur çevrenin insan ruhuna ve psikolojisine etkisi. Çevresel etkenler arasına iklimi de, mimariyi de dâhil edebiliriz.

İklim örneğinden ilerleyecek olursak, soğuk iklimlerde yaşayanların bariz bir şekilde soğuk, sıcak iklim insanlarının ise sıcakkanlı insanlar olduğuna işaret eder toplumbilimciler. Yine ikinci bir örnek olarak köyde doğayla iç içe yaşayan insanlarla, devasa şehirlerin apartman dairelerinde tıklım tıkış yaşayan insanların psikolojileri arasında büyük bir uçurum olduğu tespit edilmiştir. Peki, halet-i ruhiyemiz üzerinde bu kadar etkili bir unsur konumundaki çevremize ne kadar duyarlıyız? Onu güzelleştirmek, ruhumuzu güzelleştirmek anlamına geliyorken yeterince ilgileniyor muyuz çevremizle?

Hayatı ıskalıyoruz

Kuvvetle muhtemeldir ki insan, tarihin hiçbir evresinde kendisini bu denli çevresinden soyutlamamıştır. Çevresini ıskalayan âdemoğlu, hayatı da ıskalamaktadır bir anlamda ama farkında bile değildir. Modern mimari, insanı çok katlı taş yığınlarına hapsetmeye başlayalı beri klostrofobi, agorafobi gibi rahatsızlıklarımız artmaya başladı. Modernizm, hayatı teknik anlamda kolaylaştırırken pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Sahi, neler oluyor dünyada? Tıp sürekli gelişiyor, tıbbın kendisi geliştikçe hastalıklar da gelişiyor. Hayatın bizzat kendisi dışında her şeyin müşterisiyiz bugün. Dünya ATM-AVM mesafesinde bir mesai saati artık. İnsan tıpkı bir gıda gibi tükenen bir organizmaya dönüştü. Dünya da, insan da tükeniyor ama farkında bile değiliz.

Çözüm: 3A Denkliği

Güzelliklerin bir bir dünyamızı terk ettiği bir çağda yaşadığımızı söyledik. Peki, çözüm nerede? Uygarlık tarihi profesörü Mim Kemal Öke, Sufi Kitap’tan çıkan Aşkın Ekolojisi kitabında, işte yukarıda değindiğimiz tüm sorunları ele alıp ekoloji ekseni üzerine çevrenin tasavvufi özünü anlatarak yaşadığımız asrın sorunlarına çözümler getiriyor. “3A Denkliği” kavramıyla ifade ettiği Allah-Âlem-Adem birlikteliğinin sağlanması halinde insanlığın felaha kavuşabileceğini belirtiyor Öke.

3A, evet. Yani insanın yaşadığı, irtibatlı olduğu çevreyi âleme çeviren; en küçük canlıdan cansız taşlara kadar her şeyin insana, bütünüyle göbek bağıyla bağlı olduğunu gösteren sistemdir yazara göre 3A. Holistik (bütünsel) bakış açısı sağlamadan insanın kâinatı ve kendi varoluşunu anlamlandırmasının mümkün olmadığına işaret eden yazar, kâinatı müthiş bir tabloya benzetiyor. Ayrıca kitabını on sekiz görsel ile renklendirip bu görseller üzerinden sembolizm izahı yapıyor.

Yine modern şehirli insanın ancak ve ancak tasavvufun özünü kavradığında gerçek manada yaşamaya başlayacağını vurguluyor Profesör Öke. Çünkü ona göre tasavvuf, insanın kendisini her şeyden soyutlaması değil, aksine her şeyle iç içe olması ve hem kendi iç âlemine hem de tabiata bakış açısını değiştirmesidir. Nebatatıyla, hayvanatıyla birlikte algılanabilecek bir kâinatta yaşıyoruz çünkü. Maddeyi yücelten dünyevi bakış açısına getirilmiş bir alternatiftir yazarın bu görüşü aynı zamanda.

Ekolojinin mutlulukla bir ilgisi olmalı

Özetle, kendimizle aramıza kocaman bir gökdelen görünümünde olan dünya girdi. Sadece kendimizle de değil, yaratıcıyı bile saf dışı bırakacak kadar şişirilmiş, yüceltilmiş bir dünyaydı bu. Çünkü Allah’ı anımsatacak olan ne varsa çekip alınmış, yerine yapay zekânın ürettiği demirden ve şatafattan imal edilmiş dünya dikilmiştir. Her şeye rağmen yeni bir dünya inşasının mümkün olduğuna inanan Prof. Dr. Mim Kemal Öke, aşkı bulup ona sarılarak ve ardından mekaniğe değil ‘doğal’a tutunarak bir dönüşüm gerçekleştirebileceğimizi söylüyor. Tasavvuftaki âlem algısını kavramadan kendimizi ve Allah’ı bulamayacağımıza inanan yazar, “Şehir imajı İslam uygarlığında cennet tasavvurunun bir yansımasıdır.” diyor ve mimariyi ekolojik bağlamda yeniden yorumluyor.

Doğu ve Batı uygarlıklarından örneklerle tezlerini destekleyen Öke, “Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” dizelerinin sahibi Cemal Süreya’ya nazire yaparak “Ekolojinin mutlulukla bir ilgisi olmalı” diyor adeta.

Eyyüp Akyüz, büyük dönüşe inanarak okudu ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2019, 18:24
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13