Ecel gelinceye kadar cihada devam etmek

Zeynep Gazali’nin tavizden ve takiyyeden uzak, onurlu ve azimli duruşu Müslüman Kardeşler’in eğitim ortamları ve hareketin nebevi kıvamından ileri geliyordu. Mustafa Körkün Tarhanacı yazdı.

Ecel gelinceye kadar cihada devam etmek

Hasan el Benna der ki:

“Ezher’in ilim gücü, tasavvufun manevi gücü ve Müslümanların amelî gücü bir araya gelse, ümmetin içine düştüğü bu girdaptan sağ salim kurtulması kaçınılmaz olurdu…” 

“Müslüman Kardeşler hareketi, hareketini selefî bir mesaj, Sünnî bir yöntem, tasavvufî bir hakikat, siyasal bir örgüt, atletik bir grup, bilimsel ve kültürel bir bağ, ekonomik bir girişim ve toplumsal bir fikir olarak tanımlamış ve bu hareketin Sünnî, gelenekçi ve reformcu düşüncedeki en aktif unsurların mirasçısı ve icracısı olduğunu ilan etmiştir."

Zindanda öğle ezanı duyuluyor. Zeynep Gazali namaza duruyor, ikindi vaktine kadar namaza devam ediyor, ikindi okunuyor, onu da kılıyor ve duruyor. İlke olarak koyulan on üç yıllık eğitim periyotları, %75 toplumsal destek hedefi, El-Benna’nın Risaleleri, ilahiler, nefis terbiyesi, ruh eğitimi, hakiki iman olgunluğuna ermiş davet erleri, yetiştirilen onlarca yüzlerce üstad, mürşid, öncü ve lider…

Mısır’ın diktatörü Abdunnasır, Zeynep Gazali’nin kurucu başkanı olduğu Müslüman Kadınlar Birliği’nden nefret ediyordu, adını bile duyduğunda öfkeleniyordu. 1936’dan beri kurucu başkanı olduğu Müslüman Kadınlar Birliği’ni kapatacağına dair haberi ilk aldığında Gazali’nin verdiği tepki şöyle: “Onun bu azgınlığı biz Müslümanlar için gönül huzuru ve davet için çalışmaktan başka bir şeyi arttırmayacaktır. Davetimiz tevhid davetidir ve Allah’ın izniyle başaracağız…”

Kapatılma tehditlerine rağmen Sosyalist Birliğe üyeliği reddetti. Abdunnasır’ın pazarlık tekliflerine, tehditlerine, hatta suikast girişimine rağmen geri adım atmadı ve 1964’te Müslüman Kadınlar Birliği kapatıldı. Bu onun için Hak yolda verilmemesi gereken bir tavizdi. Onun yerine çalışmalarına evinden devam etme kararı aldı. Yürekli karakteri ve tavrı göğsündeki derin imandan kaynaklanıyordu.

Zeynep Gazali’nin tavizden ve takiyyeden uzak, onurlu ve azimli duruşu Müslüman Kardeşler’in eğitim ortamları ve hareketin nebevi kıvamından ileri geliyordu. Bunlar bilinçsiz ve abartılı övgüler değil, somut gerçekler. Abdunnasır’ın 1965 yılında giriştiği tasfiye ile bir şekilde darbe alan binlerce kadın, erkek, genç ve yaşlı hareket mensuplarına ve idamla yargıladığı 42 İslam erinin tamamına yansıyan bu özelliklere bakıp bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.  

Zeynep Gazali’deki davet disiplini, olaylar karşısındaki sözler ve tavırları adeta İmam Gazzali’nin kitaplarında teneffüs edebileceğimiz ve ilmine sinmiş samimiyeti, ciddiyeti ve vakarı andırıyor. Yüreği etkileyip bir tür manevi cazibe ile dolduran, hatta bir miktar ürküten bir ağırlık bu. Artık Allah için var olmuş, Allah için her şeyden vazgeçmiş bir yüreğin muhatabında hissettirdiği çekici ve düşündürücü bir ağırlık. İman ve tevhid şahitliğini tüm kuvvetiyle hissettiriyor. Cesareti ve pervasızlığı dengesiz değil, davaya kararlı ve sebatlı bir inanç ve bağlılıktan kaynaklanıyor, Hasan el Benna’yı hatırlatıyor.

Gazali’nin Hasan el Benna’ya biatına bakınız: “İslam’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır…” Biatının ertesi yılı İmam şehit oldu. Zeynep Gazali’nin biatı ömür boyu kadar devam etti.

Hasan el-Benna’dan sonra Müslüman Kardeşler’in Genel Başkanı Hasan Hudaybi’nin 80 yaşlarında iken Abdunnasır’ın zulmüne karşı sözleri: “Azme sarılması ve bizimle işkencelere katlanması için kimseyi zorlamıyorum. Ancak şunu belirteyim ki davet hiçbir zaman ruhsatlara sarılan kimselerle gerçekleşmez.”

