banner17

Edebiyat dergisinin direnişçi serüveni

Abdullah Harmancı'nın 'Yazının Yükü' kitabında, Edebiyat dergisinin, bütün zorluklara rağmen, kardeşlik ve dostluk bilinciyle nasıl çıkarıldığına şahitlik ediyoruz. Hatice Ebrar Akbulut yazdı.

Edebiyat dergisinin direnişçi serüveni

https://www.ktpkitabevi.com/urun/yazinin-yk-9786053260530Yerli düşüncenin ocaklarıdır dergiler. Yabancılaşmaya yönelik bir antitez oluşturmak, kısır döngüden kurtulmak için en uygun vasıtalardır. Geçmişin, bugünün ve geleceğin nabzı dergilerde atar. Dergilerin, ülke ve dünya çapında yaşananlara sessiz kalmaması, bilinçlendirme ve sorumluluk yükleme gibi önemli işlevleri vardır. Hangi dergi bunu ne kadar başarır, burası tartışmalıdır. Bir ülkenin edebiyatını, edebiyat ortamını, en güzel, dergiler aracılığıyla görebiliriz. Çünkü ülkede yaşanan sorunların şiire, yazıya, öyküye yansıması kaçınılmazdır. Derginin çıktığı dönemin izleri, yansımaları, o dönemin edebiyat ortamı ve edebiyat anlayışı, yazarların kalemine yansır.

Nuri Pakdil etrafında gelişip serpilen Edebiyat dergisini incelediğimizde, döneminin edebiyat anlayışını, siyasi-politik durumlarını yansıttığını görürüz. Dergide yazan birçok kalem, Pakdil’in ve derginin üzerine sinen duruştan, derginin benimsediği ideolojik anlayıştan etkilenmiş. Kimse derginin yüklendiği misyona aykırı hareket etmemiş. Öyle ki, derginin yurt içinde ve yurt dışında yüklendiği misyon, yazarların sözcüklerine, anlatım tarzlarına, hatta yaşam şekillerine varıncaya kadar kendini gösterir hâle gelmiş.

Edebiyat dergisi, yerli düşünceyi savunmuş. Yabancılaşmaya, Batılılaşmaya karşı müthiş bir direniş göstermiş. Pakdil, Biat kitabının birinci cildinde şunları söyler: “1969’da, M. Akif İnan, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt’la birlikte Edebiyat dergisini çıkarmaya karar verdiğimizde, bizi bu girişime zorlayan etken aslında tekti: Ülkü olarak Batıcılığı seçmediğimizi, yalnızca yerli düşünceye ve bunun tüm değer yargılarına bağlı olduğumuzu söylemek.” Bu sözler, derginin kuruluşuna dair bir manifesto gibidir. Pakdil’e göre, bir ülkenin yazarları, yeni bir şey ortaya koyamıyor, bir tavır sergileyemiyor, yalnızca öykünerek hareket ediyorsa, o ülkenin edebiyatı giderek zayıflar. Edebiyat dergisi, gereksiz öykünmenin, yeni bir şey ortaya koyamamanın karşıtı olarak çıkarmış her sayısını.

Abdullah Harmancı, Yazının Yükü kitabında, dergide yer alan yazarları, şairleri, yazıları, şiirleri tek tek ele almış. Her sayıda özenle belirlenen konuları, değini yazılarını incelemiş. Yazının Yükü’nde yapılan alıntılamalara, yararlanılan kaynaklara bakılırsa, Harmancı, oldukça geniş ve özverili çalışmış. Öncelikle Türkiye’deki dergiler ve dergilerin işlevleri hakkında bir girizgâh yapıldıktan sonra, odakta Edebiyat dergisi olmak üzere, diğer öncü dergiler ve onlarla özdeşleşen karizmatik kişiler incelenmiş.

Nuri Pakdil, yaşamsal anlamda da derginin yazarlarını etkiledi

Yazının Yükü’nde okura sağlanan bir diğer zenginlik de ele alınan her kavramın/ konunun/ sorunun, kritik ve soruşturma yapılarak anlatılmasıdır. Harmancı, anlatmak istediklerini, gerek araştırma yaparak, gerek bazı kaynaklardan alıntılama yaparak, gerekse de Edebiyat dergisi ortamının atmosferini görmüş, yaşamış kişilerle bizzat mülakat yaparak anlatmış. Büyük Doğu, Diriliş ve Edebiyat dergilerinin kıyaslama yapılmamak suretiyle benzerlikleri ve ayrılıkları işlenmiş.

