Ebuzer'in yalnızlığındaki hüzün bu kitapta

Ali Şeriati öyle net anlatıyor ki, öyle canlı ve gerçek anlatıyor ki, Ebuzer’i okurken Ebuzer olabiliyorsunuz. Ahmed Salih yazdı..

Ebuzer'in yalnızlığındaki hüzün bu kitapta

Ali Şeriati’nin bir takım insanlar tarafından üzerinin örtülmeye çalışılmasının, çeşitli sebeplerle karalanmak istenmesinin sebebi nedir acaba? Alnı secdeye giden bir insan hakkında bu kadar ileri konuşmak da nedendir?

Ali Şeriati, ne Sünnilerin Şii demesiyle Şii olmuştur, ne de Şiilerin Sünni demesiyle Sünni olmuştur. Ali Şeriati’nin savunuculuğunu yapmak istiyorum evet, nedeni ise şudur: Ali Şeriati, o kadar büyük bir kaynaktır ki, insanlar önyargılarıyla okumaya kalktıklarında, kendilerince hata olarak gördükleri bir detaya takılıp külliyen bir insanı, kitap olan bir insanı yakmaktan hiç çekinmiyorlar. Buna nazaran, hayatı küfürle, reddiyeler yazarak, insanları küçümseyerek geçen insanların kitaplarını okurken müthiş bir hayranlık besliyorlar. Böyle insanları anlamak için, zihinleri tamamen açık ve görüşlerini berrak tutmak için, önyargısız tutmak için kendilerini entelektüel çabalar içerisine sokuyorlar. Bunu Ali Şeriati için de yapmaları gerektiğini söylüyorum.

Bazıları belirli dini gerekçelerle Ali Şeriati’yi karalamak istemektedir. Konuyu fazla uzatmadan sadece küçük bir detay söylemek istiyorum. İmam Hanefi, İmam Caferi’nin öğrencisidir. Burada mezhepçilik yapmak değil amaç, mezheplerin birbirleriyle bağlantılı oluşunu göstermektir. Ayrımcılık, ortak yanların farkındalığıyla ortadan kalkabilir diye düşünüyorum. Hem en büyük ortak yan İslam değil mi, bu yetmez mi?

Ebuzer’in yalnızlığındaki hüznü görüyorsunuz kitapta

Ali Şeriati’nin Resulullah’ın (s.a.v.) ve sahabelerin dönemine dair yazdığı yazılarda benim ilgimi çeken şey, sahabe kavramı üzerinde insanı tekrar düşünmeye itmesidir. O dönemde yaşamış olan insanların hatalarını, bir sosyologun gözüyle tartarak, ama Müslüman kimliğini asla laik bir mantıkla bu sosyolog görüşünden ayırmadan, yazmıştır. Efendimiz (s.a.v.)’e olan sevgisini ve O’nu sevenlerin sevgisine sadık, temiz, çıkarsız, gerçek sevenlere olan sevgisini açık ve net gösteriyor Ali Şeriati.

Ebuzer… Yalnız adam… Ali Şeriati öyle net anlatıyor ki, öyle canlı ve gerçek anlatıyor ki, Ebuzer’i okurken Ebuzer olabiliyorsunuz. Ebuzer’in çölde Efendimiz’i yakalamak için sarf ettiği çabayı görebiliyorsunuz. Siz de arzuluyorsunuz o çölü aşmayı ve Efendimiz’e yoldaş olabilmeyi. Ebuzer’in her damla teri ateş gibi düşüyor alnınızdan aşağı, kitabın sayfalarının arasına. Ebuzer ile Bilal’in, bu iki güzel insanın, bu iki ellerinden öpülesi insanın arasındaki kavgayı okuyorsunuz. Gülümsüyorsunuz. İki masum çocuğun kavgasını görüyorsunuz. Ebuzer’in nasıl utandığını, nasıl özür dilediğini görüyorsunuz. İhanetleri görüyorsunuz. Sen de mi, diyorsunuz, sen de mi? Ebuzer’in yalnızlığındaki hüznü görüyorsunuz. İşte Ali Şeriati bunları gösterebiliyor.

