Edebiyat tarihine dair nitelikli bir inceleme: Hayatın Şiiri Edebiyat

"Âtıf Bedir, edebiyatımızda önemli bir yer edinmiş muhtelif isimlere ve onların bazı eserlerine poetik, kuramsal ve felsefî bakışla yaklaşırken, bir tez ciddiyeti ve kavrayışı içinde." Şadi Oğuzhan yazdı.

Edebiyat tarihine dair nitelikli bir inceleme: Hayatın Şiiri Edebiyat

Daha önce şiir, gezi, anı ve inceleme türlerinde eserleri bulunan Âtıf Bedir, 2021’de yeni bir inceleme kitabıyla okurların karşısına çıktı: Hayatın Şiiri Edebiyat.

İnsan, hayat ve edebiyat arasındaki tarihsel bağıntıyı yeniden anımsatmaya gerek yok sanırım. Ait oldukları toplumun dilini ana malzeme olarak kullanan edebî metinler, aynı zamanda o dili yeniden biçimlendirir ve ona hayat verirler. Edebî metinler içerisinde, dilin en incelmiş biçimi olan şiiri, hayatı kuşatan ayrıcalıklı bir tür olarak gören Bedir, kitabının sunuş bölümünün en son paragrafında şöyle diyor: ‘’Bu kitapta ele alınan yazarlar da eserleriyle hayatın şiirini yazmış, yeryüzüne olan tanıklıklarını kayda geçirmiş, edebiyat adamı bakışlarıyla bize bizi anlatmışlardır.’’

Âtıf Bedir, edebiyatımızda önemli bir yer edinmiş muhtelif isimlere ve onların bazı eserlerine poetik, kuramsal ve felsefî bakışla yaklaşırken, bir tez ciddiyeti ve kavrayışı içinde. Zor olanın seçildiği kanısı hemen oluşuyor çünkü incelemeler genelleme ve değini formunda değil. Aksine, genel görüntünün hemen fark edilmeyebilecek ince ayrıntılarına odaklanılmış. Seçilen o ayrıntılar da bugüne kadar ya hiç ele alınmamış ya da sadece dokunulup geçilmiş uçlardan merkeze doğru bir derinleşme gayretini yansıtıyor. Örneklemek gerekirse, şu yazı başlıkları bile okurun ezberini bozacak türden: ‘’Yahya Kemal’in Şiir ve Hatıralarında Gurbet Duygusu’’, ‘’Trajik Bir Kahraman Olarak Hacı Murat”, ‘’Andre Gide’nin Günlükleri’’, ‘’Sezai Karakoç Şiirinde Aşk Sağanağı’’, ‘’Tanpınar’a Göre Ahmet Haşim:’Hayretin Sırrını Bilen Adam’’’, ‘’Yücel Kayıran’ın Efsus’a Yolculuğu’’ vb…

Biraz önce, söz konusu yazıların bir tez ciddiyeti ve detaycılığı içinde kaleme alındığını söylemiştik. Bunu örneklemek isteriz. “Yahya Kemal’in Şiir ve Hatıralarında Gurbet Duygusu” başlıklı yazısında Bedir, ilkin gurbet/sıla duygusunu kavramsal olarak ele alıp tanımlıyor, ardından insanlar için evrensel bağlamda ne anlam ifade ettiğine yönelik bir yaklaşım getiriyor. Sonrasında yazar, gurbet duygusunun edebî metinlerde neden ve nasıl yer bulduğuna dair tespitlerini ortaya döküyor. Yazara göre gurbet ve sıla duygusu en çok şiir ve hatıra türü metinlerde işlenmektedir. Nitekim, Yahya Kemal’in de şiir ve hatıralarında en çok gurbet duygusu hissedilir.

Bedir bu girişle okuru konunun içine çektikten sonra, Yahya Kemal’in eserlerini birer birer açmakta ve kanıtlar göstererek, yaklaşımını belirginleştirmektedir.

“Andre Gide’in Günlükleri” başlıklı yazıda, öncelikle günlüklere kavramsal bir açılım söz konusu. Günlük tutmanın ve bunu daha sonra yayımlamanın cesaret istediğini söylüyor Bedir. İnsan günlüklerine çoğu kez, kimseye açamadığı şeyleri yazar çünkü. Ve yayımlandığında bu mahremiyet yok olur. “Bu bakımdan özellikle sanat ve edebiyat adamlarının günlükleri çok önemlidir.”

2013 yılında Zeynep Kerman, “Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa” adıyla, Tanpınar’ın günlüklerini derleyip toparlamıştı. Kitabı okuduğumuzda bazen gözlerimiz dolmuş, bazen hayretler içinde kalmıştık. Hatta, günlükler yayımlanmalı mı; o kişisel sırlar ifşâ edilmeli mi? diye tartışmıştık.

Yazıya dönecek olursak, Âtıf Bedir, önce, 1951’de Nobel Edebiyat Ödülü’ü alan Andre Gide’in hayatı ve edebî kimliği hakkında özet ama doyurucu bilgiler sunuyor. Ardından, Gide’in Türkçe’de dört ayrı yayınevi tarafından basılmış günlüklerini irdelemeye başlıyor. Öncelikle, Türkçeye çevrilmiş olanların, Fransızca’da iki cilt olarak yayımlanan günlüklerinden yapılan seçmeler olduğunu anlıyoruz. Gide’in çocukluk yılları, geçirdiği hastalıklar yüzünden aksayan eğitim hayatı, kitaplara ve okumaya olan yoğun ilgisi; tabiatla olan sıkı fıkı bağlantısı ilgi çekici notlardır. “Kırlarda dolaşarak böcek ve bitki toplar, onları sınıflara ayırır, isimlendirir. Bu ilgisinden dolayı böcek bilimi ile ilgilenen yakın bir akrabası tüm koleksiyonunu Gide’e bağışlamıştır.”

İlgimizi çeken bir ayrıntıyı daha aktaralım. “Gide, çocukluğunda babasının okuduğu masallar yüzünden olsa gerek diğer birçok Batılı yazar gibi Doğu’ya, hatta Afrika’ya ilgi duyar. Ama bu ilgi Doğu’yu tanımaktan çok, Doğu’ya bir oryantalist bakış açısı sonucunu doğurur. Onlara göre Doğu fantastik, egzotik ve gizemli bir dünyadır. Gide’in bu bakış açısını günlüklerinde daha çok görürüz. Otobiyografisinde de bu dünyayı keşfetme amaçlı gezilerinden söz etmektedir.”

Kitabın kapsamını daha fazla ortaya dökmektense, bu parça parça alıntılarla, kitabın bütününe yönelik bir izlenim oluşturmaya çalıştık. Özetleyecek olursak, öncelikle şair yönüyle tanıdığımız Âtıf Bedir, inceleme yazılarında da şiirlerindeki titizliği korumaktadır. Böylesine ciddî inceleme yazılarının kurgu metinler kadar keyifle okunması, yazarının kalemindeki işlekliğe, samimiyete ve temaların ilgi çekici olmasına bağlıdır. Bedir, adı geçen eserinde kuramsal bakışını akıcı dille bütünleştirmiş, eserini keyifle okunabilir hâle getirmiş görünmektedir.   

 

Şadi Oğuzhan

(*) Âtıf Bedir, Hayatın Şiiri, Hece Yayınları, 2021, Ankara

 

  

Yayın Tarihi: 20 Eylül 2022 Salı 10:00 Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2022, 22:43
YORUM EKLE

banner19

banner36