Zeynep Gazali, Müslüman Kadınlar Birliği’nde Abdunnasır’a karşı muhalefet yaparken de, hapse giren Müslüman Kardeşler mensuplarının aileleriyle ilgilenirken de, Abdulfettah İsmail ile Allah yolunda cihad ve davetten caymamak üzere biatlaşırken de kararlılık ve coşku içinde bir mücadele ile hayat sürüyor. Sözleri ve amelleri o kadar canlı ve etkileyici ki…

Ramazan Kayan’ın dertli dertli yakınıp durduğu “Yeni bir rüzgar estirmeliyiz” çağrısı Gazali’de hayat buluyordu. Türkiye’de hakikate şahitlik eden ruhlar hayatın her sahnesinde var olup sayıları arttıkça İslam gönüllerde taht kurup topluma hâkim olacaktır. Arzu edilen de bu kalbî kaynağın lâyıkı veçhile coşup akmasıdır.

Zeynep Gazali kitabında Müslüman Kardeşler’le verdiği İslami davet mücadelesinin 1964-1971 yılları arasındaki çileli dönemi özetliyor. Bu tarihlerde yaşadığı anılar, başından geçen zorluklar, özellikle de Mısır hapishanelerindeki sıkıntı dolu günlerine odaklanarak, en ince detaylarını vererek anlatıyor.

Kitapta sadece olan bitene bakmamak lazım. Zeynep Gazali’nin bir de kalp hikayesi var. Ruh terbiyesi (dua, zikir, Kur’an, namaz ve nefis terbiyesi…) ile iç içe bir davet mücadelesinde ulaştığı manevi makamlar, ruhunda meydana gelen olgunluk bu hikayeyi tamamlıyor.  

Eşiyle 1958-1959 yıllarında Müslüman Kardeşler’i tekrar canlandırma çalışmalarını konuşurken eşinin endişeli sözlerine karşı, ona evlenirken söylediği bazı cümleleri hatırlatıyor. Benimle birlikte siz de uzun uzun düşünün lütfen: “Hasan el-Benna’ya gerektiğinde Allah yolunda ölmek için biat ettim, bu Rabbani şereften alıkoyacak bir adım bile şimdiye kadar atmadım. Allah yolunda ölmek için gerektiğinde bir gün o adımı atacağım ve onun özlemini duyuyorum… Sorumluluk sonucu mücahitler safında yer aldığım gün ne yaptığımı sormayacaksın! Kendini Allah yolunda davete ve adının yücelmesi için yolunda cihada adamış, on sekiz yaşındaki bir kadın ile evlenmek isteyen erkek arasındaki sarsılmayan güven kadar sağlam tut. Evliliğin çıkarları ile Allah yolunda davet çatıştığı gün, evlilik bitecek ve davet bütün varlığımda devam edecektir.” Gazali’nin eşiyle arasındaki güven ve bağlılık ilişkisine bu cümlelerdeki unsurlar garip ama haklı bir hüzün katıyor. Yüreği cihad aşkıyla dolu genç bir kadınla evlenmenin ne demek olduğunu bilen mümin bir tüccarın gece yarısı eşinin misafirlerine kapı açıp buyur etmesi, onlarla ilgilenmesi ve toplantıları başlayınca ayrılması çok farklı, özgün bir hikaye…

Hasan Hudaybi, Abdulfettah İsmail, Muhammed Kutub ile görüşmeleri, kız kardeşleri vasıtasıyla hapishanedeki Seyyid Kutub ile haberleşmeleri çok etkileyici. Gazali o dönemi şöyle anlatıyor: “Tatlı geceler, feyizli günler ve Yüce Allah’ın sevdiği meclislerde geçen kutsal anlarla çalışmalarımız devam ediyordu… Ruhlarda İslam akidesinin yerleşmesi için eğitim, hazırlama ve yetiştirme süresinin on üç yıl sürmesini kararlaştırdık. Bilindiği gibi bu süre Mekke’deki İslam daveti için harcanan süre kadardır.” Bu davet ve eğitim sürecinin sonunda halkın %75 oranında değişmesini hedeflediklerini, bu orana varmadıkları takdirde yeni on üç yıllık periyotlara karar vereceklerini anlatıyor.

Gazali gerçekte, en tepedeki esas amacın kesinlikle nesillerin değişmesi sonucuna ulaşmak olmadığını, ölene kadar bu çabaları (cihad) devam ettirmenin en önemli misyon olduğunu vurguluyor. İşte “gerçek/ebedi zafere” giden süreç: Esas hedef ecel gelinceye kadar cihadın devam etmesi, gerisi takdir-i ilahi, lütf-u Rabbani…

Zindan Hatıraları, Medva Yayınları, Zeyneb Gazali

Mustafa Körkün Tarhanacı

Yayın Tarihi: 17 Şubat 2021 Çarşamba 11:00
banner25
YORUM EKLE

banner26