Ali Şeriati, yazdığı kitapların tümünde bir şeyi açıkça söyleyip durur aslında insanlara, ben insanlara yazıyorum, der. İşte bu yüzdendir ki, Ali Şeriati, insanların kendi tarafına çekmek istediği bir adam olup, çekemediği için de nefret ettiği, karalamak istediği, kin tuttuğu, haset ettiği bir insan oluvermiştir. Ebuzer, sadece Müslümanların okuması için yazılmamıştır. Ebuzer, bütün insanların okuması için yazılmıştır. Nitekim, düşünüyorum da, belki de Ali Şeriati de böyle düşünüyordur, bir insan Efendimiz (s.a.v.)’i ve O’nu gerçekten seven, O’na olan sevgisinin masumiyete yol açtığı bu insanları nasıl sevmez? Ya hiç duymamıştır, ya da kendisine yabancı olan taraflarından tutulup onlara gösterilmeye çalışılmıştır. Ali Şeriat’i, Ebuzer’de de, çoğu dini tarih kitaplarında da, Resulullah (s.a.v.)’ı bir insan olarak ele almıştır. Bir insanın yaşadıklarını yazmıştır. Ah ne güzel bir insanın yaşadıklarını yazmıştır. Bir insana insan sevdirilirse, O insanın bütün yanları da sevdirilebilir, değil midir? Ebuzer, Ebuzer’i çok iyi tanıtan bir kitap… Ebuzer’in yalnızlığını daha iyi tanıyarak, onu anlamış birinin dilinden okuyup onu anlayarak, hislerine, acılarına, sevincine, öfkesine ortak olarak, Ali’ye olan sevgisine, Resulullah’a olan sevgisine ortak olarak, Ebuzer’i okuyup dâhil olabilir, onunla, Onlarla, O’nunla beraber olabiliriz. Böyle güzellikler neden okunmasın.

Yazarın, kitabı yazarken aynı zamanda o dönemde yaşayan, görüp, hissedip, sevip yazan biri olduğunu söyleyebilirim. Bu da, anlayan birinin anladıklarını açığa çıkarışından faydalandığımız takdirde, aynı bilince erişebilmemizin kapılarını açan bir gerçekliktir.

Ahmed Salih yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2018, 22:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Taha Murat
Taha Murat - 4 yıl Önce

Kardeşim iyi güzel heyecanla aşkla methetmişsin anlıyorum da kitap eleştirisinde biraz eksikliklerden bahsetmek lazım. Tıpkı üniversite yıllarımda Ali Şeriati'den dünya kurup laf edenlerle hınçla cedele giren kardeşlerimi hatırladım yazıyı okurken. Bence yazıyı tashih edip kitabın sonuna okuyucu sahabeye karşı nasıl kışkırtılıyor onu da ekleyiver. Zenginlikleri sebebiyle istihzalı bir şekilde fişlenen sahabiler -velev ki doğru olsa bile- okuyucularda nasıl bir inanç tahribatı yapacak düşün.

Taha Murat
Taha Murat - 4 yıl Önce

Tabi bu demek değildir ki okumayalım,okumaktan korkutalım. Sadece şerh düşelim diyorum yani. Her ne kadar mezhep üstü tanıtılsada basbayağı şia gözlüğü vardır Ali Şeriati'de. He birileri illa ki yüceltilecekse, çevirmenin anladığı kadar tanıtılan bir Ali Şeriati yerine kendi dilinde derin bir anlatım sunan İsmet Özel - Sosyo-ekonomik olarak Ali Şeriati ile benzeşen yönleri olduğu için bu örneği veriyorum- buna daha layık bence. Ama belirtmek isterim ki bence de öylesine biri değildir Ali Şeriati

banner19

banner13