Derginin nasıl oluştuğu, derginin biçimsel özellikleri, yazı kadrosu, kullanılan müstear isimler, yayın serüveni ve derginin nasıl kapandığı, kapandıktan sonra dergi hakkında nelerin söylendiği ilk bölümde anlatılmış. İkinci bölümde, Edebiyat dergisinin dünya görüşü ve edebiyat anlayışı incelenmiş. Üçüncü bölümde, Edebiyat dergisindeki edebî verimler incelenmiş. Edebî verimler arasında, nicelik ve nitelik yönüyle öne çıkan kalemlerin ürünlerini incelemek ölçü olarak alınmış. Kitabın son bölümünde ise Ek’ler bulunuyor. Edebiyat dergisinin yazarlarıyla yapılan soruşturmaların yer aldığı bu bölümde, Nuri Pakdil’in sadece yazınsal anlamda değil, yaşamsal anlamda da yazarlara ne kadar etkisinin olduğunu görüyoruz.

Müslüman halkları gözetmek, onların yaşadığı zulmü dile getirmek, sömürüye karşı çıkmak, Batılılaşmaya karşı durmak derginin ruhuna işleyen konular olmuş. Edebiyat, insanı Tanrı ile buluşturan, zulmü yeryüzünden silmek için kullanılan etkin bir araç olarak görülmüş. Edebiyat dergisi, her sayısında, yazarın kesinlikle toplumdan ve toplumun sıkıntılarından kaçma gibi bir lüksü olmadığını vurgulamış. Pakdil’in karakter özelliklerini ve Edebiyat dergisinin özelliklerini ayrıntılı bir şekilde inceleyen Harmancı, derginin özellikleri arasında şunları sayar: “Tavizsizdir, seçkincidir, İslâmcıdır, güncelden uzaktır, diyaloğa açıktır, ümmetçidir.”

Edebiyat dergisinin mücadeleci ve direnişçi serüveni

Yazı ve düşünce ahlâkının ön planda tutulduğu Edebiyat dergisi, bir okul işlevi görmüş. İçerisinde yetişen birçok kalemi, öze bağlı kalarak yetiştirmiş. Gerçekten de, hem ebediyete intikal etmiş kalemlerin yazılarına hem de bugün aramızda yaşıyor olan Edebiyat dergisinin eğitiminden, denetiminden geçmiş kişilere baktığımızda, onların kişiliklerinde, yazdıklarında bir ağırlık ve derinlik görüyoruz. Edebiyat dergisi yazarları, dergiyle bağlarını o kadar kuvvetli tutmuşlar ki, bu bağ dergi kapandıktan sonra da içten içe devam etmiş. Derginin kapanması, hepsinde buruk bir acı bırakmış. Kimisi uzun süre hiçbir yerde yazı yayınlamazken, kimisi de Edebiyat dergisinin yayıncılık ahlâkına en uygun yerlerde, yazma hayatına devam etmiş. Dergi kapansa bile oradan aldıkları birtakım kıstasları başka dergilerde de gözlemleyerek buralarda yazmaya çalışmışlar. Artık her yerde yazamayacak olmanın vakarını taşımışlar.

Yazının Yükü, ciddi bir çalışmanın ürünü olarak, yazmanın insana ne denli ağır bir vazife yüklediğini anlatıyor. Yazının Yükü’nde bir derginin, bütün zorluklara rağmen, kardeşlik ve dostluk bilinciyle nasıl çıkarıldığına şahitlik ediyoruz. Edebiyat dergisi, iyiliği yaya yaya, kötülüğü men ede ede, insanı kucaklaya kucaklaya, zulmü dile getire getire yüz elli yedi sayı yayımlanmış. Yazının Yükü, Harmancı’nın kaleminden, Edebiyat dergisinin bu mücadeleci ve direnişçi serüvenini anlatıyor.

Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2018, 16:50
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20